istanbul escort

ÖNCE EŞEĞİ KAYBETTİRDİLER !


Bu makale 2019-08-06 02:10:44 eklenmiş ve 182 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

“Bir yemin ettim ki dönemem…” diyordu rahmetli Kayahan bir şarkısında.

Yine Türk Halk şiirinin en büyük ustalarından rahmetli Abdurrahim Karakoç Yemin isimli şiirinde:

“Yurdum bir kağıttır ışık beyazı

Üstünde insanlar mukaddes yazı

Genci ihtiyarı gelini kızı

Susarsam, hakkını helal etmesin


Mazlumlar hakkını almayıp ele

Günü gün edersem zalimler ile

Evdeşim öz kızım öz oğlum bile

Susarsam hakkını helal etmesin” demişti.


Şimdi aşağıdaki satırları bu şiirdeki ifadenin hakkını verme çabası olarak görmenizi isterim.

Türkiye darlık çekecek bir ülke değildir.

Toprağımızın altı da üstü de verimlidir.

Genç nüfusumuz fazladır.

Bugün darlık çekiyorsak yokluktan değil basiretsizlikten. Basiretsiz yönetilmekten çekiyoruz.

Baksanıza,

TCMB'nin zor günler için sakladığı ve 'kefen parası' olarak adlandırılan ihtiyat akçesinden 21 milyarı, Hazine'ye aktarıldı. 

Kanun gereği olağanüstü durumlarda kullanılması için kenara ayrılan ihtiyat akçesinden 21 milyar TL, Hazine'ye aktarılıyor!

Ne için?

Yandaş müteahhitlere borcu olan bazı kamu kurum ve kuruluşlarının borçlarının ödenmesi için!

Bunların başında Karayolları Genel Müdürlüğü ve enerji alanında faaliyet gösteren bazı devlet şirketler varmış!

Mesela, Karayolları'nın müteahhitlere 2018 yılından kalma borcunun 2.5 milyar liralık kısmı 


Bir dış güçler mavrası sürüp gidiyor.

Elbette dış güçler var ama bunları da dış güçler yapmadı ya!

Her işi yüzüne gözüne bulaştıran adamları da dış güçler atamadı ya!

Ağır aksak işleyen parlamenter demokrasimizde iyi kötü hesap veren bir sistem vardı!

Şimdi bu yeni sistemde o da hayal oldu! 

Sokakta, işyerinde, kahvede, otobüste, dolmuşta konuşuluyor ama...

Ama duymuyorlar…

Sarayın yalıtımı iyi demek ki!

Hadi onlar duymuyor da kapısında bekleyenler de mi duymuyor?

Neden bunca zengin kaynağa sahip ülkemizde yokluk çekiliyor? Sıkıntı var?

Neden potansiyelimizi harekete geçiremiyoruz?

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran iradeye ve onların emanetine niçin sahip çıkılmıyor?

İş bulamadığı için evine hüzün çökenler,

Ekonomik sebeplerle dağılan aileler,

Hiç mi yok etrafımızda?

“Yaptık. Yine yaparız” diyenler bütün olumsuzlukları dış güçlere bağlayanlar, üst akıl bilmem ne diyerek, her seferinde “Bizden iyisi yok !” diyerek kendilerini bize nasıl pazarlıyorlar ?

Bunda biraz da “ Tamam bunlar kötü ama kime oy vereceğiz ki ?” diyerek yanlışa can suyu olan vatandaşın hiç mi sorumluluğu yok bu gidişatta?

Bakın !

Her dört gençten biri işsiz !

Hala büyüme masalları anlatıyor sorumlular!

Sanki biz büyüdük de dünya yerinde saydı !

Bir de hastalıkları var !

“Kendini geçmişle kıyaslama hastalığı”

Millet “Açız !” diyor.

Onlar ,”İsmet Paşa zamanında yiyecek ekmek yoktu ! ” diyorlar.

“Yahu her şey ateş pahası, insanlar aç “diyorsun; onlar “Ecevit zamanında benzin kuyruğu vardı !”  diyorlar.

Kendi başarısızlarını örtmek için tarihimizde karanlık sayfa arıyorlar.

Bulamadıklarında da tarihi yeniden yazmaya kalkıyorlar.

Desek ki :

“Yunanistan'a peşkeş çekilen adalarımız var !”

Misak-ı Milli'nin tapusu olan Lozan'a dil uzatıyorlar.

Kendi şanlı tarihine bile savaş açmakta sakınca görmüyorlar.

Yanlışlarının bedelini millet ödüyor.

Deneme yanılmayla öğreniyorlar.

Bir “aldatıldık “ furyasıdır gidiyor. Kendi elleriyle semirttiklerine savaş açıyorlar!

Bedeli millet ödüyor !

Önce eşeği kaybettiriyorlar sonra da “bulduk” diye ortalıkta caka satıyorlar!

Millet de korkudan olsa gerek her seferinde yedi bugüne kadar !

Yarın?

23 Haziran'da yenilenen İstanbul seçimleri bir umut verdi diyelim şimdilik .

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
200