diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort

GEÇMİŞİN BELLEKTE CANLANDIRILMASI ZEMİNİNDE “NİKSAR ÜSTÜNE” KİTABI


Bu makale 2017-12-29 23:24:15 eklenmiş ve 78 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

“... Senin duyguların geçicidir, benimki daim,

Sen benim gibi Niksar'ı sevemezsin.”

Hasan Akar/Niksar Üstüne/s. 261


İrkilten ve Niksar üstüne bellekte saklanan kodları geri çağıran dizeler... 

Yukarıdaki dizeler Hasan Akar'ın Ekim 2017'de Niksar Belediyesi Kültür Yayınla-rı'ndan çıkan, 264 sayfa, Niksar'ın tarihini-kültürel belleğini-hafıza mekânlarını-yaşayan/müteveffa insan hazinelerini kısmen belgeye dayalı ve kekremsi olmayan dille anlattığı “Niksar Üstüne” kitabında yer alıyor.  

Şair haklı, bizimkiler geçiciydi. Çünkü doyduğumuz yerdi, kamu görevi gereği zorun-lu ikametti, geçici süreliydi. Ancak belleğimizde derin ve hoş izler bıraktı. Şair kadar olamasa da sevdik, sevebildiğimiz kadarıyla Niksar'ı, Başçiftlik'i, Tokat'ı...

1995-1997 yıllarıydı. Başçiftlik'ten otomobille yola çıkar, orman içre virajlı şose yol boyunca devam eder, Kocapuvar'da birer avuç su içer, birkaç köyün içinden geçer ve Evliya Çelebi'nin 1647 Aralık'ında kaydettiği gibi “... batıya devam ederek Niksar kalesine” varır, ya Tokat'a devam eder ya da işimizi görür, alışverişimizi yapar ve geri dönerdik. Kimi zaman “Niksar Üstünde” kitabında da (s. 142) sözü edilen Hanyeri köyünde mola verir, köyün yaşlıları ile sohbet eder, mübadele günlerinin buruk öykülerini dinlerdik. Ve Başçiftlik'e “bağırma mesafesindeki” Çaldibi'nde Hacı Kazımların tarlasının yakınlarından geçerken 14 Nisan 1937 tarihindeki Coruk Mıstık Kışı'nı hatırlar, Niksar'dan Başçiftlik'e pazar alışverişi yüklü at ile karı koca dönerlerken tipiye yakalanıp vefat eden Mustafa Kaya (Coruk Mıstık) ve karısını dua ile yâd ederdik. 

Akaryakıt istasyonu, banka şubesi, askerlik şubesi, hastane ve pek çok kamu kurumu yoktu Başçiftlik'te. İki ay yazı vardı, onu da katardık kışına... Haftada bir Niksar'dan ban-ka görevlileri gelir ve o zamanki kaymakamlık binasının altındaki bürolarında gün boyu hizmet verirler, akşam olunca da dönerlerdi Niksar'a. Otomobillere akaryakıt almak için Niksar'a gidilirdi de dönene kadar deponun yarısı boşalırdı. Halı dokurdu Başçiftlikliler; tedarikçisi de Niksar'daydı, alıcısı da, satıcısı da. Bir belediye fırını vardı, sayıyla ekmek çıkarırdı, bir de kasabı vardı; sipariş miktarı bir hayvan ağırlığına ulaştığında et alınabi-len. 1996 baharında da yolu asfaltlanmıştı. Güzel ve farklı günlerdi. Ölenlere rahmet, kalanlara selam olsun.

Niksar; tedarik yeriydi, şehirlerarası yolculuğa açılan kapıydı, şehir kıvamında bir il-çeydi bizim için o yıllarda. “Niksar Üstüne” kitabını okurken Melik Danişment Gümüşte-kin Ahmet Gazi Türbesini (s. 12), su değirmenlerini (s. 37), kırkkızlar kümbetini (s. 40), Şeyh Keşfi Osman Efendi Camii'ni (s. 44-45) ya gördüğümüzü ya da dinlediğimizi hatır-ladık. Erzurumlu Emrah'ın (s. 54-76) türkülerine kulak vermiştik; kâh coşarak kâh hü-zünlenerek. Niksar'a yol alırken hatırlardık Cahit Külebi'nin “Siz baksanız bir şey göre-mezsiniz/ Benim yurdumdur orası / Ardıçlar, gürgenler, tozlu yollar/ Tokat'la Niksar ara-sı” (s. 54) dizelerini. Kimi zaman Evliya Çelebi'nin Niksar'ını arardık sokaklarda, tepeler-de, yollarda, köylerde (s. 85). Yerel tarihçilerinden, araştırmacılarından dinlerdik; Nik-sar'dan Sarıkamış'a gidip de dönmeyen 91. Alayı (s. 111–117). Bir de Hekimoğlu'nu anlatırlardı, şakiliğini ve vuruluşunu (s. 128–138). Ayvas suyundan da içtik, avuç avuç, testi testi (s. 169–174). Bir de suyun çıktığı yerde piknik ve dinlenme alanı vardı. Ne serin, ne hoş!... 

“Niksar Üstüne” kitabı, Niksar bağlamında geçmişimizi belleğimizde canlandırdı, saklı duran kodları geri getirdi. Kimi bilmediklerimizi de aktardı bize: İlk Niksar uçağını (s. 160), hava şehitlerini (s. 163–168), Niksar Halkevi Ülker Dergisi'ni (s. 175–178), Fatlılı Ali Çavuş'u (s. 210–214), Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün depremlerde Niksar'a gelişlerini (s. 218–221), Niksar'da yapılan kültürel etkinlikleri, Nezük Gelin'i (s. 239–241), Şarşak'ın Şakşağı'nı (s. 242–245), Tokat ağzından örnekleri (s. 246–248) vd.

Gün olurda yolumuz düşerse Niksar'a, Tokat'a, Başçiftlik'e; yâd ederiz anılarımızı oralarda bizi hatırlayanlarla yahut yalnız... 

Atsız, “Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş,/ Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sar-hoş?” şeklinde kaydediyor belleklerde canlanmayı ve belleklerde canlanmanın hazzını. Hasan Akar'ın belleğinde de bizimle olan dostane geçmişi canlanmış ki şahsımıza “Nik-sar Üstüne” kitabını gönderdi; sağ olsun, var olsun. Şiarının üretmek, dostluk ve kadirşi-naslık olduğunu bildiğimiz Hasan Akar'ın elleri ağrımasın, kalemi susmasın.

Ankara, 15.12.2017

 

Ergün VEREN

 

ergunveren@hotmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400