MEDENİYET ABİDESİ YAHYA KEMAL


Bu makale 2018-03-13 00:37:25 eklenmiş ve 2226 kez görüntülenmiştir.
Soner Adıyaman

Türk Edebiyatının tartışmaz en büyük şairlerinden biridir Yahya Kemal Beyatlı. Tarihi, kültürel değerleriyle anlatmayı başarmıştır. Makedonya'nın başkenti olan Üsküp'te dünyaya gelmiştir. Annesi, Yahya Kemal çok küçükken ölmüştür. Babası ise başka bir kadınla tekrar evlenmiştir. Baktığımız zaman yaşamı boyunca hiçbir eseri yayımlanmamıştır. Ölümünden sonra eserlerini Nihad Sami Banarlı tarafından yayımlanmıştır. Şair, şiirlerinde İstanbul sevgisini ön planda tutmuştur. Tevfik Fikret'in İstanbul'a yönelik nefret dolu ifadelerine karşılık Beyatlı, İstanbul'u aşkla anlatmıştır. Fikret “Sis” şiirinde İstanbul'a karşı şu ifadeleri kullanmıştır:

 

Örtün, evet, ey felâket sahnesi… Örtün artık ey şehir;

 

Örtün ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!


Fikret, bu şiirinde İstanbul'a ağır sözlerde bulunmuştur. Bu beyitte de ''kahpe'' diyerek İstanbul'a yönelik nefret söylemini en uç seviyeye çıkarmıştır. Bu sözler aslında dönemin yönetim anlayışına karşı yapılmıştır. Servet-i Fünun şairleri bu baskı ve sansür politikaları karşısında sürekli uzaklara kaçma arayışına girmişlerdir. Yeni Zelanda ve Manisa'ya yerleşme düşünceleri olmuştur. Çünkü İstanbul artık onlar için rahat bir yer değildi. Bu sancılı süreçte İstanbul hep eleştirinin merkezi olmuştur. Yönetim hep hedefte olmuştur. Peki İstanbul aşığı olan Yahya Kemal Beyatlı, İstanbul'u “Siste Söyleniş” şiirinde nasıl anlatmış biraz da ona bakalım:

 

Bir devri lânetiyle boğan şairin Sis'i.

Vicdan ve rûh elemlerinin en zehirlisi.


''Bir devri lanetiyle boğan şairin Sis'i'' diyerek Fikret'in şiirine bir gönderme yapıyor. İstanbul, Beyatlı'nın gözünde Ferhat'ın Şirin'i gibidir.Ferhat sevdiği için dağları nasıl delmişse,Yahya Kemal'de sevdiği şehre her şiirinde methiyeler düzmüştür. Beyatlı Siste Söyleniş şiirinin son beytinde İstanbul sevgisini şu sözlerle sonlandırmıştır:

 

Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,

Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın.


Türk edebiyatının iki büyük şairi Osmanlı'nın başkenti olan İstanbul'a bakış açısını açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Yahya kemal Türk edebiyatının kilometre taşlarından biridir. Sanatının merkezinde yer alan sloganı milli duruştur. Fikret ile Yahya Kemal'in İstanbul konusundaki görüş farklılığı tarih anlayışlarında da belirgindir. Yahya Kemal'e göre tarih Malazgirt Savaşı'yla Türklerin Anadolu'ya gelmesiyle başlar. Anadolu'ya akın akın gelen Türkler bir medeniyet oluşturmuştur. Köklerimizin asıl kaynağı Anadolu'dur tezini savunmuştur. Fikret ise Batı hayranlığını, medeniyet oluşumunda asli bir unsur olarak görmüştür. Fikret Oğlu Haluk'u eğitimi için yurt dışına göndermesi ve inançlarını yitiren bir kişiliğe bürünmesi, Batı hayranlığının kimliklerimizi yok ettiğinin bir göstergesidir.

 

Yahya Kemal Batı aktarmacılığına ve özellikle ''Tek Medeniyet Batı'dır.'' algısına karşı kaynağını tarihimizden alan ciddi bir duruş sergilemiştir. Şair Fransa'ya eğitimi için gitmiştir. Fransa'da bulunduğu dönemde Fransız Albert Sorel'in tarih anlayışından etkilenmiştir.


Şairlerin dünyasına baktığımızda sanat ve tarih anlayışları birbirinden farklıdır. Batı hayranlığı edebiyatın her dönemimde kendini hissettirmiştir. Buna karşı kimliğimize bağlı sanatçılar da her daim var olmuşlardır. Yahya Kemal gerek İstanbul gerekse tarih anlayışı bakımından kültürümüzü özümsemiştir. Medeniyet kavramını en güzel izah eden şiiri kuşkusuz ''Süleymaniye'de Bayram Sabahı''dır. Bu şiirinde bütün farklı kimliklerin bayram günü bir alanda buluşturmuştur. Süleymaniye Camii Mimar Sinan'ın eseri değildir, Süleymaniye bütün Türk medeniyetlerin eseridir. Şair bu şiirinde Selçuklu ve Osmanlı'nın bütün ihtişamını anlatmıştır. Şiir, Malazgirt Meydan Muharebesi'nden bu yana Anadolu'da yaşamış bütün Türklerin sesi olan bir şiirdir. Şiirde din birleştirici bir unsur olarak ele alınmıştır. Bu topraklarda Mazgirt'ten bu yana birçok devlet kurulsa da ruh birdir. Şiir, bizlerin yıllarca kör, sağır ve dilsizi oynadığını; bu toprakların medeniyetin beşiği olduğunu fark etmemiz gerektiğini vurguluyor. Batı'nın ucubeleri bizi mest etmesin. Biz bu toprakları özümseyelim, bizde bu medeniyet ve bu kök var.Yahya Kemal medeniyetimizi en iyi bilen şairlerdendir. Onun eserlerini gençlerimize, çocuklarımıza okutalım. Okutalım ki Batı karşısında Selçuklu ve Osmanlı'nın bizlere nasıl bir medeniyet bıraktığını öğrensinler.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
250