diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort

NİKSAR CEVİZİ VE SERGENLER -5-


Bu makale 2017-12-29 01:25:48 eklenmiş ve 61 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

1948-1949 Senelerinde 10 Bin Lira Zarar Ettik.

 

Mustafa CELEPOĞLU:  Babamızdan gelen bir meslektir bu. Babamız bu memlekete geldiğinde celeplik işiyle iştigal ederken ek olaraktan ceviz işiyle de uğraşıyorlardı. Zamanla ortaklıklar yaptılar. Mesela Softaoğulları'ndan İbrahim Efendi  Başar ile ortaklardı. 1948-1949 senelerinde 10 bin lira zarar ettik. Beşer bin lira zararı bölüştük. Bir daha ki sefere Şöhretoğlu Niyazi efendi ve kardeşleri ile ortaklık yaptık. Oradan da zarar ettik mi, oldu iki. Ondan sonra şimdiki sebze pazarının orada Bayram (Erdemir)Efendi'nin otelinin orada ceviz yapmaya devam ettik. O senede Mehmet amcam parti işiyle uğraştığı için Halk Partisi'nin ilçe başkanlığını yaptı. İşe sahip çıkmadı. O işten de para kazanamayınca oradan da zarar ettik. Tütüne başladık. Amcam Niksar'da senelerce tütün tüccarlığı yaptı. 1964'te o işi de bıraktı. Babam dedi ki; Oğlum biz daha bu işi yapmayacağız, biz bu işi bırakalım,  ortaklık yapıyoruz beceremiyoruz, öyle yapıyoruz olmuyor, şansımız yaver gitmedi. Biz de kapımıza çekilelim, ekmeğimizi paylaşalım 3 kardeş. Biz arazimize, evimize sahip çıkalım. Ladik'in başında 200 dönüm arazimiz var. Niksar'da da 60 dönüm tarlamız vardı. 2 katlı evimiz var. Her şeyimiz var. Bakkal açtık onunla. Babamın ismi; Hasan Tahsin Celepoğlu, amcalarım ise Mehmet ve Emin Celepoğlu. Velhasıl bu şekilde bir zaman gittik. Velhasıl kelam ben askere gittim. Askerden döndükten sonra ipleri elime aldım ve 1957'den sonra Türk'ün talihi döndü. Cevize başladık, işlerde iyi gitti Allah'a şükür. Bir şekilde yaptık yani.

 

Buradan Ünye'ye Kağnı Arabasıyla Gidiyordu Cevizler

 

Biz orada durmadık. Ben bu arada ne yaptım? Ben az parayla ceviz işine başladım bu sefer. Ha ceviz ha ceviz ha ceviz derken İstanbul'da komisyoncularla çalışıyoruz.  Biz cevizi gönderiyoruz onlar paramızı gönderiyorlar. O zamanlar şimdiki gibi nakliye yoktu. Buradan Ünye'ye kağnı arabasıyla gidiyordu cevizler. Oradan Ünye'de Azim ambarı vasıtasıyla İstanbul'a gönderiyorduk. Gemiyle mal gidiyor İstanbul'a. Tabi yolda sahipsiz mal, n'olacak? Kimisi nemleniyor gidiyor, kimisini de çalıyorlar. Mesela bir ton gönderdiysen dokuz yüz kilo kalıyor. Velhasılı bir zaman o şekilde gitti.  İstanbul'da komisyoncular vardı. Bu işi eskiden  komisyoncular yapıyordu. Arnam KİRKOÇ isminde Sirkeci'de limanda 2 numara. Niko Hallamidis vardı mesela. Hep Rum, Ermeniler yapıyordu. Çok değerli çok efendi ve uyumlu tüccarlardı. Öyle bir tüccar yok şimdi memlekette. Dürüst, dört dörtlük insanlardı. Bunlarla alışveriş yapıyorduk. Bir sıkıntı olmadı. Çok alışveriş yaptık. Çokta tüccar vardı oralarda, ihracat yapıyorlardı. Oradan da Avrupa'ya gönderiyorlardı. Fransa'ya ondan sonra İngiltere'ye, İskandinavya devletlerine gönderiyorlardı. Her tarafa satıyorlardı. Bizden alınan malı yeniden işliyorlardı. Bizde o zaman karton kutu yok. Sandıkta yapıyorduk. Ambalajın şeklini değiştiriyorlar, gayet güzel sınıflandırıyorlar, o şekilde gönderiyorlardı. Paralarımızı da hemen ne gün derlerse o gün ödemeler yapılıyordu. Yani hiçbir sıkıntı olmuyor, Niksarlının parası kalmıyordu. Haftalık mal çıkıyor, haftada para geliyordu.

