istanbul escort

TERÖRİSTİN İPİNE SARILMAK!


Bu makale 2019-06-22 23:31:25 eklenmiş ve 154 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Teröristbaşının mektubunu yayınlayan Anadolu Ajansı'nı yazacaktım.

Hani şu 31 Mart seçimi akşamı sonuçlar istediği gibi çıkmayınca gece yarısı veri akışını kesen, daha doğrusu veri aldığı kaynaklar kaybettiklerini anlayıp dükkanı kapattığı için veri alamayan Anadolu Ajansı'nı!

TRT'yi yazmayı düşünüyordum.

Hani şu teröristbaşının kardeşini baş köşede ağırlayıp seçimleri etkilemeye çalışan TRT'yi!

Yani tarafsız olması gereken TRT'yi !

Yani vergilerimizi, yandaşlık için harcayan TRT'yi !

Dizilerinde bile subliminal mesajlarla iktidarın goygoyculuğuna soyunan TRT'yi !

Lakin konuyu o kadar güzel dile getirmiş ki Servet Avcı.

Ben bu konuya hiç girmeyeyim ve ne yazdığını siz değerli okuyucularımla paylaşayım istedim.

Bir ilkesizliğin, bir ülküsüzlüğün, bir basiretsizliğin nasıl olacağını ve nelere sebep olacağını tespit bakımından güzel bir yazı:


“Bu nasıl ilkesizliktir?

Bu nasıl kuralsızlıktır? 

Hiçbir seçim galibiyeti ama hiçbir seçim galibiyeti, bir teröristbaşının himmetine değer mi?

Seçim sonuçları ne olursa olsun, Türkiye bu utancı onlarca yıl üzerinde taşıyacak!.. Bu nasıl bir çaresizliktir ki bir bebek katilinden yitip giden seçimleri toparlaması isteniyor? Ve kuralsızca galibiyet peşinde koşanlardan bir kişi bile vicdanını dinlemiyor, "Teröristbaşı eliyle gelecek galibiyet bin mağlubiyetten daha kötüdür" diyemiyor!..

Son iki referanduma bakın… 'Hayır' diyenler 'PKK'yla aynı safta olmak'la suçlanıyordu… O suçlayıcılar şimdi Apo'nun suya attığı can simidine tutunmaya çalışıyorlar!.. Bu ne korkunç bir çelişki, ne büyük bir rezalettir!..

Aynı tayfa daha dün Apo'ya 'teröristbaşı' veya 'bebek katili' diyenlere kızıyordu… El sıkışılmıştı ve Apo artık 'saygın bir muhatap'tı!..

Devletin televizyonu ve ajansının dilinde temizlik yapılmıştı!.. Hâkim siyasete göre o artık 'İmralı' koduyla anılacaktı… Çözüm süreci boyunca PKK'ya 'terör örgütü' bile denilemedi… Denilemezdi çünkü çözüm masasının diğer tarafında onlar oturuyordu…

Apo'ya ve PKK'ya karşı gayet yumuşak dile geçenler, bu sürece karşı çıkanlara karşı tamamen acımasız bir dili kullanıyordu: "Morg bekçileri… Mezarlık bozkurtları… Kandan beslenenler…  Teröristlerin ruh ikizleri… Terör bitince konuşacak lâfı olmayanlar… Analar ağlasın isteyenler vs…"

***

Sonra ne oldu? Masa devrildi… Devletin çekildiği sokaklardaki hendekleri temizlemek için Cizre'de, Sur'da, Nusaybin'de, Silvan'da ve diğerlerinde bine yakın şehit!..

Terör örgütü, yine terör örgütü oldu!.. 'İmralı' kayboldu!..

En son Diyarbakır'daki o meydanda, PKK'lıların ve onları dosta edinen çözümcülerin göz yaşları içinde dinledikleri o mektuptan sonra yeni bir mektupla çıktı piyasaya 'İmralı'!..

İstanbul seçimlerine müdahale ediyor ve devletin ajansı bunu servis ediyor!.. Bu utancı taşıyacak omuz var mıdır bilmiyorum ama kızaracak yüzün az olduğunu tahmin edebiliyorum!..

(…)

Seçim gelip geçer ama korkunç olan şu: Bu destek karşılığında ne verildi? Herhalde bebek katiline sağlanan 'seçimlere müdahale yetkisi' karşılıksız değil… Şahsen bu mektubun çok etkili olabileceğini, seçimlerin seyrini değiştirebileceğini düşünmüyorum ama bir seçim uğruna kimlerin ülke adına nelerden vazgeçebileceğini düşünmek son derece ürkütücü…

'Beka' kavramının seçimlerde bu derece 'özne' hâline getirildiği bir ülkede bir terörist başı aracılığıyla kemiriliyor olması izah edilebilir bir çelişki olamaz…

Yazık!.. Binlerce kere yazık!.. (Servet Avcı-22 Haziran 2019-Yeniçağ ) ”


“Beka”yı oturduğu koltukta arayanlara…

Ve ben, bir cümlesini soru haline getirip soruyorum !:

“Bir seçim kazanmak uğruna kimler, ülke adına nelerden vazgeçebilir ?” 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
200