diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

DİN, VİCDAN ve FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ (2)


Bu makale 2013-10-18 18:31:25 eklenmiş ve 961 kez görüntülenmiştir.
Kemal YILMAZ

    Müslüman; insanların din hususundaki ihtilaflarının Allah'ın dilemesine bağlı bir gerçek olduğunu bilmelidir. O Allah (cc) ki, yarattıkları içinde insana dilediğini yapma, dilediğini terk etme hususunda irade ve seçme özgürlüğünü bağışlamıştır. İşte Ayet-i Kerime Kehf 29
    “ Artık dileyen iman etsin, dileyen küfre sapsın.'' Diğer bir Ayet-i Kerime Hud 118 '' Eğer Rabbin dileseydi, bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Halbuki onlar, anlaşmazlığı sürdürmektedirler.'' Bu sebepledir ki, müslüman inkarcıları, inkarlarından dolayı sorgulamakla yükümlü değildir. Dünyada ona böyle bir görevde verilmemiştir. Onların sorgulanması, hesap gününde ancak Allah-a kalmıştır. Onların cezasıda mükafatıda hesap gününe bırakılmıştır. İşte Ayet-i Kerimeler Hac 67-68-69
    “Biz her ümmete bir şeriat vermişizdir. Onlar o şeriata göre amel etmişlerdir. O halde ey Muhammed! Din hususunda onlar seninle münakaşa etmesinler. Sen Rabbine davete devam et. Şüphesiz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.''
    “Yinede seninle münakaşa ederlerse, yaptıklarınızı Allah daha iyi bilir de.''
    “Allah (cc) kıyamet günü ihtilaf ettiğiniz hususlarda, aranızda hükmedecektir.''
    Bu üç Ayet-i Kerime bilgisizce dini inkar edenlere karşı gösterilmesi gereken tavrı belirlemektedir. Yani inkarcıların zayıf ve işe yaramaz düşüncelerine karşı, inansın yada inanmasın onları kınamadan ve aşağılamadan sağlam ve sahih fikirlerle  sürekli Hakka davet etme sorumluluğunu göstermektedir. Şayet inkarcılar, sizin kendilerini en güzel şekilde davet etmenizi, güç ve şiddet kullnarak mani olmaya kalkışırlarsa, o takdirde güce karşı güç kullanmak ve inkarcıların çıkardıkları engelleri ortadan kaldırmak icabeder.
    Ehli Kitabın durumuyla ilgili olarakta Yüce Allah Peygamberine şöyle hitap etmektedir.  ''  Ey Muhammed! İşte bunun için sen onları Hakka davet et. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma. Onlara şöyle de; Ben Allah-ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim. Aranızda adaleti hakim kılmakla emrolundum. Bizimde Rabbimiz, sizinde Rabbiniz Allahtır. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz sizedir. Hak apaçık ortada olduğu için, bizimle sizin aranızda tartışılacak bir mesele yoktur. Allah(cc) bizi bir araya getirip yüzleştirecektir. Dönüş ancak Onadır.''
    İşte bu yüzden, müslümanın vicdanı rahattır ve o sadece herkesin iyiliğini ister. Din ve inançta kendisine gösterilen tarzda yürür. O tarzın adı ise Sırat-ı Müstekıimdir. Yüce İslamın gösterdiği dosdoğru yoldur. Sonuç itibariyle herhangi bir sebeple bu yoldan sapanlar, hem dünya hayatında ve hemde ebedi alem olan ahiret hayatında zarara uğramaları, hüsrana düşmeleri, telafisi mümkün olmayan büyük bir pişmanlık yaşamaları muhakkaktır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400