istanbul escort

“KAZ” DAĞIN İSMİ HA!


Bu makale 2019-08-06 01:53:28 eklenmiş ve 110 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Kaz Dağı  ya da İda Dağı.

Bizim bölgemizde değil.

Şu sıralar adını sıkça duyduğumuz bir yer.

Balıkesir’e ama Çanakkale’ye de yakın.

Saha, Çanakkale'ye 123 km.,Balıkesir'e 92 km. mesafede. 

Edremit Körfezi’nin Kuzeyinde bulunan Kaz dağları 21.300 hektarlık alanıyla deniz ve yeşilin tarihi dengeler ile doğanın kucaklaştığı  ile ülkenin görülmeye değer yerlerinden.

Gidip görmedim ama internet denilen bir şey var.

Kaz Dağları neleri barındırmıyor ki bağrında:

Ayı, Karaca, Yaban Kedisi, Su Samuru, Sincap,Yarasa, Kirpi, Tavşan, Porsuk, sansar, Tilki, Yaban Domuzu, Kartal, Doğan, Atmaca,Şahin, Keklik, Tahtalı, Çulluk ve Balık cinsleri, Alabalık ve sazan türleri. 

Neyle örtünmüş peki ?

Üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda Karaçam, Kayın, Göknar asli ağaç türleridir. Kestane Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları bulunmaktadır. Alt tabakada Sistus (Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile Kekik, Adaçayı, Sumak gibi tıbbi bitkiler açısından da çok zenginmiş.

Peki ne olmuş da adını sıkça duyar olmuşuz bu Kaz Dağları’nın ?

Kanadalı bir şirket Alamos Gold  ve  sahibi olduğu bir yerli  ama milliliği tartışılabilecek taşeron firma olan Doğu Biga Madencilik firması işte bu Kaz Dağları’nda altın arıyorlarmış!

Hem de 2035 yılına kadar !

Siyanürlü altın madeni yani.

Peki nedir bu siyanürlü altın işi?

Onu da TEMA Vakfı’nın açıklamasından anlatayım.

“Önce cevherin içerisinde bulunan değerli metal miktarı (tenör) belirlenir, bu işlem ‘altın arama’ olarak belirtilir. Madenin varlığı belirlendikten sonra, ilk yapılan işlem bitki örtüsünün sıyırılmasıdır. Maden alanındaki üst toprak katmanı üzerindeki doğal varlıklar ortadan kaldırılır, ardından verimli toprak sıyırılır. Cevherin bulunduğu katmana kadar patlatma yöntemiyle toprak ve kayaların hafriyatı yapılır. Bu işlemler asit maden drenajları, yeraltı suyunun beslenmesinde azalma, eğimli arazilerde toprak kaymaları ve göçük, yerleşim yerlerindeki binalarda çatlak oluşumu, fırlayan kayaların canlılara zarar vermesi, uzun süreli gürültü ve toz, dev çukurlar ve pasa (atık) dağları oluşumu ile sonuçlanır.

Altın cevherinin bulunduğu katmanlara ulaşıldığında çıkarılan kaya ve toprağın içinden mikroskobik büyüklükteki altını alabilmek için kaya ve toprak öğütülerek taneciklere dönüştürülür. Öğütülen cevher kapalı tanklar ya da açık havada (yığın liçi) siyanürlenir. Açık havadaki siyanür işlemi, geniş alanlara serilmiş toprağın siyanürle yıkanması ve toprakta eser miktarda olan altının süzülmesi işlemidir. Siyanürleme, açık hava endüstriyel kimya tesisidir. Siyanür tek başına güçlü bir zehirdir. Ayrıca toprakta bulunan zararsız arsenik, antimon, kadmiyum, kurşun, cıva gibi ağır metalleri de serbestleştirerek zararlı hale getirir. Maden ocakları ve atık havuzları işletme ömrü tamamlandıktan sonra da ekosistemleri olumsuz etkiler ve yaşam için yüksek risk barındırır. Asit maden drenajı ve atık baraj gölü kazaları ile risk devam eder.

