istanbul escort

antalya escort

Deprem “Geliyorum” Demez!

Bu söyleşi tedavi gördüğü İzmir Çiğli Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 13 Mayıs 2019 Pazartesi günü gözlerini yaşama kapatan Niksarlı hemşehrimiz, bilim insanı, Jeoloji Yüksek Mühendisi ZEKAİ TEKİN ile sağlıklı günlerinde Cihat Taşkın tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bu haber 2019-05-13 19:08:01 eklenmiş ve 760 kez görüntülenmiştir.

Bu söyleşi tedavi gördüğü İzmir Çiğli Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 13 Mayıs 2019 Pazartesi günü gözlerini yaşama kapatan Niksarlı hemşehrimiz, bilim insanı,  Jeoloji Yüksek Mühendisi ZEKAİ TEKİN ile sağlıklı günlerinde Cihat Taşkın tarafından gerçekleştirilmiştir. Ruhu huzur içinde olsun…

 

Yöremizde yaşayan yurttaşların deprem gerçeğini ve yıkıcı depremlerin arkasında yatan asıl nedenleri bilmesinde büyük yarar var. Türkiye'nin birçok bölgesinde Jeoloji ve maden çalışmalarında bulunan Jeoloji Yüksek Mühendisi Zekai Tekin, MTA'da (Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü) uzun yıllar yaptığı deprem araştırmaları ve altın yataklarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınıyor.

 

Tekin'den bölgemizi yakından ilgilendiren deprem gerçeğiyle ilgili bilgiler istedik.

 

Sayın Tekin, Tokat ve ilçeleri 1. derece deprem bölgesinde yer alıyor. Olası bir depremin mal ve can kaybına neden olmaması veya hasarın en aza çekilebilmesi için ne yapmalı? 

 

Jeolojinin ana konularından biri olan ve halkımızı en çok tedirgin eden depremler ve fay hatları konularında da uzun yıllar çalışma ve araştırmalarda bulundum. Depremin hasar verdiği bölgelerde incelemeler yaptım. Her ne kadar depremler için doğal felaket desek de insanları bu acı dolu felaketlere sürükleyenler de yine insanlardır. Önce depremin ne olduğunu iyi bilmeliyiz ki dolayısıyla depreme karşı ne yapıp ne yapmamamız gerektiğini de kavrayabilelim.

 

Halkımız bir takım şarlatanların ağzından depremin önceden tespitiyle ilgili yalan yanlış bilgiler edinmeye çalışıyorlar. Hepimizin bildiği örnekler; normal ötesi mevsim geçişleri olduğunda, karıncalar yuvalarını terk ettiğinde, atlar ve inekler huzursuzlandığında vb. olaylarla depremlerin olacağını önceden öngörme gibi düzmece bilgilerle halkımız kandırılmaktadır.

 

Depremler tamamen yer hareketleridir. Konuyu tüm ayrıntılarıyla ve bilimsel olarak anlatmayı çok arzu ederdim ancak buna ne sizin sabrınız ne de yayınınızın sayfaları yeterli olmaz. Fakat vatandaşlarımızın deprem gerçeğini ve yıkıcı depremlerin arkasında yatan gerçek nedenleri bilmesinde büyük yarar var.”

 

Bize önce depremin nasıl oluştuğunu açıklar mısınız?

 

Anadolu toprakları Afrika ve Arap kıtası tarafından her yıl ortalama 3 cm. olarak sıkıştırılmaktadır. Doğu Anadolu Fay Kırığı olarak adlandırdığımız kırıkla Kuzey Anadolu Fay Kırığı Muş Karlıova'da birleşerek bir kama yapıyorlar, Arap bloku Bitlis Dağlarının altından Türkiye'nin altına dalarken Afrika Anadolu'nun komple altına daldığı izleniyor. Bunların sıkıştırmasıyla bizim Karadeniz dağlarıyla Anadolu arasındaki Kuzey Anadolu Fayı ile Doğuda Bitlis Dağlarıyla Malatya Pötürge'den geçerek Kızıldeniz'e kadar uzanan bir kırık hattımız var. İşte bu hat arasında kalan kısım sıkıştığından dolayı Batıya doğru her yıl ortalama 2 cm. kayıyor. Kayma esnasında bu hareketi engelleyen kaya kertiklerinden oluşan blokları arkadan gelen basıncın artmasıyla, aynı zamanda kırıklar içinde bulunan suyun 600 bardan yukarı sıkışarak infilak etmesiyle o kırık engelleyen hatların daha çabuk kırılmasına neden olduğundan 3 Mt.,  5 Mt., 10 Mt. gibi belli bir uzaklığa ani olarak fırlar. Her fırlamada önündeki engele çarpar ve bu çarpmadan dolayı sarsıntılar oluşur. Yerin, 30 Km. - 40 Km. derinliğinde başlar, 10 Km. - 5 Km. derinliğine kadar yeryüzünü titretir. İşte bu sarsıntıya biz 'Deprem' ya da 'Deprem Dalgaları' diyoruz.

