NİKSAR'DA SANDIKÇILIK (1) “Ceviz Çeyiz Sandığından Kilimli Hediyelik Sandığa”


Bu makale 2019-12-07 20:17:58 eklenmiş ve 1171 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük, 'Sandık' kelimesinin Arapça 'Sandūk'tan geldiğini ve “İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası” olduğunu açıklıyor. Sandık, değerli eşyaların saklandığı bir öğedir. Bahaeddin Ögel, Türklerde sandık kelimesinin kökeninin 'kiz' olduğunu, bu kelimenin de kizlemek, yani gizlemek kelimesinin kökü olduğunu vurgular.

 

Sandık, eski Mısır'dan günümüze kadar kullanılan bir mobilya türüdür. Taşınabilir depolama ünitesi olan sandık, Avrupa'da özellikle Ortaçağ'da ve Rönesans'ta değerli dokumaların, örme eşyaların, takıların ve çeyizin saklanması amacıyla kullanılmıştır. Türklerin göçebe ve yerleşik düzendeki yaşamlarında gelin alma-verme gelenekleri tarih boyunca önemli bir yer tutmuştur. Gelinin baba evinden getirdiği çeyiz göçebe kültüründe bohça ile taşınmıştır. Türklerin yerleşik hayata geçmesinden sonra ise bohçalar sandık ile taşınmış, saklanmış ve sandık evlerimizin önemli bir görsel eşyası haline gelmiştir. Türk evlerinde de Avrupa ile ilişkilerin arttığı 19. yüzyıldan itibaren sandık kullanımı yaygınlaşmıştır. 

 

Türk toplumunun düğün geleneğinde çeyiz; gelinin ev ve mutfak eşyası, işlemeli ve dantel örtüleri, havluları, takı ve giysileridir; damadın düğün masrafları karşısında sunduğu eşyalardır. Bu eşyalar, evlenene kadar sandık içinde saklanır ve gelinin evine de sandıkta taşınır. Sandığın kullanım amacı, her gün kullanılamayacak kadar değerli eşyaların saklanmasıdır. Günlük kullanılan eşyalar ise dolap içlerine kolayca erişilebilecek şekilde bohçalarla yerleştirilirdi. Sandığın malzemesi, üzerindeki süslemeler gelinin varlığını ifade etmesi açısından çok önemlidir. Varlıklı ailelerin gelin sandıkları masif ağaçtan sedef kakmalı, telkâri süslemeli ve/veya oymalı mobilyalardır.

 

Sandığın içi zımparalanıp temizlense, cilâlansa bile hayli emek ile üretilmiş oyalı, işlemeli çeyiz eşyasının lekelenmesine, nemlenmesine ve zedelenmesine sebep olabileceğinden saten veya kadife kumaşla astarlanırdı. Sandıkların içi kullanım amacına göre çeşitli şekillerde biçimlendirilirdi. Bazı sandıklara değerli eşyaların da konulabilmesi için gizli bölmeler yapılır, bazı sandıkların kapaklarının içine ayna yerleştirilirdi.

 

Uzun süre saklanacak olan çeyizin saklanacağı sandığın malzemesi, içerisindekilerin lekelenmemesi ve güve yeniği olmaması açısından çok önemliydi. Çeyiz sandıkları, genellikle tahtakurdu ve güve barındırmayan servi ve sedir gibi güzel kokulu ağaçlardan yapılırdı. Abanoz, ceviz, gül, elma, armut ve sandal ağacı da sandık yapımı için kullanılırdı. Ahşap, ısı ve nemden etkilenerek çalışabileceği -yani eğilip bükülebileceği- için sandık yapımında sert ve iyice kurutulmuş ağaçlar seçilirdi. Türk ahşap çeyiz sandıklarında kullanılan süsleme teknikleri; ahşap oyma, kakma, boyama ve kaplama şeklinde sıralanabilir.

 

Günümüzde sandıklar, depolama işlevinin yanında dekoratif amaçlarla yaşama mekânlarında sehpa, yatak odalarında oturma elemanı gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Çeyiz sandığı geleneği, artık kentlerde uygulanmamaktadır. Ancak geleneksel olarak sandık üreten atölyeler hâlâ mevcuttur. Ayrıca Türk evinin temel donatıları olan sini, sedir ve dolap gibi, sandık da çağdaş mobilya tasarımcılarına ilham vermektedir.

 

Kültürümüzün önemli bir parçası olan sandıklar artık eskisi kadar ilgi görmese de ceviz çeyiz sandığı bir gelenek, anneler kıyıp da kullanamadıkları iğne oyalarını, sim sırmaları, ağır elbiseleri sandıklarda saklıyor, kızlarına veriyorlar. Babalar ise Kur'ân-ı kerim, bayrak ve Hüccetü'l-İslam, Mızraklı İlmihâl gibi birkaç kitap koyuyorlar mutlaka. Evlerinde mobilya dolap olsa da ceviz sandık başköşeye yerleştiriliyor, üzerine danteller seriliyor.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250