diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort
antalya escort

NİKSAR CEVİZİ VE SERGENLER -15-


Bu makale 2018-01-21 01:29:10 eklenmiş ve 117 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Öyle Her Kırılan Ceviz Tartılmaz

Abdullah GÜVEN: Sabahleyin herkes kıracağı kadar cevizi alır anlıyor musun? Mesela günde 50kg kabuklu kıranda var, 20kg kıranda var, 100kg kabuklu ceviz kıranda var. Yirmi beşliği çıkarır. Şimdi harekete bağlı deneyimli olanlar öyle kırar. Her kırılan iç cevizin parası verilmez. Böyle tezgah vardır önünde kutuları vardır. Kırdığı cevizin yarımını, kırığını, esmerini, çürüğünü taksim eder önündeki kutulara sınıf sınıf ayırırlar. Öyle her kırılan ceviz tartılmaz. O yarım olan cevize ücret ödenir. Gerisine ödenmez. Tartı işi bittikten sonra sonra bizim ustabaşımız vardır. O komple kırılan cevizi elden geçirir, bölümlerine ayrılır ambalajına koyarız. Ustabaşının önünde sandıkları vardır. Yarımını koyduğu, kırığını koyduğu onları ayrı ayrı. Kırık bazında sandık dolarsa çakılır.

O Zaman  Sigorta İşi Biraz Zayıftı

Zafer BAŞAR: Buradan cevizin gitmesinin sebeplerinden bir tanesi de sigorta olayı, sigorta olayını da atmayalım bir kenara. Tabi hem de çok büyük etken. O zaman  sigorta işi biraz zayıftı. Ne biliyim 40 kişi çalıştırılıyorsa 5-10 kişi gösteriliyordu.

Sivas'tan Müfettişler Geliyor

İbrahim GÜVEN: Hiç unutmam öyle bir sigorta olayı  geldi başımıza, buğday pazarının oradaki ambarda. Sivas'tan müfettişler geliyor dediler. Bizim kadınları nereye sakladık sormayın. Kimini kaçırdılar, kimini de soyunma yerleri vardı, oraların içine tıktılardı, içeri de kimseyi almadılardı.

Müfettiş Yalan Söylüyorsun Dedi

Ülker ATEŞER: Ondan sonra müfettiş geldi. Müfettiş gelince hep bunlara siyah elbise dikilecek denildi. Kayınpederim gitti iki top siyah kumaş aldı. Onlara elbise dikildi. Sonra dediler ki tuvaletin yanına el yıkama lavabosu yapılacak, kadınlara üstünü değişmeye oda yapılacak, oda yaptırıldı. Lavabonun yanına kap yapıldı. Müfettiş geliyor diyince sigortalı olmayan kadınlar vardı, onlar arka bahçeden hoplarlardı. Böyle olurdu, geldi geçti. 20 kişi çalışıyorsa 10 kişi sigortalıydı. Bir defada ben oradaydım. Müfettiş habersiz aniden geldi, kapı çaldı. Kapıyı açtık, ben yukardayım. Ustabaşı indi, iki kişiler ellerinde çanta var. Ben gidiyorum deyince gitme dedi bana. Evde çocuk var, niye gitmeyeyim dedim. O da çocuk varsa buraya gelmeseydin, şimdi bizi görünce mi çocuk var diyorsun dedi. Hiç unutmam. Ben buraya eşime bakmaya geldim. O da yalan söylüyorsun dedi. Hayır dedimse de beni bırakmadı. O zaman işçi kadınlar,  o bu evin gelini dediler. O zaman beni bıraktı. Böyle oldu olay.

Sakız Dağıtıyorduk

İbrahim GÜVEN: Çünkü öyle kadınlar vardı ki ceviz kırarak çocuğunu okuturlardı yani para kazanırlardı. Tahmin ediyorum kilosu 1 lira civarında kırılırdı. Anlıyor musun böyle bir devirdi. Kadınlar ceviz kırarken ceviz atarlardı ağızlarına, ceviz yerlerdi. Aslında bizde bir söz vardaır “Harmanda öküzün ağzı bağlanmaz”. Ama bu yenilen cevizler bizim için ekonomik bir kayıptı. Bunun çözümünü de sakızla bulduk.  Cevizlerin yenmemesi için sakız dağıtmaya, sakız çiğnetmeye başladık. Ağzı meşgul olacak ki ceviz yenmesin.

Ekmek ile ceviz çok iyi olur. Hele sıcak yumuşak pide ile ceviz çok yiyimli olur tatlı olur değil mi? Yani biz de hiçbir şey bulamazsak ekmekle ceviz yerdik. Yani bizi hususi evden bir yere gönderdikleri zaman ekmeğin yanında öyle katıklık matıklık bir şey yok. Bir somun verirler hadi gerisini ne bulursan sen ayarla. Biz de kırık cevizlerden alırdık cebimize, öyleydi o devir.

Kış Geceleri Uzun Olur

Şimdi  sergende kırkta çalışan olur, ellide çalışan olur, yüzde çalışan olur. Bir de karısını sergene göndermek istemeyenler, çocuğunu sergene göndermek istemeyenler cevizi evde kırdırırdı. Zaten kış geceleri uzun olur. Şimdiki gibi televizyon vs yok. Mecburen radyodan haberleri, meclis saatini dinliyorsun bitti. Çekip yatıyorsun. İşte bu uzun kış gecelerini ceviz kırarak değerlendiriyordu bir çok aile. Aslında ceviz kırma hem bir meşguliyet hem de aile ekonomisine bir katkı idi. Tabii ceviz kabukları da o kış gecelerinde yakacak olarak kullanılıyordu.

Bizim pikap vardı mesela  evlere cevizi onunla dağıtırdık. Kimisi kamyonetle kimisi de traktörle dağıtırdı kırılacak kabuklu cevizleri.  Genelde telis çuvalla dağıtılırdı. Bir çuval ceviz yaklaşık 61 kg gelirdi. Bir kg çuval ağırlığı yani dara olurdu, verilen ceviz 60 kg olurdu. Cevizler kırıldıktan sonra iç cevizler yine araçlarla toplanırdı.  Kabuğunu ise kıran aileye bırakır, onlar da sobada yakardı. 60 kg, 100kg kabuklu cevizden, cevizin yöresine ve cinsine göre ne kadar iç çıkacağını gönderen bilirdi. Eğer onun randımanına uymuyorsa bir daha o aileye ceviz vermezdi, anlıyor musun? Her şeyin bir raconu var. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400