NİKSAR'DA SANDIKÇILIK (3) “Ceviz Çeyiz Sandığından Kilimli Hediyelik Sandığa”


Bu makale 2019-12-12 20:04:21 eklenmiş ve 266 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Neden Niksar'a gelmişler

 

Büyükleri Aybastı'dan Niksar'a gelerek yerleşen sandık ustalarımız önce kendilerini kısaca tanıtıyor ve büyüklerinin neden Niksar'a geldiklerini açıklıyorlar. Mahmut ARPACI, 1947'de Aybastı'nın Toygarlı köyünde doğdum. Bizim sülaleye Bilaller derler. Ben ilk olarak 1965'te Niksar'a geldim, askerliğimi yaptıktan sonra ailemi de getirerek 1969'te evimi tuttum, alt katına atölyemi kurarak çalışmaya başladım. Kemal İBİŞ, 1956, Aybastı doğumluyum. 1933 doğumlu babam Temel İbiş Aybastı'dan gelme, sülalesi İmamoğulları. 1958 yılında gelmiş Niksar'a. Sandıkçılık baba mesleğim, on sene önce emekli oldum, gençlere bıraktık bu işi. Kemal ERİKLİ, baba mesleği, bende emekli oldum. Cevat ERİKLİ, 1957, Aybastı doğumluyum. Bizde de baba mesleği, babam Mehmet Erikli. Biz usandık bıktık ve emekli ettik kendimizi. Meydanı gençlere bıraktık, zaten sandıklara da eski rağbet kalmadı. Turgut KAPLAN, 1973 Niksar doğumluyum, bu işe baba mesleği olarak başladığım bu sanatı 1994 yılından beri Niksar sanayisinde severek ve isteyerek yapmaktayım. Bu mesleği daha ileriye taşımak istiyoruz ama geriden gelen yeni bir nesil yok, çırak bulamıyoruz. Yani bu sanatta son nesil biziz, bizden sonrası şimdilik yok.

 

 

Niksar'da Ticaret Çok Canlı

 

Mahmut ARPACI, büyüklerinin Niksar'a geliş nedenlerini şöyle açıklıyor Büyüklerimizin Aybastı'dan gelmesinde Niksar'ın havası da önemli rol oynuyor. Niksar'ın havası sandıkçılık için tam uygun, çok aşırı nemli değil kuru bir havası var, tahtalar daha güzel tavlanıyor ve kuruyor. Aybastı'dan buraya gelmelerinin sebeplerinden biri de Niksar'da ticaretin çok canlı olması ve  yolların kesişme noktasında olması, doğuya batıya, kuzeye güneye her tarafa ulaşım var. Ticaret merkezi ve çok göç alıyormuş Niksar. Niksar'a ilk gelen Ahmet abinin babası Ali Osman İbiş'tir. Askerden sonra direk Niksar'a gelmiş, onu gören diğer akrabalar, hısımlar, arkadaşlar da teker teker Niksar'a gelmeye başlamışlardır.

 

Kemal İbiş, Babam şen şakrak bir adamdı, Aybastı'dan Niksar'a kaçmış diyor ve anlatıyor. Benim ustam babamdı, babam da amcamdan öğrenmişti. Dedem Ramadan İbiş boynuz tarağı yapıyormuş, o sandıkçılığı bilmiyor. Babama sordum niye Aybastı'dan Niksar'a geldiniz, kaçtınız dedim. Babam dedi ki, 'Lan oğlum, kışın geliyorsun dedi bizim Aybastı'da kar burada belini gösteriyor, Niksar'da topukta dedi. Niksar'a geliyorum yazın domates, biber, sebze bol dedi. Bizim orada hiçbir şey yok dedi. Babam biraz şey şen şakrak adamdı, askerliğini yapınca ben Niksar'a kaçacağım demiş dedeme, gelmiş buraya. O Tevfik Üstün var ya Derebağlı, onların tarihi bir evi varmış yolun üstünde, o evin arkasında durmuşlar ilk önce. Ben dünyada yokum o zaman, Derebağlılar anlatıyor ha. Ama dedem gelmiş babamı alıp geri götürmüş. Aradan bir iki sene geçmiş babam durmamış Aybastı'da yine Niksar'a kaçmış. O zaman bekârmış, dedem evlenme vaadiyle babamı tekrar Aybastı'ya götürmüş. Babam Aybastı'da evlenmiş, amcam askerden gelmiş. Cevat Usta'nın amcası sandık yapmayı, benim amcam da bavul yapmayı öğrenmiş. Bu ikisi çok samimiler, Niksar'a taşınmışlar birlikte çalışmaya başlamışlar ve hem bavul hem de sandık yapmaya başlamışlar ama sonra sandık üzerine yoğunlaşmışlar.