Maden sahasında 20 bin ton siyanür kullanılacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Madenin siyanürleme alanı (liç) Kuzey Ege Havzası içinde kalıyor. Atık barajı kazası, siyanür sızıntısı gibi riskler Bayramiç ve Ezine’nin tarım alanlarını tehdit ediyor. Bu alanda Bayramiç elması, Bayramiç beyazı, Ezine peyniri gibi coğrafi işaret almış ve marka olmuş tarım ürünleri bulunuyor.

Çanakkale Kirazlı Siyanürlü Altın Madeni, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme iznini aldı. Projenin ilk aşamaları proje alanındaki ormanların ve diğer bitki örtüsünün ortadan kaldırılması ve 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ayının ortasında yapılan tıraşlama ile maalesef ormanlarda büyük bir yara açıldı. Uydu görüntüleri üzerinde yaptığımız incelemeler, maden sahası ve yol bağlantıları için 195.000 adet ağacın kesildiğini ortaya koyuyor. Buna göre ÇED raporunda belirtilenden 4 kat daha fazla ağaç kesimi yapıldı.

 “Kirazlı Siyanürlü Altın İşletmesi” faaliyete geçmek için geri sayıma başladı. Çanakkale merkeze 30 km mesafede olan maden alanı aynı zamanda 180.000 insanın tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yer alıyor.

Çanakkale Kirazlı’da Siyanürlü Altın Madeni alanının %98,7’si orman alanında bulunuyor. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Proje alanında tespit edilen türlerin 7’si sadece Türkiye’de yaşıyor.”

Ve  Çanakkale Kirazlı Siyanürlü Altın Madeni’nin durdurulması için 100.000’e yakın imza toplamış  TEMA Vakfı. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED)’e aykırı işlem yapılıp yapılmadığını da sormuşlar bakanlığa .

İşte bu Kanadalı şirketin Ceo’su diyor ki :

"Yabancı işçi çalıştırmıyoruz. Türkler taş taşımakta çok iyiler”

Sevinelim değil mi?

Adam dalgasını da geçiyor bizimle !

Üstelik 3 milyon ons altın bulunmuş. Değeri 4 milyar dolar yani 22 milyar 640 milyon lira. Yaptıkları yatırım sadece 100 milyon dolar!

Bunları duyunca dağın adının bile başka bir anlamı varmış gibi geliyor insana!

İnsanımız elbette duyarlı ! Kaz Dağları’ndaki doğa katliamına sessiz kalmadılar.

Mesela,İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Twitter hesabında tepki göstermiş:

 "Kaz Dağları milletimizin ve dünyanın ortak mirasıdır, geleceğidir, aldığı nefestir" diyen Akşener, "Altın için bile bile milyonlarca canlının yaşam alanını talan etmek vicdansızlıktır, vatanımıza ve evlatlarımıza ihanettir"demiş.

Mesela Cüneyt Arkın :

“Burası Kaz Dağları bir zamanlar cennetti. Şimdi cehennem oldu. O zehir, siyanür toprağı yakmış, kavurmuş, parçalamış, öldürmüş. Düşman yapmazdı. Kimler müsaade ediyor, izin veriyor bu vicdansızlara. O güzelim ata kanıyla sulanmış vatan topraklarını üç kuruşa satan bu vicdansızlar kim, neredeler?” diyerek tepkisini ortaya koymuş.

Mesela Ata Demirer :

“Kaz Dağları maden arama yeri değil,oksijen alma yeridir ! İda’dır,Sarıkız’dır.Bin pınarlı mübarek topraktır.Kıymayın.” demiş.

Bölgeyi yerinde inceleyen bir gazeteci diyor ki :

“Ağaç katliamının son bulması için pek çok çevreci bölgede kamp kurarak nöbet tutmaya devam ediyor. Nöbet tutan kişilerin çoğunun yaşlı olması, herkese umut aşılıyor.Ama provokasyon korkusu var.Mücadelelerine gölge düşmesini istemiyorlar.Maden şantiyesinde ayağımızın altında sadece bir toprak vardı. Hiçbir canlı türüne rastlamadım. Kamp alanında ötüşen kuşlar şantiye çevresinde yoktu. Burada aslında sadece ağaçlar değil, diğer canlılarda yok oluyor. “

Gözümüz görmüyor ama gönlümüz katlanır mı ?Bilemem.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 2 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
200