diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort
antalya escort

NİKSAR CEVİZİ VE SERGENLER -17-


Bu makale 2018-01-28 04:22:34 eklenmiş ve 86 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Ekin Toplamayı Bile Bilmiyordum

 

Şaheste ÖZDEN: Ben Şaheste Özden, 1939'da Çamiçi'nde doğdum. Terme'de büyüdüm, 13 yaşında Terme'de Veli Özden'le evlendim. Önce Çamiçi'ne geldik ve 5 yıl oturduk. Ekin toplamayı bile bilmiyordum ve Niksar'a taşındık. 

 

Ustabaşılığını Softoğların Sergeninde Öğrendim

 

Önce Çoroğların Sergen'de çalıştım. Çoroğların sergende işçiler Aydoğmuş'tan geliyorlardı hep çalışmaya. Hep Aydoğmuş'un kızlarıydı. Sonra Süleyman (Kipeci) efendinin yanında 3 sene kadar çalıştım. 30 bayan çalışıyorduk ama sayı değişebiliyordu. Softoğların Yılser efendi sergenine  ustabaşı arıyormuş, benim bey de bizim hanımı yap demiş. Onlarda beni çağırdılar. Öğrendim orda ustabaşlığını. Yılser efendi çok beyefendi adamdı. O hiç bizim yanımıza gelmezdi. Yol kenarında bir odası vardı. Bir sıkıntı olduğu zaman bizi oraya çağırırdı. Para işlerini orada hallederdi. Bizim yanımıza gelip de karmaşıklık yapmazdı. Alımı satımı orada hallederdi. Bütün yetkiyi bana verdi. Bütün sorumluluk bendeydi. Bana hiç karışmazdı.

 

Burası Benim Değil Kızım Senin

 

Sergeni çekip çevirir, işçilerin hepsini yönetir. İhtiyaç olduğunda işçi bulur. Aramazsan kimse gelmez. Kırılan cevizler içinde yarmaları seçer. Sergenin temizliği ondan sorulur, tuvaletleri temizletir.  Yılser efendi,  burası benim değil kızım senin diyordu. Yarmaları seçerdim. Sandıkçıları seçerdim. Daha sonra sandıkçı yarmaları tartıp çakardı. Kalitesine göre de üstüne yazardı.  1. Sınıf, 2.sınıf, 3.sınıf diye. Esmeri ayrı, harmanı ayrı, en ufak yarmayı ayrı ayrı sandıklardı.  Kalitesine göre fiyatları farklıydı. İşçi sayısı  50 ile 60 kişi arasında oluyordu. Daha fazla bile oluyordu. Nadiren de olsa bazen 30-35 kişiye düşüyordu. Hep bana geliyorlardı kadınlar. İncitmedim kimseyi. O kadınlar çalışıyordu, ediyordu, tartıyordu, veriyordu. Genelde çalışan kadın sayısı çoktu.  

 

Ne Kadar Ceviz Kırdıysan O Kadar Para Alıyordun

 

Ne kadar ceviz kırdıysan o kadar para alıyordun. Kırdığın cevizler de yarma yani sağlam olacaktı ki parayı öyle alasın. Parçalanan, içi kötü çıkan cevizler tartılmıyordu. Bir işçi ortalama 10-15 kg.  kırıyordu, 20 kiloya kadar kıran vardı. Ama şöyle bir şey de vardı. 15-20 kilo sadece bütün yani yarma olarak kırdıkları miktardı. Toplamda kırdıkları 40-50 kiloyu buluyordu. Kırımdan sonra herkes teker teker mallarını kapıya çıkarıyor, cevizler eleniyor sonra da tartılıyordu. Tartıldıktan sonra benim önüme dökülüyordu ben de tekrar eleyip cevizleri boy boy ayırıyordum.  Sadece yarmalar tartılıyor ve ücret ona göre veriliyordu. En temiz en güzel, en çok cevizi kim kırıyordu biliyor musun, Kabak'ın kızları vardı onlar çok kırıyordu. Tepede evleri vardı. 3 kızı geliyordu. Çok güzel ceviz kırıyorlardı. 20 kilo temiz kırarlardı. Çok temiz kırarlardı. Ceviz kabuklarını pazar günleri herkese dağıtıyorlardı ücretsiz olarak, ben de alıyordum. İstediğiniz kadar ceviz kabuğu alabiliyordunuz yakacak olarak.

