istanbul escort

BİZİM BURALARDA DA G.TE G.T DENİR !


Bu makale 2019-08-08 13:23:58 eklenmiş ve 121 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Türkçe lastikli bir dil derler!

Belki bazı kelimelerin söyleniş niyetiyle alakalıdır. Hani ne tarafa çekerseniz o tarafa gider misali!

Buraya örneklerini sıralamak uygun düşmez.

Kelimelerin çoğunun yazılı olmayan anlamları vardır zihin lügatimizde!

Bizim burada mahalle kültürü bakımından, adından önce zikredilir mahallesinin adı adamın!

Maduru'lu denir!

Karşıbağ'lı denir !

Derebağ'lı denir.

Sıragöz, Kurudere, Şakşak denir İsmetpaşa yerine !

Tabii teknik olarak değil bu dediklerim. Halkın söyleminden ve algısından söz ediyorum.

Hırsıza da hırsız denilir bizim buralarda.

Bizim buralarda tanışılan adama, “Memleket nere?” diye sormazsak sohbet eksik kalır.

Hani basında: “Suriyelilerin karıştığı olayda……” diye haberlere rastlıyorduk ya !

Bundan böyle “Suriyeli”, denilmeyecekmiş!

Ya ne denilecekmiş?

“Yabancı uyruklu” denilecekmiş!

Hani Türkiye'nin dört bir yanına dağılan Suriyelilere yönelik tepkiyi törpüleme veya gizleme gayreti bir nevi!

Hani Türk'üm demek yerine Türkiyeliyim derler ya birileri!

Biz de artık Rusyalıyı Suriyeliyi, Mısırlıyı, Moldovyalıyı, memleketleriyle tanımlamak yerine yabancı uyruklu diyecekmişiz!

Vatandaş anlamasın!

Anlamasın, bilmesin ve tepki göstermesin yanlışlarına !

Ben yine de Suriyeli'ye Suriyeli derim. Afganistanlıya Afgan, Kenyalı'ya Kenyalı derim!

Küfürü savunduğumdan değil ama, bir durumu özetlemek, anlatmak için ya da verilecek cevabı ifade etmek için bazen küfürü kullanmak gerekir anlamında şöyle bir söz okumuştum bir yerlerde:

“Bazı durumlarda küfür, anı tanımlamak için kullanılmazsa, ham, anlamsız, ruhsuz bir tanım ortaya çıkıyor”

Can Yücel gazetedeki bir yazısında “g.t” kelimesini açıkça yazar. Kullandığı bu kelimeden dolayı dava açılır. Davanın sebebi bu kelimeyi açık seçik yazmasıdır. Mahkemede şu fıkrayı anlatır:

“Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabalı doktora getirir hastayı. Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere. Köylüler tabi 'tamam doktor bey' diyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cürettir ki doktoru arayacak bi köylü. Neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, “biz ne yapacağımızı bilemedik dohtor bey” der. Karşıdan doktor bir şeyler söyler, muhtar arkasına döner ve doktorun dediklerini köylülere söyler: makattan verin dedi dohtor” der.

Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar, ama makat ne bilen yoktur yine. Hasta ise gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyordur baya. 

İhtiyar meclisi toplanır, son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez doktoru. Nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir: “çok kızacak dohtor çok!” diye.

Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor birşeyler söyler yine. Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner: “çok kızacak demiştim; g.tüne sokun dedi.” 

Can Yücel önce bu fıkrayı anlatır, sonra sonra savunmasını şu sözle bitirir: “Valla hakim bey bizim köyde g.te g.t derler de ondan”.

Beraat eder.

Peki ,doktorla en son konuşan köylü anlamış mı doktorun ne dediğini ?

Bence anlamamış!

Doktorun o sözü kızgınlıkla söylediğine yormuş!

Aklıma M.Necati Güneş hocamın “Diyorlar bizde “ isimli muhteşem şiiri geldi!

Suriyeli'ye Suriyeli diyemeyeceksek o zaman kusura bakma Hocam:

“Düzgüne mısmıl,baş örtüsüne bürük, lahanaya kelem, dağ armuduna çördük, iştaha mada, azıcığa eccük, merdivene badal, sebzeye zavzu, dibeğe sohu, kovaya sitil, cekete sahu, sedire makat, yem yerine behni, araziye yazu, hala'ya eme, ablaya abu, balçığa lığırt, evin duvarına çandu, civcive cücük, bol olana foltak, sac ekmeğine cızlak, patatese gostil, sahiye essah, kızılcığa zoğal, takunyaya nalin, çok bilmişe çepil, içi boşa küfük, çabuk kızana çitil, yatağa mitil, belkiye ellam, biber issot, aceleciye hetelek, elbiseye urba, sırığa herek, fasulyeye çiğit, rafa terek, muşmulaya töngel, uçuruma, keh mutfağa aşgana mutfak, pis boğaza sümsük,” dur” demek için ağleş, çirkine gaşmer, işte'ye ahacuk, göz etmeye işmar, yufkaya işkefe, salçaya pelver, mandaya kömüş, azıcığa “ bi dıhım”, tatsıza sasuk, su kabına boduç, ayrana katık, işkembeye mimbar, çiviye mıh, bileziğe kol bağı “

Denilmesin !

Hırsıza hırsız, gavura gavur denilmesin.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
200