istanbul escort

SAHİ ,BİZİ KİM TEHDİT EDİYOR ?


Bu makale 2019-08-06 01:22:44 eklenmiş ve 105 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Türk milletinin topyekün bir diriliş mücadelesi verdiği milli kurtuluş savaşı için “Keşke Yunan galip gelseydi !” diye konuşmakla,Irak’ı işgal edip,masum insanların canına kıyan,kadınlara tecavüz eden “ABD askerlerinin ,ülkelerine sağ salim dönmeleri için dua etmek”  arasında ne fark vardır ?

Rusya’dan, dünyanın en iyi savunma sistemlerinden biri olan S-400’leri aldık.

İyi de ettik.

ABD ile karşı karşıya geldik F-35 konusunda.

Kimseye mecbur olmadığımızı gösterdik.

Düşmana karşı kendimizi savunmak en tabii hakkımız.

Keşke milli savunma sanayimizi geliştirseydik.

Ama abidik gubudik meselelerle çok vakit kaybettik.

Düşmana karşı dedik de?

Kim düşman?

Ya da kimler?

Mesela biz ABD’nin elindeki F-35’leri düşman olarak tanımlattıracak mıyız S-400’lere?

Yani ABD’yi düşman olarak görüyor muyuz?

Hani müttefik  laflarından geçilmiyor ortalıkta da ondan soruyorum.

Eğer ABD düşman değilse,kim düşman ya da kimler?

İsrail’i biliyoruz ama!

Onu da yüksek perdeden telaffuz edemiyoruz nedense!

İran mı?

Suriye mi?

Irak mı?

Yoksa Irak’ın kuzeyi ya da Suriye’nin kuzeyi mi ?

Ermenistan mı?

Yoksa adalarımızı ve kayalıklarımızı fiilen işgal etmesine sesimizi çıkarmadığımız Yunanistan mı?

Kim veya kimlerdir ülkemizin bekasını tehdit edenler?

Yoksa Libya mıdır ?

PKK,YPG,İşid ve benzeri örgütleri zaten biliyoruz.

Biliyoruz bilmesine de arkalarındaki devletleri neden bilmiyormuş gibi yapıyoruz?

Diplomasi elbette olacak.

“Adamın biri Afrika´da safariye çıkarken, yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor.

– Şimdi başım dertte, diye düşünmüş köpekcik . . .

Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş.

Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş:

– Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?

Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış:

– Tam zamanında kurtardım yoksa bu köpeğe yem olacaktım, diye düşünmüş leopar…

Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş, bildiklerini kullanarak bundan sonra kendisini leopardan kurtaracağını düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış. Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna, “atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım” demiş.

Az önceki yerde bekleyen minik köpek, bakmış kızgın leopar sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş.Ne yapacağını düşünürken, kaçmaya da kalkmamış.Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek kemikleri kemirmeye devam etmiş.

Tam leopar saldıracakken, yine kendi kendine konuşarak leopara duyurmuş:

“Şu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok! ”


İşte diplomasi denilen şey budur!

Yani,hızlı düşüneceksin.

Sakin olacaksın.

Güçlü görüneceksin.

Düşmanını kendi silahı ile yeneceksin.

Tabii yapabiliyorsan !!!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
200