OLAĞANÜSTÜ KEYFİLİK !


Bu makale 2019-11-16 19:09:49 eklenmiş ve 111 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Görüp bildiğini sırf fincancı katırlarını ürkütmemek adına dile getiremeyen insanlar var mıdır toplumumuzda?

Elbette vardır. Olması da normal.

Fincancı katırı falan dedik diye –ki bu bir deyimdir- alınan gücenen olabilir. Bu sebeple hikayesini yazalım da alınganlıkların önüne geçelim :

“Hoca bir gün, yolunun üstündeki mezar­lıktan geçmektedir.

Ayağı kayar, yeni kazılmış bir çukura yu­varlanır. Hemen toparlanıp kalktığında bakar ki üstü başı tozlanmış. Tozlarını silkelemek için üstündekileri çıkardığında aklına birden, “Hazır çukura girmiş ve soyunmuşken kendi­mi ölü yerine koyup şuraya uzansam; bakalım sorgu meleği geldiğinde ne soracak, öğren­miş olurum,” diye bir fikir gelir. Çukura boylu boyunca yeniden uzanır.

Tam o sırada, kulağına şangır şungur ses­ler gelmesin mi? Hoca kıyamet koptu sanır, fırlar mezardan.

Meğer o sırada, bir kervan geçmektey­miş oradan. Hoca mezarlıktan fırlayınca katır­lar ürküp kaçar; kırılmadık ne fincan kalır ne kâse… Kervan sahipleri çok öfkelenir, ellerine birer sopa alıp koşarlar Hoca'nın yanına:

“Bre sen kimsin? Burada ne işin var?” “Ben ölüyüm,” der Hoca.

“Peki, çukurun dışında ne işin var senin?” “Dünyayı seyre çıktım!”

Ötekilerin öfkesi zaten burnunda:

“Yaa, öyle mi?” derler. “Biz sana dünyayı bir güzel seyrettirelim de gör!”

Sopalarla temiz bir dayak atarlar Hoca'ya. Hoca zar zor topar­lanıp eve döndüğünde onu karşısında perperişan gören karısı şaşkınlıkla:

“Efendi, neredeydin sen böyle?” diye sorar.

Hoca:

“Sorma hatun sorma, öteki dünyadan geliyorum,” der.

Hoca'nın alay ettiğini sanır kadıncağız:

“Ya, öyle mi, ne var ne yok oralarda?” diye sorunca Hoca, bir köşeye yığılıp kalırken cevap verir:

“Fincancı katırlarını ürkütmezsen bir şey yok!”


Son yazılarımız belediyeyle ilgiliydi ya !

Yazının doğrudan muhatabı olmayanlar, elbette sosyal medyada falan yorumlar yapıp cevaplar yetiştirmeye çalışıyorlar. Burada dikkate alacağım yorum ve düşüncenin, yazıda yer alan özellikle personel sayısıyla ilgili olarak İnsan Kaynakları Müdürlüğü'nün yaptığı düzeltmedir. Belediye Başkanı'nın ifade ettiği 399 rakamına, ben Ayvaz ve Kent Park çalışanlarının dahil olmadığını sanıyordum. Dahilmiş.. Bunu da bu yazıda düzeltmiş olayım. Ama yine de hala 30 personel fazlası olduğunu bizzat Belediye Başkanı 15.11.2019 tarihli Olağanüstü toplantıda dile getirdi!

Görüşlerime elbette katılmak zorunda değiller. Yazılarımız başlığından da anlaşıldığı üzere bilinsin istedim.

Çünkü olan bitenin duyurulma yöntemi yüzünden millet bir çok şeyden haberdar olmuyor.

Tabii bunlar bilinsin derken kendi bakışımız ve üslubumuzla ama kimseye de hakaret etmeden  dile getirmeye çalışıyoruz.

Belki bunları duymaya hazır olmadıkları için, belki de yutkunup ses çıkarmamanın alışkanlık haline gelmesinden dolayı bayağı bir gerilmiş arkadaşlar.

Belediye başkanı, Meclisi 3.cü ve son defa olağanüstü toplantıya çağırdı.4 adet gündem maddesi vardı görüşülecek.

Bu dört gündem maddesinin aciliyeti vardı belli ki.

Ama sayın başkan,5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 20.maddesinde :

“Olağanüstü toplantılarda çağrıyı gerektiren konuların dışında hiçbir konu görüşülemez.” Hükmü hatırlatılmasına rağmen, yazdığımız yazıların çıktıları elinde satır satır sesli biçimde okuyarak bana cevap vermeye başlamasın mı?

Kendisine ilgili kanun maddesi hatılatılarak, olağanüstü toplantının gündemine geçilmesini eğer bir açıklama yapacaksa da  gündem görüşüldükten yapmasıyla ilgili talebimize, kendisini de bizi de oraya gönderenin millet olduğunu unutarak :

“Dinlemek istemiyorsan çıkarsın! Kapı orada “diyerek bize kapıyı gösterme nezaketsizliğini de gösterdi!

İlerde, yazılarımızla ilgili bir basın açıklaması da yapacaktır. Dile getirdiğimiz eleştirilere cevap vermek yerine kişiselleştirmeye çalışırsa şaşırmam!

Çünkü en iyi yaptıkları şey bu!

Dikkatleri alakasız bir yöne çekerek gerçeklerin konuşulmasının önüne geçmek!

Anlaşılan o ki bu pilav daha çok su götürür !

Biz, gücümüz oldukça gerçekleri ve kendi bakış açımızı yansıtmaya devam  edeceğiz.

Ve ömrümüz oldukça  elbette !

Yukarda yazdığım hikayedeki, hocanın da, o fincancı katırlarını da, onların sahiplerini de onları, kim veya kimler olduğunu siz değerli okuyucularımın takdirine bırakıyorum.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
200