diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort

NİYET VE SAMİMİYET !


Bu makale 2017-12-11 18:43:12 eklenmiş ve 266 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

10.12.2017 tarihli şöyle bir haber vardı gazetelerde ve haber portallarında:

“Orta Doğu merkezli haber portalı Middle East Monitor'un Arap basınına dayandırdığı habere göre, Suudi Arabistan yönetimi ülkedeki medya kuruluşlarına ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs kararı hakkında çok fazla yayın yapmamaları konusunda uyarıda bulundu.

Londra merkezli Arapça gazete El Arabi el Cadeed gazetesi, talimatın ülkede bulunan TV, radyo ve gazete yöneticilerine gönderildiğini ifade etti.

Habere göre, Suudi yetkililer televizyon kanallarına Trump'ın kararına ilişkin haberlere, haber programlarında çok fazla yer vermemesine ilişkin bildiri gönderdi. 

Suudi Arabistan elçilğinden yapılan yazılı açıklamada, “Ürdün'de yaşayan ve okuyan Suudi Arabistan vatandaşlarının güvenliği korumak adına protestolardan uzak durmaya davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Bahreyn elçiliğinden de benzer açıklama yapılarak, 'halka açık yerlerdeki protesto gösterilerinden uzak durulması' çağrısında bulunuldu."

Ne kadar ilginç değil mi ?

Trump'un bu kararı alırken Suudi Arabistan ve Mısır'ın bilgisi tezini de güçlendiriyor !

Türkiye'de de protesto yürüyüşleri yapıldı.Özellikle kararı takip eden ilk Cuma olan 8 Aralık 2017 de.

Gönül isterdi ki bu tür gösterilerde parti görüntüsü ön plana çıkmasın!Niksar'da da böyle bir yürüyüş yapıldı.Sivil Toplum Kuruluşları ve Niksar Belediyesi öncülüğünde. Böyle bir yürüyüşün sonunda açıklama yapmasını kimden beklersiniz? Sivil Toplum Kuruluşları adına birisi çıkar ve konuşur değil mi ?Ya da Belediye Başkanı ?

Hayır ! O öyle olmuyor bizim memlekette !

AKP'nin İlçe Başkanı varken Sivil Toplum Kuruluşu dediğiniz de ne ki !

Böyle bir her kesimden katılım olan bir organizasyona  siyasi bir görüntü vermek amacı sulandırmaktır. Bir adım sonrası ise attığınız her adımın şüpheyle karşılanması demektir.

Samimiyetinizden ve niyetinizden bir kez şüpheye düşülmesin yeter ki !

Her konudan bir siyasi malzeme çıkarmaya çalışmak doğru mu ?

Onu bilemem ama konuyu bir de  Adnan İslamoğulları'nın 10.12.2017 tarihli Yeniçağ Gazetesi'ndeki yazısından okuyalım :

"Kudüs ve siyâsal İslâmcılığın riyâkârlığı

İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesi ve ABD'nin bu ilanı kabul etmesi karşısında aldığınız alacağınız hiçbir tavır, ettiğiniz etmediğiniz hiçbir lâfın anlamı yok…

Olabilirdi aslında, sözlerinizi ciddiye alabilir ve hatta takdir bile edebilirdik, hatta etkilenebilirdik de veya attığınız adımları takip bile edebilirdik, ayak izlerinize basabilirdik sizin… Nihayetinde, Kudüs bizim değil miydi, bizim yani mü'minlerin müşterek yarası ve acısı değil miydi Kudüs? Bizler de mü'min değil miydik, bir tarağın dişleri, bir vücudun âzâları değil miydik sizlerle, tabii ki Kudüs için ne yaparsanız yanınızda olurduk, sözünüze tesir, dizinize derman, yüreğinize cesâret oldurduk…

Peki…

Neden size inanmıyoruz biz?

Neden size güvenmiyoruz biz?

Neden size şaşırmıyoruz biz?

Neden size hayret etmiyoruz biz?

Neden?

'One Minute' çekmek yerine 'cesaret madalyanız'ı iade etseydiniz belki!..

Ortadoğu politikalarınızı, Kurtlar Vadisi stüdyolarında ve Polat Alemdar repliklerinde ya da karikatüre çevirerek istediğiniz herşeyi söylettiğiniz Abdülhamid dizisi setlerinde değil, devlet ve hâriciye geleneklerimizle Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatlerinde geliştirseydiniz belki!..

Mavi Marmara gemisini alâ-yı vâlâ ile uğurladığınız gibi karşılasaydınız, "Bana mı sordular giderken?" demeseydiniz, hakkında karar çıkardığınız İsrailli komutanlarla ilgili kırmızı bülteni sümen altı etmek yerine İnterpol'e bildirseydiniz, Mavi Marmara mağdurlarını yalnızlığa mahkûm etmeseydiniz ve dokuz vatandaşımızı şehit eden İsrail ile Kudüs'te anlaşma yapmasaydınız belki!..

İsrail'in NATO'ya kabulünü veto etmek yerine, onay vermeseydiniz belki!..

İsrail ile ticaret hacmimizi beş katına çıkarmasaydınız belki!..

"Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir" dediğiniz ânda ABD ile imzaladığınız milyar dolarlık yolcu uçağı alımını iptal etseydiniz belki!..

Askerimizin başına çuval geçirildiğinde ABD'ye esirgeyip vermediğiniz notayı Reza Zarrab için esirgemediniz, aynı notayı 'kırmızı çizgimizdir' dediğiniz Kudüs için de verseydiniz belki!..

Bir kaç kulaç yüzme mesâfesindeki adalarımızı Yunanistan'ın işgâli hakkında ölü taklidi yapmayıp, notadan vazgeçtik bir tek kelime  edebilseydiniz belki!..

Sahi siz Gazze'ye gidecektiniz, n'oldu?

Sahi siz Şam'da mıydı nereydeydi, bir yerlerde Cuma namazı kılacaktınız, n'oldu?

Sahi Ortadoğu'da sizden habersiz yaprak kılmıldayamıyordu, n'oldu?

Sahi sizin gücünüz test edilemiyordu, n'oldu?

Aklınıza gelen en dâhiyâne fikir Papa ile görüşmek mi?

İslâm İşbirliği Teşkilâtı'nı İstanbul'da toplamak mı? Haydi topladınız diyelim, şöyle Dolmabahçe Sarayı'nın billur avizeli devâsa salonlarından birinde afili bir de toplantı yaptınız diyelim. İsrail'i ve ABD'yi sigaya çekecek yaptırımları da içeren bir de bildiri kaleme aldınız diyelim. Bu bildiriyi Suudi Arabistan'a, Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri'ne nasıl imzalatacaksınız? Her şeyden evvel siz imzalayabilecek misiniz kendi bildirinizi?

Siz, Türkiye'nin on beş yılını boşa harcamış, onbeş yıl boyunca kendi gücünüzü tahkim etmekten başka hiçbir şey yapmamış, bir tek fabrika bacası tüttürmemiş, dış politikada sürekli çuvallamış, iç politikada sürekli kandırılmış kadrolarsınız…

Türkiye'nin kayıp yılları olarak okunacaksınız siyâsî tarihimizde…"

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400