 

Deprem ve deprem Dalgalarını nasıl inceliyorsunuz?

 

Deprem dalgalarını 3 ana temelde inceliyoruz.  

 

1.Bir ve iki katlı binalara hasar veren Küçük Frekanslı Deprem Dalgaları,

2.İki ve beş kat arasındaki binalara hasar veren Orta Frekanslı Deprem Dalgaları,

3.Beş katın üzerindeki binalara hasar veren Yüksek Frekanslı Deprem Dalgaları

 

Bu nedenlerden dolayı; depremler oluşurken su dalgaları gibi kıyıya vurup geriye yansıma özelliğine de sahiptir. Bu dalgalar birbirlerini ya güçlendirirler ya da zayıflatırlar. Yansıyan ve gelen dalga birbirini kuvvetlendirdiyse, yani binanın altına kuvvetli bir yükselme geldiyse o bina hasar görür. Hemen yanına birbirini yok eden dalga oluştuğunda, bir yan binanın altından nötr dalga geçtiği için, bu bina yıkılırken yanındaki bina sapa sağlam kalabilir. Bu da deprem dalgalarının birbirinin içine girmesinden doğan bir olaydır.

 

Sayın Tekin, vatandaşlarımızın çok sık karıştırdığı; “Depremin Şiddeti”, “Depremin Kuvveti (Büyüklüğü)”, “Depremin Derecesi”, “Fay Hattı” ve “Fayın Kırılması” hakkında da bilgi verebilir misiniz?

 

Evet, çoğu zaman karıştırılan kavramlardır. Testere dişlerini düşününüz. İki testerenin dişlerini birbirine geçirip yana doğru sürtünüz. O dişler ufalandığında biz ona depremde kırılma diyoruz. Yoksa kalem gibi ikiye kırılmıyor. Bir diğer karıştırılan konu da Kuvvet (büyüklük) ve şiddet tanımlarıdır.

 

Depremin Kuvveti (Büyüklüğü) ile Depremin Şiddeti farklı şeylerdir.

 

Sayılarla açıklayayım;

 

101=10'dur. 102=100'dür. Yani biz, 10'un üzerindeki o küçük rakama kuvvet diyoruz. 107.4 dediğimizde 10'un üzerindeki 7.4 rakamı 10 sayısının kuvvetini gösterir. Depremdeki kuvvet de aynı bu biçimde bir değerdir.

 

Depremde; 1 cm. x 1 mg. = 1 Erg'dir.

109 = 109 Erg'dir. (Depremin Kuvveti)

 

yani; 1 mg.'lık bir kütleyi 109 cm. ileriye hareket ettirmiş oluruz. Deprem esnasında kütlesel hareketin büyüklüğünü gösterir. 107.9 kuvvetindeki bir deprem sadece binaları değil, dev ağaçları dahi kökünden söker fırlatır.

 

Depremin Şiddeti ise; depremin dalga gücüdür. Bir örnek verecek olursam; Adapazarı - Gölcük depremimiz Adapazarı ve Gölcükte değil de Büyük Sahra Çölünde olsaydı bunun şiddeti “0” (sıfır) olurdu. Çünkü Jeoloji Bilimi Depremin Şiddetini şöyle tarif ediyor; Depremin Şiddeti, insanlara ve insanların yapmış olduğu yapıtlara vermiş olduğu zarardır. Çölde insan yok, bina yok ki, kime zarar verecek? O nedenle çölde depremin şiddeti “0” (sıfır)'dır. Bu nedenle deprem konusunda şiddet ve kuvvet karıştırılmamalıdır. Kuvvet depremin gücü, şiddet ise depremin insanlara ve insan yapılarına verdiği hasardır.