 

6-7 Eylül Olayları İstanbul'u Bitirdi

 

Ondan sonra İstanbul'da bir 6-7 Eylül olayları oldu. Gayrimüslim tüccarlar zamanla hep kayboldu. O tüccarların hep gitti. Çoğu Amerika'ya gitti. Kanada'ya göçtü. Fransa'ya göçtü. Ermeniler hep oralara gitti, Rumlar da Yunanistan'a gittiler. Bu işi yapan kimse kalmadı. O zaman bizi bir hüzün aldı. Biz nasıl yapacağız bu işi? Kime vereceğiz ki? Alacak kimse yok. 

 

Memleketimizin İsmini Türkiye'ye Tanıttık

 

Zaman geldi kimisi öldü, kimisi yurt dışına kaçtı. İstanbul ceviz işini bıraktı. Bu sefer bizim işimiz Antep'e döndü ve güneyle çalışmaya başladık. Antep, Antakya, oradan da işte Suriyelisi Lübnanlısı Kuveytlisi buraya geldiler, burada görüştük. Bizde her hafta çıkan malları onlara sattık. Onlarda bizim paramızı ödediler. Ta ki Rusya dağılıncaya kadar. Çok güzel bağlar kurduk, çok güzel esnaflıklar yaptık. Memleketimizin ismini İstanbul gibi Türkiye'ye belli ettik. Şimdi ise Tokat  cevizi diye bağırıyorlar. Halbuki Niksar cevizi. Tokat cevizi diye bağırıyor. Tokat namı yaptırdık yani kalite bakımından, isim yaptırdık. Bizden büyükler çalıştılar, çok çalıştılar, çok çaba gösterdiler.

 

1985'de 1180 Ton Ceviz, 640 Ton Mahlep Kırdım

 

Mustafa CELEPOĞLU: Normalde sezonda 500 ton ceviz kırdırırdım. 1985 senesinde 1180 ton ceviz kırdım. İşçi ile hiç şakam yok. 1180 ton kabuklu ceviz kırmışım. 640 ton mehlep kırdım. Türkiye'de mehlep yok, kıracağım ama mehlep yok. Nerdeymiş işçi, şimdi bul bakalım bulabiliyor musun. Yalnız Niksar'da değil ki, sadece Gaziantep'te 600 tane işçim vardı, Karşıyaka'da. Tabii orada benim yazıhanem var, 600 işçim var Antep'te. Burada da Ceğ köyünde ambar var, Tis'te ambar var. Haydarbey çiftiliğinde ambar var, Şadoğullarında dağıtıyorduk, Tepe mahallede ambar var, evin altı var, Sarıboyunda ambar var, Melikgazi'de, Bengiler'de ambar var, ne bileyim bir sürü ambar var. . Ambar derken; hem depo, hem sergen. Her sergende 30-40 kişi çalışıyor.  Bayan ustabaşı var. Erkek olarak da sandıkçı var; sergeni açıyor, kapatıyor, bu aynı zamanda hem oraya sahip çıkıyor hem de günlük işleri yapıyordu. 1180 ton dile kolay, 1985'te rekor kırdık. İşçi yok ki, bulamıyorduk. Arabayla dağıtıyorduk. Araba ile, pikap ile dağıtıyorduk. Şu anda Niksar'da toplam 500 ton ceviz kırıldığını sanmıyorum. 

 

Kim Kimdir, Filancadır Adamı Tanımıyorum Ki

 

Niksar'da ceviz kıran biz 4 kişi hariç 30-40 kişi daha vardı. Softaoğlu Abdullah Kaynar, Hami Korkmaz, Mehmet Korkmaz, Mustafa Celepoğlu, bu 4 kişi büyük işte. Bu dört büyüğün her biri normal bir sezonda 500 ton yapıyordu. 500 ton derken kabuklu. Biz bankalara vardığımızda, banka müdürleri kapıda değil neredeyse dışarıda karşılıyorlardı bizleri. İşte kamyon geliyor bilmiyorum ki. Sen nerden geldin Bitlis'ten, sen nerden geldin Artvin'den, sen nerden geldin Aydın'dan. Kim kimdir, filancadır adamı tanımıyorum ki. Yurt içinden nerelerden geliyordu. Aydın'dan geliyordu, Denizli'den geliyordu, Balıkesir'den geliyordu Adapazarı Düzce'den geliyordu. Boyabat'tan, Vezirköprü'den, Kastamonu'dan geliyordu. Ondan sonra Diyarbakır'dan geliyordu. Ankara Nallıhan'dan geliyordu, Kırşehir'den gelmiyordu. Onlar sonraki mesele oralar yok. Bitlis, Van, Hakkâri, Şemdinli, Artvin, Şavşat, Erzurum, Kemaliye. O eski cevizler kesildikten sonra oralara pek dikilmedi ama bizim buralara yeniden ceviz dikildi. 20-30 sene sonra semeresini görürüz.  

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400