diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro
bayan escort
antalya escort

NİKSAR CEVİZİ VE SERGENLER -20-


Bu makale 2018-02-06 00:37:53 eklenmiş ve 263 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Niksar'ı cevizle bir yere getirmeyi istiyoruz 

 

Atila Yılmaz: İsmim Atila Yılmaz,  Yılmazlar'ın aile ferdi, Nail Yılmaz'ın oğluyum.  Niksar'da un ve yem üretimi yapıyoruz. Niksar'da yetişen mısırın hemen hemen  yüzde atmış yetmişini ve bu bölgenin buğdayını alıyoruz. Onun dışında turizm  işi yapıyoruz.  2010 yılında bünyemize   katığımız oteli aldığımızda oda sayımız 29'du, 44 çıkardık. İnşallah bu yıl yüz odaya çıkacağız ve  yanına akuapark, düğün salonu ilave edeceğiz.

 

Tarımla uğraşıyoruz, onun yanında ormandan kiraladığımız iki yüz elli dönüm arazi içine 2014 yılında on bin  adet ceviz fidanı diktik. Şu anda ağaçlarımız gayet sağlıklı güzel yetişti ve geçen sene ilk meyvelerini aldık. Onun dışında çiftliğimiz var,  süt havyacılığı da yapıyoruz.

 

İstanbul'da cevizli sucuk üretimini kendimiz yapıyoruz. Yurt dışından hurma getiriyoruz, Ramazanda ve diğer on iki ay boyunca da ülke genelinde  ulusal marketlere satıyoruz. Şirket olarak tarıma dayalı sanayiyle uğraşıyoruz. Yani ülkemiz kalkınırsa  tarıma dayalı  sanayide kalkınır. Teknoloji ile ilgili bizim bu bölgede yapacağımız bir şey yok yani buna  uyan insanlarda yok. Bölge tarımla hayvancılıkla kalkınır, bizde Niksar'ı  nasıl geliştiririz diye düşünüyoruz.  Niksar'ı cevizle bir yere getirmeyi istiyoruz.

 

Yılmaz Kardeşler şirketini kurarak kurumsallaşma yolunda adımlar attık

 

Halis Yılmaz, 1963 Mesudiye doğumluyum. 1973 yılında Niksar'a göç ettik ve ticari hayatımıza başladık. İlk olarak ceviz kırma ve iç ceviz imalatına başladık. 1980'den sonra ise babam, ağabeyim ve kardeşlerimle beraber Yılmaz Kardeşler şirketini kurarak kurumsallaşma yolunda adımlar attık. 1993 yılına kadar şirketimiz vasıtasıyla Niksar cevizini işleyerek yurt dışına ihracatını ve tanıtımını yapıyorduk. Ama Türkiye'deki ve dünyadaki ekonomik şartlar her an değişebiliyor. Özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte Doğu Bloğu ülkelerinin işte bizim Avrupa'daki Fransa, Yunanistan, Almanya gibi pazarlarımıza girmesine neden oldu. Bu arada aynı dönemde Türkiye'deki ceviz ağaçları kontrolsüz bir biçimde kesildi ve ceviz katliamı yapıldı. Bu katliam gerçekleşirken de ceviz üretimi azaldı. 

 

Ekonomimizi ve geleceğimizi biz düşünmediğimiz için artık 1995 yılından sonra Türkiye'de üretilen ceviz yetmez oldu ve ithalata başlamak zorunda kaldık. Bunun asıl nedeni, birinci sıradaki nedeni bu ceviz ağaçlarının olumlu veya olumsuz şekilde kesilip yurt dışına, genelde İtalya ve Almanya'ya kereste olarak ihraç edilmesidir. Velhasıl biz yüz yıllık birikimlerimizi 5-20 yılda kestik ve sattık.

 

"Fer Fidancılık"ı kurduk

 

Biz artık ceviz ithali yapmaya başladık ve bu ithalat bizi çok zorladı. Biz düşündük taşındık, uzmanlara danıştık ne yapabiliriz dedik. Biz artık 1995'ten bu günlere kadar ithalat yaptık, kısmen de ihracat yapmaya başladık. Bunun dışında 2008 yılına gelince biz "Fer Fidancılık"'ı kurup, artık bu ithalatın önüne geçip yerli üretim yapıp kaliteli ürünle ihracata hız vermeye karar verdik. Öncelikle kendimize ait özel arazilerimizin tamamına fidan yaptık ve daha kaliteli ürünler elde etmek için çalışmalara devam ettik. Günümüz itibari ile kısaca özetlemek gerekirse Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz, Doğu Anadolu Bölgelerine fidan vermekteyiz. Yarı devlet, yarı vatandaş destekli Özel İdare kanalıyla iki üç yıldır bizden de fidan alıyorlar ve vatandaşta bundan gayet memnun bizde memnunuz. Çünkü biz ürettiğimiz kaliteli fidanları burada satıyoruz ama yarın bu fidanlar bize meyve olarak dönecek ve biz bunu işletmelerimizde işleyeceğiz. 


Ceviz Bizim İçin Prestij Konusu

 

İnsanların üründe aradığı damak zevki  ve kalitedir. Tabii Niksar yöresinde yetişen cevizlerde müthiş bir aroma var. Herkes Niksar cevizinin adını kullanarak dışarıdan gelen cevizi pazarlamaya çalışıyor. Bizler Niksar'ın öz malına, Niksar'ın kalitesine, Niksar'ın markasına sahip çıkmamız lazım. Bunun hiç bir mazereti yok çünkü toprağımız var, havamız var, suyumuz var, insanlarımız var. Bunlara yön verecek önder lazım. Biz de bu işin öncülüğünü yapmaya çalışıyoruz. Bu bizim için prestij konusu. Bizim amacımız insanlara hizmet, refah seviyesini yükseltmek, kaliteyi arttırmak ve üretimi çoğaltmak. Biz neden gidip Doğu Bloğu ülkelerinden ürün alalım. Neden bizim kaynaklarımız, topraklarımız, vatandaşlarımız boş kalsın.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400