 

Peki hocam, en büyük deprem şiddeti nedir?

 

12 şiddetindeki bir deprem insanları can ve mal kaybına uğratır.

 

Büyüklüklerine göre depremlerin etkileri nasıl olur?

 

7 - 8 büyüklüğündeki depremler yapılara hasar verir. 5 büyüklüğündeki depremler kâgir binalara ve kerpiçten yapılara hasar verir. 4,5 büyüklüğün altındaki depremler sallar, yıkmaz ama korkutur. 3 büyüklüğüne kadar olan depremleri insanlar duymaz. 2,5 - 3,5 arasındaki deprem dalgalarını hayvanlar hisseder, 2 - 2,5 arasındaki deprem dalgalarını böcekler hisseder. 2 ve 2'nin altındaki depremleri sadece sismik cihazlar kaydeder.

 

1. derece deprem kuşağında yaşayan insanlar olarak olası bir depremi can ve mal kaybı olmadan atlatabilmemiz için ne öneride bulunursunuz?     

 

Evet, en önemli noktaya geldik. Yine bölgemizden bir örnek vermek istiyorum; 60 milyon yaşındaki Ballıca mağarası. İçindeki sarkıtları dikitleri bilirsiniz. Ne depremler, ne sarsıntılar yaşadılar ama ne bir kırık ne bir kopma yok hiçbirinde. Bu da demektir ki; doğa yapınca en sağlamını ve en iyisini yapıyor. Oysa, Gölcük Adapazarı depreminde ne oldu? 500 bin kişiyi binaların altına gömdük. Dikkat edin, “Binalara gömdük” diyorum. Yani deprem değil öldüren, yetersiz ve eksik malzemeyle, deprem yönetmeliğine aykırı biçimde üretilen yapılar öldürüyor insanları.

 

Önceki sohbetlerimiz sırasında “Muhteşem Deprem” söylemini paylaşmıştınız, okurlarımız için “Muhteşem Deprem” tanımını açar mısınız? 

 

Biz Jeologlar, depremlere “Muhteşem Deprem” deriz, çünkü; depremler olmasaydı yeryüzünde yaşam olmazdı. Oksijen, Hidrojen ve atmosferi besleyen gazların hepsi o yeraltı kırıklarından kurtuldu. Şu anda bile, bizim su kaynaklarımız o kayaların kırılmasıyla bize ulaşıyor. Kaynak sularımız kırıklardan çıkıyor. O nedenle biz depremleri çok severiz. Sevmediklerimiz, depreme uygun bina yapmadıkları için, insanların canına kıyan, malına hasar veren yeteneksiz ve çıkarcı müteahhitlerdir ve de çeşitli gerekçelerle yanlış uygulamalara göz yuman, görmezden gelen bürokratlardır. .

 

Soruyorum size; hangi depremde, doğadaki kaç canlının burnu kanamıştır? Asla söz konusu bile olamaz oysa binlerce yurttaşımızı göz göre göre binaların altına gömdük. Yazık değil mi? Bir insan kaç yılda ve ne emeklerle yetişiyor. Doğada depremden ölen bir tavşan, bir sincap, bir tilki duydunuz mu, gördünüz mü? Ama kerpiç ahırlarda enkaz altında can veren birçok büyükbaş hayvan, koyun, keçi ve kuzu sayabiliriz. Türkiye'yi çok iyi tanıyan bir jeolog olarak ülkemizin deprem sorununun başlıca nedeninin inşaat sektörüyle ve yapı teknik ve denetimleriyle doğrudan ilişkili olduğunu söyleyebilirim. Kısaca; depremden korunmak mümkün, yeter ki istensin..

 

Sayın Zekai Tekin, verdiğiniz değerli bilgiler ve açıklamalarınız için çok teşekkür ederiz.


ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNCEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›