 

 

Turgut Kaplan babasının Aybastı'dan Niksar'a göç hikayesini güzel bir örnek olarak anlatıyor. Babam daha önceden ormanda ustalık yapıyormuş, kütük biçiyormuş. Sandık işini hiçbir ustanın yanına gitmeden sadece görerek izleyerek öğrendiğini söylerdi. En çok zorlandığım kapak alıştırma ve kilit takma olayı derdi. Hiçbir usta yanına gitmemiş kendi gördükleriyle kendisi kerestesini biçmiş, bütün aletlerini kendisi yapmış o şekilde başlamış. İlk yaptığı sandığı Aybastı Perşembe Yaylası'nda sattığını söylerdi. Yirmi liraya mal edip kırk liraya sattığını söylerdi ve bir de şunu söylerdi babam, 'Devir aynı devir hiçbir şey değişmiyor, sadece zıpırlar çoğaldı' derdi. Babamın Niksar'a göçmesine sebep olan olayı şöyle anlatırdı. Yaptığı sandıkları pazara götürmek için önce yola çıkması lazım. Bizim memleketimiz meyilli arazi idi. Yaptığı iki sandığı ters kapatıp sırtında taşıyarak yola kadar saatlerce yürüdüğünü anlatırdı. Çünkü bizim oralar Karadeniz arazisi hep eğimlidir, düz yer çok azdır. Şimdi düşünüyorum bir sandık yirmi beş otuz kilo geliyor, iki sandık elli altmış kilo. Sırtına alıyor, zorluklarla çok meşakkatli yollardan o bayırlardan geçerek pazara gittiklerini anlatırdı. İşte bu zorluklar yüzünden Aybastı'yı terk edip Niksar'a geldiğini anlatırdı. Bir de ceviz Niksar'da çok fazla yani hammadde bol, hızarhaneler yaygın o zaman keresteyi biçmede sıkıntı yok, yaptığın zaman satması kolay pazar sıkıntısı yok tabii bunların hepsi de Niksar'a gelmesinde etken.

 

Aybastı'dan gelerek Niksar'da bu sanatı icra eden Mahmut (ARPACI) Usta'ya Niksar'a ilk gelen sandık ustalarını sorduğumuzda Ali Osman İBİŞ, Mustafa İBİŞ, Temel İBİŞ, Mehmet İBİŞ(Hafız), Halil BOLAT, Mustafa HANELÇİ, Mehmet ERİKLİ'yi bir nefeste sıralıyor. İlk önce İbişler dört kardeş gelmişler. Ondan sonra onlar bizi çekti Niksar'a, biz başkalarını çektik derken iyice çoğaldık. Sandıkçılığın en parlak olduğu dönemde yirmi civarında sandık atölyesi vardı ve bu atölyelerde kendi ustalarının yanında kabala olarak yani sandık başına çalışan ustalarda vardı. Şevki İbiş, dedelerinin ilk olarak 1949 senesinde geldiklerini ilave ediyor bilgi olarak.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250