 

Kamyon Kamyon Ceviz Gelirdi 

 

Kamyon kamyon, hatta tırla bile gelirdi. Cenük'ten gelirdi tırlar. 4-5 tane işçi gelir, ambara taşırlardı cevizleri. Ambarın üstünde ortada  bir delik vardı. Oraya dökerdik biz cevizleri. Evet ceviz oradan düşsün hem harmanlansın hem de tozu pisliği gitsin diye. Cevize bakmadan o kamyonu döktürmüyorduk. Ceviz eğer kısmık ise döktürmüyorduk. Kısmık demek ceviz tam böyle çıkmıyordu. Yarması kabuğun içinde kalıyordu. Bütün çıkaramıyorduk. Eğer bütün çıkıyorsa kamyonu döktürüyorduk. Yoksa  geri yolluyorduk almıyorduk.

 

Cenik Tarafının Cevizi Has İdi

 

Kadınların kimisi altıda kimisi dokuzda geliyordu. Sabah altıya kalmadan ben açıyordum sergeni. Bir tek sandıkçı orda yatıyordu.  Dokuza kadar fıtır fıtır herkes geliyordu. Daha çok kazanmak için erken geliyordular. Akşamdan suluyorduk. Sandıkçı böyle yarın kıracağımız cevizi ayırıyor, güzelce seriyor ve suluyordu. Üstünü de  çadır beziyle bürüyordu. Sabah büsbütün yarma çıkıyordu. Fıkır fıkır yarma çıkıyordu. Cenik tarafının cevizi has idi, çok güzeldi.  Buhanı, Cer, Zera'nın cevizine hiç diyecek yoktu. Hele başka memleketten bir ceviz geliyordu, aha iri iri ama onu pek tutmuyorlardı. Ha görünüşü iyiydi ama tadı yoktu, iyi değildi. 

 

Kızları  Gelin Yapıyorduk 

 

Kızları gelin yapıyorduk oğlum, orada tabi ceviz kıra kıra kıra insanın canı sıkılıyor, bir şeyler istiyor kızlar. Çok güzel türkü çağırıyordu kızlar. 20 kızım vardı, 20 kızım şimdi hiç kızım yok. Bir güzel türkü söylerlerdi. Güzel gelinlik getirirlerdi evden hususi  gelinlik giyerlerdi, gelin olurlar oynarlardı. Masanın üstlerinde gezerlerdi, oyun oynarlardı. Onlarla ben de oynuyordum çocuk gibi. Ne kadar  cahilmişim. Neler olurdu hey  gülüm, hey gidi günler hey. Mani de söylerdik; Ceviz içi dört kıynak, Gönlüm senden ayrılmaz, Ayrılak diyim de, Sonra nasıl dayanak.

 

Bu Kızlar Bana Emanet

 

Sergenlerde tabii genç kızlar çalışıyor. Bir gün kızlardan birinin bir erkekle konuştuğunu öğrendim sergenin arkasında. Bu kızlar bana emanet, ne yapayım ne edeyim  diye düşünürken hemen annesini çektim kenara, "Abla olmaz böyle al kızını eve mi götürüyorsun ne yapıyorsun, koca gelmiş aklına" dedim. Böyle böyle dedim olayı anlattım. Yalan mı söyleyeceğim.  Kadın hiç itiraz etmedi kızını hemen aldığı gibi doğru Havza Ovasına. İyi etmedim mi? Hayatta benim sergenimden hiç bir kız kaçmamıştır.   Ama diğer sergenlerden kaçanlar oldu.  Benimkinden bir kız kaçmadı. Kaçamaz ki söylerim hemen anasına babasına terbiyesini verir bana ne. 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400