diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort

NİKSAR CEVİZİ VE SERGENLER -6-


Bu makale 2017-12-30 23:29:50 eklenmiş ve 80 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Ceviz Sezonu Yazdan Başlardı

Abdullah GÜVEN: Ceviz sezonu yazdan başlardı. Mesela yazdan sandık için keresteler hazırlanır, siparişler alınırdı. Yani bir dişlinin hareket etmesiyle birçok dişli harekete geçiyordu ticarette. Sadece ceviz değil yani bunun sandığı var, işçisi var, kağıdı var. Gazete kağıdı bile para yapardı. Gazeteden sonra sandığın içine beyaz kağıt koymaya başladık. Sandığın ambalajına tabanına beyaz, kenarına beyaz kağıt sonrada içine cevizi koyup üstünü de kağıtladıktan sonra sandığı çakarsın. Her şeyin bir kuralı var. Biz sandık olarak buradan İstanbul'a göndeririz. Ama İstanbul'da mukavva kutulara konur ihracata öyle gider. Oradan gemiye veya tırlara yüklenir, yurt dışına giderdi. 

El Açma Merasimi Vardı

Sefa ÖZDEN: Ceviz sezonu geldiği zaman Niksar'da tüccarların bir kısmı İstanbul'a giderdi. El açma merasimi vardı yani avansını alacak, işçilerin parasını verecek. 5-6 aylık avans alırdı. Onun için kazanacağını bu mevsim kazanacaksın. O zaman bu iş tutmadı. İstanbul'da komisyoncudan alınıyordu bu para. Sonra adam geri alacak tabi  ihracattan tutmadı. Bankanın bir değişiği.

Komisyonculuk  

Ünal KAYNAR: Şimdi efendim genelde bütün ihracat eskiden İstanbul'da yapılırdı. İzmir, Mersin, İskenderun, Antakya'da daha sonra bu olaya el attı. Şimdi İstanbul'da Artin Şişmanyan vardı. İyi bir komisyoncuydu. Hoca dedikleri yine bir Ermeni komisyoncu abimiz vardı. Daha 8-10 tane var da ben diğerlerini bilemiyorum, amcam çok iyi tanıyordu onları. Onlar direkt işte Şişmanyan'ın adamı kim, Hacı Ahmet Kaynar. Dedeme, bu sene senden şu kadar ceviz alacağım sana biraz para göndereyim derlerd. Misal dedem almazdı. Çünkü komisyona giriyordu o zaman. Orhan abiyi ararlardı bu sefer, derlerdi ki bu bize şu şu vasıfta günün geçerli piyasasından mal yapar mısın? Yaparım. Sana şu komisyonu vereceğim. Olur. Orhan abi gelirdi misal o gün bizim satışımız yoksa bizden de alırdı, Celeboğlu'ndan da alırdı.

Aracılar Yardımcılar

Bizim adamlarımız vardı, orada bize malı mübaye ederler daha sonra bunu bize gönderirlerdi. Misal Ladik'ten, Allah rahmet eylesin, Hasan Yeter abimiz vardı. Durmuş Çoban abiyle beraber. Durmuş Abi'miz sağ, hasta; Allah şifa versin. Gözekseli Coruk Ali vardı. Buğamalı Ömer Aybak vardı. Efendim, meşhur Turan Akman abimiz vardı. Nallıhan'a gider ceviz toplar, komisyonunu alırdı. Tabii masraflar ağaya. Öbür taraflarda bizi bilenler ise kendileri getirirdi. Ve çek, senet olayı yoktu. 'Falan tarihlerde size biz para göndeririz, hadi gidin.' derdik, adamlar giderlerdi. Orada da bir potansiyel doğuyor. Bugün şimdi malı yıkan adam hemen para istiyor veya çek yazdırıyor. O zaman tabi bir güven vardı karşılıklı.

Niksar'da Bir Tüccar Talip Türkmen Var İdi

Sefa ÖZDEN: Niksar'da bir tüccar Talip Türkmen var idi. Allah gani gani Rahmet Eylesin. Albayrağın oradan, yerli bir ailenin çocuğu idi. Tüccar Talip dediğimiz insan nasıl bir insandı biliyor musun? Şimdi o daha çok İsmet Kihtir'in işlerini filan yürütürdü. Tüccar Talip'i nereye gönderirsin, doğuya gönderirsin. Ceviz al diye Hakkari'ye  gönderirsin. İnsanların  gitmeyeceği  yerlere, zor gideceği yerlere, adamlığın olmadığı yerlere, yatmaya kalkmaya yerlerin olmadığı yerlere giderdi. Tüccar Talip oraya gider, oralardan malı alır, onun için vakit hiç önemli değildir, evde karısı kızı çocuğu olmadığı için gider, oradaki cevizi  toplar, bir kamyon ceviz yapar, burada ağası kim ise, kim para verdiyse ona getirirdi. Ara sıra da tüccar denilmesinin sebebi ticaret odasına kayıtlıydı, onun üzerinden de bazen naylon fatura kesilirdi. Tüccar denilmesinin sebebi oydu. Tüccar çok namuslu, dürüst, kimsenin parası pulu ile işi olmayan biriydi. Tüccar Talip'i oturtursun, var ise önünde yer, yok ise yemezdi. Aç dururdu yani öyle. 

Onlarda ceviz toplardı fakat herkesin bir yöresi vardı. Ben hiç unutmuyorum, İsmail Abakay'la beraber Ege'ye Ödemiş'e gittik, ceviz alacaktık. Oranın randımanı 33'tü. Yani Türkiye'nin her yöresinin randımanı vardı. Hava şartlarına göre bir iki randıman aşağı inerdi, bir iki randıman yukarı giderdi iklim şartları icabı. Hani soğuk olur falan ama yöre malıdır. Şimdi bunlar kamyon kamyon  geldiği için, karışık ceviz olduğu için birbirinin randımanını tamamlar, telafi ederdi. Ben hiç unutmuyorum, Ödemiş'teyiz İsmail bir geldi, Körüklü çizme taa dizinde, elinde kocaman bir tespih. Oralarda ne denirdi.. Hah! Aydın Efesi. Tam Aydın Efesi olmuştu. O yöreye alışkındı. O oranın köylerini çok iyi biliyordu. Ödemiş'te aldığı ceviz yaş ise daha tam kurumamışsa, Pazar yeri vardı oranın o zaman eski pazar yeri. Orada cevizleri tane tane kuruturdu. Aydın, Köşk malı da çok iyiydi.  Aydın'da Köşk Kazasının Başçayır Köyü. Orada Atçalı Kel Mehmet'in heykelleri falan vardı.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400