istanbul escort beylikdüzü escort şirinevler escort

NİKSAR’A “ADAM EKSEN ADAM BİTER”


Bu makale 2018-11-23 15:59:36 eklenmiş ve 143 kez görüntülenmiştir.
Şafak GÜMEN

Sihirli değnek aramaya gerek yok.

 

 

Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok.

 

Çözüm mü, çare mi, formül mü arıyorsunuz ?  Kaldırın ayağınızı, ayağınızın altında, kaldırın kafanızı yukarıya bakın, daha da mı olmadı sağa bakın sola bakın çare yanı başınızda.

 

Havasıyla, suyuyla bereket fışkıran topraklarımızda.

 

“Cennet bu memleketin ya üstünde, ya altında olmalı” sözünü yüzyıllar evvel boşuna söylememiş Evliya Çelebi. O Çelebi’ki adı üstünde seyyah gezmediği görmediği yer kalmamışken Niksar için rivayet ettiği söylenir bu sözü.

 

15 Kasım tarihinde sosyal medyada Niksar Şıhlar Köyünde kivi hasadı yapan Hakkı Yıldız isimli hemşehrimizi görünce heyecanlandım. Aynen Nisan ayında çilek hasadı yapan, ovadan Bahattin Dalkılıç’ı gördüğüm gibi. Hele ki bütün Niksar tanır, kendisine “hıyarağası” denilmesinden “yiğit namıyla anılır” diyen Şahinli’li bölgemizin her yıl ilk salatalık(hıyar)’ını üreten Nurettin Erdoğan gibi.

 

 “Dağın yeşil, bağın yeşil, Bu ne bereket ,

 

Yeşile mi kıyılmış nikâhın, Gözünü sevdiğim memleket!” dizelerinde ki övgüleri bir Niksar’lı yazmamış, Niksar’ı Niksarlıdan çok daha iyi tanımış A.Turan Ayyıldız ne güzel dile getirmiş.

 

Kivi hasadı yapan Niksar Şıhlar Köyünden Hakkı Yıldız beye ulaşmak istedim. İstanbul’dan heyecanlandım, işte bu dedim kendimce, aslında Niksar’ın kurtuluşu çok uzaklarda ulaşılmaz yerlerde değil. Aynen Ağustos ayında gazeteniz Danişmend’de yayımlanan iş adamı Nail Yılmaz abimizin “Kurtuluşumuz bu topraklarda” başlıklı haberinde olduğu gibi. 240 dönüm ormandan kiraladığı araziye 10 bin ceviz fidanı dikip, 3 yılda ilk meyvelerini alan Nail Yılmaz abi de Niksar ve bölgemiz için tarıma, toprağa, hayvancılığa dikkat çekiyor, bu yolda ki zorlukları, bürokrasiyi, tek başına aşmasını dile getiriyor adeta haykırıyordu “önümüzü açın” diye sesleniyodu.

 

Şıhlar’lı Hakkı Yıldız’a ulaştım. Konuştuk, beni 800 km. öteden sevindiren heyecanlandıran Hakkı bey 78 yaşındayım dedi, emekliymiş Ankara’da çalışmış yıllarca eşiyle birlikte köyüne dönmüş. 4 yıldır Kivi yetiştiriyorum diyor. Ünye’den almış fidanları, tamamen kendi fikriyle amatörce acaba yetişir mi, diyerek denemek amaçlı yapmış. Sonuç gayet başarılı. Kapama kiraz bahçesi, cevizler dikmiş. 5 ton kiraz aldım ama pazarlama imkanım olmadığı için devam edemedim dedi. Yeter ki emek verilsin, emek verdiğiniz zaman bereketli topraklarımızda olmayacak bir şey yok diyor, ne güzel söylüyor. Kivilerimiz bu sene de gayet verimli oldu, köyümüzde çevremizde dağıttık komşularıma dedi. Kivi Güney Doğu Asya meyvesi, genelde ekim, kasım aylarında hasadı yapılan C vitamini yüksek hafif ekşimsi faydalı bir meyve. Türkiye’de Akdeniz ve Ege’nin iç yamaç kesimlerinde ve Karadeniz’in kıyı bölgelerinde yetişiyor. Tek istisnası Niksar, boşuna denmiyor “küçük Çukurova” diye Niksar’a.

 

Kivi bir örnek, aslında eski Niksar kitaplarında okumuştum, 1900’lü yılların başında Niksar ovasında “akala” cinsi pamuk ekimi yapılır, insanımız kendi ihtiyacı için pamuk yaparmış. Yine Fatlı köyümüz önünde çeltik (pirinç) yakın zamana kadar yapılırdı. Niksar Kalesinde çocukluğumuzdan beri zeytin, badem gibi Akdeniz ikliminin ağaçları halen ayaktadır. Naranciye ve muz harici aklımıza gelecek tüm meyve ve sebze bereketli topraklarımızdan üretilecek böyle geniş bir yelpazeye sahibiz.

 

Hayalim; Dönekse’den Niksar Ovasına baktığımda kavak ormanı değil, bembeyaz seralarla bezenmiş, her birinde onlarca köylümüzün çalıştığı, sera ormanı görmek. Günümüzde münferit olarak gördüğümüz seraların kapladığı ovadan Niksar’ın geneline yansıyacak ekonomik genişleme ve kalkınma.

 

Niksar’ın kurtuluşu yine Niksar’ın topraklarında.

 

Niksar’ın kurtarıcıları işte Nail Yılmaz, işte Bereket Döner sahibi Hayrettin Taşkıran, işte Şahinli’den Hıyarağası, işte ovadan Bahattin Dalkılıç, işte Şıhlar’dan Hakkı amca.

 

Kendi toprağımızı ve kendi değerlerimizi işlersek gelişme ve kalkınma zaten kendiliğinden yakalanacaktır. Üretmek…

 

Kendi değerlerimizi değerlendirip, üreten topluma geçmeliyiz. Kalkınma Ajansları, Birlikler fiilen harekete geçirilmeli, yetmiyorsa kendi kooperatiflerimizi kurarak kendimiz üretip kendimiz pazarlayarak üretiminden satışına kadar sahibi de kontrolü de biz oluruz. Bina, inşaat yaparken kooperatif olmayı biliyorsak üretim yaparken neden olmasın.

 

“Balık deryada yüzer, su nedir bilmez” demiş Mevlana. Biz Niksarlılar da nasıl bir bereket üzerinde yaşadığımızın farkına varmadıktan sonra boşa kulaç çeker dururuz.

 

 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 ›