NALBANTLIK VE NİKSAR'DA ESKİ NALBANTLAR -3-


Bu makale 2018-12-28 01:23:48 eklenmiş ve 417 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Nalbantlıktan hırdavatçılığa geçen Cafer Çağhan ise Nalbantlık yıllarını bakın nasıl anlatıyor.


1935 Niksar doğumluyum. Babam Haşaroğlu İbrahim Çağhan, mahallede iki devre muhtarlık yapmış bir kimse. Bizim mahallenin ismi çok. Eski ismi Hanegah Mahallesi, şimdiki Gazi Osmanpaşa Mahallesi.  Kültür Mahallesi ve Ayvazönü'de derlerdi. Burada doğup büyümeyim çok şükür.


İlkokulu Albayrak'ta okudum. İlkokul bittikten sonra bir müddet bahçıvanlık yaptıktan sonra babam dedi ki; "Seni bir sanata vereyim, Terzi Duran Çekenoğlu akrabamız. İster ona git, ister Nalbant Mehmet Usta'ya git." Ben de Leylekli köprüye geldim, baktım. Duran abinin oraya girmeye utandım, oradan aşağıya indik. Köprünün beri tarafındaydı Mehmet (Özübek) ustanın dükkanı. Nasip nalbantlıkmış, ondan sonra Nalbant olduk. Mehmet Özübek benim esas ustamdır. 1958'de askerden geldikten sonra nalbantlık mesleğine devam ettim ve hala bu dükkandayım. Duran Özübek ile de aynı burada bu dükkanda çalıştık. Bir arada yanımızda han ve kahve vardı, onu da çalıştırdık ve böyle devam ettik. Ondan sonra baktık ki nalbantlık gitgide düşüyor biz de çeşitleri değiştirdik ve bu şekilde ufak tefek işler ile uğraşıyoruz. Nalbantlığı bırakalı 20-25 sene oldu. Çok şükür bir avaralık bir meşgale olarak bu hırdavat işini yürütüyoruz. Çocuklarımızda yetiştirdik çok şükür. Biri Ankara'da biri Konya'da, işleri de güzel.


Eski Nalbantlardan hatırladıklarım


Eski nalbantlara baktığımızda Dış (Taşra) mahallesinden Nalbant Sabri Usta vardı, Şükrü Usta vardı o da dış mahalleden.  Sonra Mustafa Usta hanın karşısında o eski ustalardan, Salih Usta çok derin ustaydı bazen derdi ki çocuklar biz geldik gidiyoruz, size bazı şeyler öğreteyim derdi. Mesela hayvanların yarasını oksijenle yıkadıktan sonra toz şeker ekin bunu kurutuyor derdi. Bende pek hevesim olmadığından pek de üzerine düşmedim, her adama bu sırrı vermezdi ama bana da verdi. İşine çok titiz bir adamdı. Onun damadı Kaya usta da Nalbanttı. Bir de bir hiç unutamıyorum şurada demirciler vardı, şurada da Pazar yeri vardı Mustafa Emmi ineği getirdi, burada ineğin şurasından böğründen kızgın demiri soktular. Eli ile ineğin çürümüş etlerini aldı. Öyle tedavi etmişti, o da hayret bir şey. Böyle bir vakit geçirdik işte.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250