Niksarlı Tarihçi'den Çarpıcı Bilgiler

Niksar'da İmam Hatip Lisesi tarafından düzenlenen “kariyer ve vefa günleri” programına konuşmacı olarak katılan Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı arşivinde çalışan Niksarlı hemşerimiz Ahmet Semih Torun gazetemizi ziyaret ederek Niksar'la ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Bu haber 2019-12-24 18:50:04 eklenmiş ve 945 kez görüntülenmiştir.

Niksar'da İmam Hatip Lisesi tarafından düzenlenen “kariyer ve vefa günleri” programına konuşmacı olarak katılan Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı arşivinde çalışan Niksarlı hemşerimiz Ahmet Semih Torun gazetemizi ziyaret ederek Niksar'la ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

 

Ahmet Semih Torun 1864 yılından sonra Şeyh Şamil'in ailesinin Niksar'a gelerek bir süre burada kaldığını daha sonra Manyas tarafına gittiklerini söyledi.

 

1964 yılında Niksar'da doğan Ahmet Semih Torun, babam Huru (Budaklı) köyünden annem Karşıbağ mahallesinden, uzun yıllar bizim kalenin altında evimiz vardı orada oturduk. İlk tahsilimi Gaziahmet ilkokulunda okudum ikinci sınıftan sonra mezuniyetim Ulucan ilkokulundan oldu. Oradan çıktıktan sonra Niksar İmam Hatip Lisesine kaydım oldu. 1982 yılında mezun oldum. Daha sonra Ankara Dil tarih Coğrafya Fakültesi Arap dili ve edebiyatı bölümüne girdim 1987 yılında mezun olduktan sonra Başbakanlık Devlet Arşivleri genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmaya başladım. Yıllardır şu anda orada devam ediyorum. Devletin arşivi, yazışmaları orada. Bünyesinde iki tane büyük arşiv var birisi İstanbul'da bulunan Osmanlı arşivi, diğeri Cumhuriyet arşivi Ankara'da, ben Osmanlı arşivinde çalışıyorum. Niksar'ın tarihi ve diğer dokuları ile ilgileniyoruz, kültürel faaliyetleri takip ediyoruz seviyoruz Niksar'a olan memleketime olan muhabbetimiz de devam ediyor. Fırsat buldukça tebliğler ve sempozyumlara katılıyorum. Niksar'da mezunlarla ilgili bir buluşma gerçekleşecek denildi, bizde davete icabet ettik, İmam hatip lisesinde düzenlenen kariyer ve vefa günleri programına konuşmacı olarak katıldım.


“Ulu camii Niksar’ın Ayasofya mesafesinde”

 

Niksar'la ilgili şunları söyleyebilirim. Ulu Cami hakkında şunu diyebilirim Danişmend eserlerini incelemiştim, Ulu Camii hakkında “Niksar'ın Ayasofyası mesefasindedir” diyor Niksar'ın Ayasofyası ibaresini kullanıyor. Mesela direklerinden falan bahsediyor, o vesikada Niksar için önemini vurguluyor. 1800 yıllardaki vesika harap halde olduğu için bunun tamir edilmesi noktasına 5-6 tane vesika vardı orada.

 

Şeyh Şamil'in ailesi Niksar'da bulunmuş


Mesela Niksar'daki göçleri inceledim, orada çok enteresan şeyler var. 19. Yüzyıldaki, 20. Yüzyıldaki göçlere bakıyorsunuz Kafkasya'dan Ahıska Türkleri gibi göçler var buraya. Buraya Niksar'a Şeyh Şamil'in ailesinden bir gurup gelmiş. 1864 Çerkez sürgününden sonra Şamil'in ailesi gelmiş bir süre kaldıktan sonra Manyas tarafına gitmişler. Sonra gelen alim zatlar var, burada resmi görevde bulunanlar var. Yetişmiş insanları Niksar'ımız değerlendirmiş. En önemlisi bizim Niksar halkı muhacir dediğimiz kardeşlerimize ensar yani ev sahipliği yapmışlar kucaklarını açmışlar, devletin ordusuna yardımda bulunmuşlar. Niksar her zaman mazluma yardım etme konusunda yardım etmiş öncü olmuştur. Bu beni bir Niksarlı olarak gururlandırıyor” dedi.

 

Ahmet Semih Torun sözlerinin devamında şunları ifade etti; “Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'a giderken Niksar'dan geçtiği ve Arasta Camiinde namaz kıldığı söyleniyor, tabi bu kaynaklarda geçiyor ama ben vesika olarak görmedim. Bizim Osmanlı vesikaları Fatihten sonra vardır. Yangından depremlerden dolayı çok eski vesikalar yoktur zaten. Selçuklu tarihi ile ilgili de kaynaklardan öğreniliyor. 

 

Osmanlı arşivinde Niksar hakkında bilgiler genelde Fatih döneminden sonrasına kadar gidilebiliyor, Orhan Gazi döneminde ait çok az bilgiler mevcut. Tabi çok fazla belge varmış ama muhafaza edilememiş. Eldeki kaynaklara bakıldığında en zengin arşiv Osmanlı arşividir. 1864 yılında Niksar kaza olarak geçiyor, o dönemde 4 Bin kişi yaşıyor Niksar'da, bunun 2800 civarı Müslüman diğerleri gayrimüslim ama bu göçlerden sonra yani dışardan gelen muhacirlerden sonra nüfus 2 katına, 3 katına, 4 katına çıkıyor. Yani 9 sene sonra sayı epey bi yükseliyor. Niksar kalesi hakkında rastladığım vesika ile ilgili olarak şunu diyebilirim, Niksar kalesinin suyuyla alakalı ve Yağıbasan medresesiyle alakalı bir vesika var. Niksar'a bir günlük mesafede Avruslu kalesinden Niksar'a gelen suyun, su bakımını yapan (zinniler) gayrimüslimler Yavuz Sultan Selim'den bu yana olan vergi muafiyetini tekrar devam etsinler demişlerdir. Bir yere bir hizmet var, o hizmeti sağlayan birileri var onlarda vergiden muaf oluyorlar. Niksar'la ilgili kitap olacak kapasitede çok bilgiler var. Osmanlı arşivlerinde Niksar ilgili en önemli öne çıkan konusu Niksar merkezi bir yer, Niksar halkı yaptıkları yardımlarla ön plana çıkmış etkili bir konumda olmuşlar. Maalesef şu anda tarih istenilen değeri görmüyor, buralar bizim memleketimiz, tarihimizi mutlaka gençlere sevdirmemiz lazım, onlara güzelce anlatmamız lazım” diye konuştu. Ahmet Semih Torun, ziyaretinde ayrıca gazetemiz yazarlarından araştırmacı yazar Tarih Öğretmeni M. Necati Güneş, Ali Berke ve Meslek dersi öğretmeni Mahmut Nedim Işık'ta yer aldı. 

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNCEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250