Müslümana Bu Çeşmeden Su İçmek Haram..!!

Müslümana Bu Çeşmeden Su İçmek Haram Bir Müslüman’ın ruhen ve bedenen tekâmül edebilmesi için, İslâmi esaslara göre gönülden bağlanması, yaşaması ve gereklerini harfiyen tatbik etmesi gerekir. “İslâm her manasıyla yaşanmadıkça, ulvî prensipleri kalbimizin derinliklerine işlenmedikçe, olgunluktan söz etmek, kişiyi gülünç duruma düşürür. “Şurası bir hâkikattir ki; toplumlar fertlerin inhitatı ile geriler. Bazen de bunun tamamen aksi olur. Toplumların gerilemesiyle fertler geriler.” “Sonradan Müslüman olan İngiliz şarkıcısı Yusuf İslâm “Önceden Müslümanları tanımış olsaydım, Müslüman olmazdım ”demiştir.
Bu haber 2013-05-12 21:59:56 eklenmiş ve 1149 kez görüntülenmiştir.

 

Müslümana Bu Çeşmeden Su İçmek Haram

Bir Müslüman’ın ruhen ve bedenen tekâmül edebilmesi için, İslâmi esaslara göre gönülden bağlanması, yaşaması ve gereklerini harfiyen tatbik etmesi gerekir.

İslâm her manasıyla yaşanmadıkça, ulvî prensipleri kalbimizin derinliklerine işlenmedikçe, olgunluktan söz etmek, kişiyi gülünç duruma düşürür.

“Şurası bir hâkikattir ki; toplumlar fertlerin inhitatı ile geriler. Bazen de bunun tamamen aksi olur. Toplumların gerilemesiyle fertler geriler.”

“Sonradan Müslüman olan İngiliz şarkıcısı Yusuf İslâm “Önceden Müslümanları tanımış olsaydım, Müslüman olmazdım ”demiştir. 

“Her gün renkli basın ve televizyonları izliyoruz. Trafik kazaları, kocanın eşini kesmesi, hırsızlık, yolsuzluk, evlendirme olayları, televizyonlardaki çılgınca lüks yaşama programları, meclisteki argo konuşmaları ve parti liderlerinin her gün birbirlerine hakaret edici sözleri; toplum ahlakının erozyona uğradığını göstermektedir. Bu gibi olaylar normal karşılanır hale gelmiştir. Böyle bir toplumun seçip meclise gönderdikleri milletvekillerinin birbirlerine küfürlü sözleri ahlaki seviyelerini göstermektedir. CHP Tunceli milletvekili Kamer Genç’in Aile’den sorumlu bakanı Fatma Şahin’e söylediği sözler. CHP’li bir kadın milletvekili ile Fatma Şahin’in uçakta birbirlerine yaptıkları hakaretler ve AKP Tokat milletvekili Zeyit Aslan’ın mecliste Kamer Genç’e söylediği galiz küfürler yabana atılacak gibi değildir. Kültür seviyesi düşük kenar mahalle çocuklarının ancak birbirlerine söyleyebilecekleri sözlerdir. Terbiyem buna müsait olmadığı için buraya bu galiz sözleri yazamıyorum. Bayan bir milletvekili de üzülmesin diye BU GALİZ KÜFRÜ EDEN MİLLETVEKİLİ’Nİ teselli ediyor. Hiç utanma ve arlanma yok. Bir de pişmiş kelle gibi sırıtıyor. Toplumda artık bunlar normal karşılanıyor. Bir de bunları takdir ve tebrik edenlere rastlıyoruz.İşte biz buyuz!

Şu olay bu günkü Müslümanların neden bir araya gelemediklerini ve olaylara karşı ne kadar duyarsız olduklarını çok güzel anlatmaktadır.

Vaktiyle Bursa’da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”,bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş “:Her kula helâl, Müslüman’a haram!”Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…

Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka- paça huzura getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dinî İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?”diye çıkışmışlar adama. O da:

-Müsaade buyurun, sebebi var, lâkin ispat ister, Delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:

-Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!”demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş:

-“Nedir gerçekten?”diye sormuş. Adam:

-Bir tek sultana derim”.Diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş

-Adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan 

-De bakalım ne diyeceksin. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman’a haram yazarsın?”Adam, başı önünde konuşur:

-“Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

-“Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?

-“O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım .”

-“E e e e!”

-“Sultanım, herhangi bir havradan (Sinagog) rast gele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun, bir hafta sonra. Bakın neler olacak…”Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, “ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim demişler.” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:

-Sultanım, artık bırakmak zamanıdır. Demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler… Az zaman geçmiş ki, adam:

-Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız. Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levanterler: din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:

-“Bitti mi?” demiş, adama.

-Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş

-“Şimdi nedir isteğin?”

-Efendim payitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenebilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulu cami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar,yaka-paça götürmüşler…Ve ne olmuş bilin bakalım?Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor,siz ne yapıyorsunuz?Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz” gibi tek bir kelâm etmemiş,imamın peşinden giden,arayan-soran olmamış!Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen –giden yok!.Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine,ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri …Halk halinden memnun,başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:

-“Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

-“Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!”

-Vah vah! Acırım arkasında kıldığım namazlara…”

-Sorma, sorma…”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

- “E e e, ne olacak şimdi? Adam:

-Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

“Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?”

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

Hava bile haram, hava bile !” demiş… 

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer EĞİTİM haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250