NİKSAR'DA SANDIKÇILIK (7) “Ceviz Çeyiz Sandığından Kilimli Hediyelik Sandığa”


Bu makale 2020-01-02 19:09:31 eklenmiş ve 838 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

NİKSAR KİLİMLİ SANDIĞI VE ATALAY ATİLA

 

1942 Niksar doğumluyum. Biraz memuriyet yaptım daha sonra memuriyetten ayrıldım, ticarete atıldım. Memuriyetim Isparta Sümerbank Halıcılık müessesesinde oldu. Bundan dolayı da halıcılığa başlamış oldum.

 

1973-1974’lerde halı dokutturmaya ve ticaretine başladık. Halıcılığı Niksar’da başlattık. Kurduğumuz şirket(Anadol Halı), vasıtasıyla ihracata başladık. Şimdi halı-kilim bunlardan bayağı ihraç ettik. Bu ihracatımız da bilhassa Amerika'ya oldu. Ondan sonra Amerika'ya benim çocuklar gitti. Oraya da mal gönderdik. Biz 1995’te Amerika'ya çocukları ziyarete gittiğimizde büyük mağazaları gezdik. Mesela ABC mağazalar topluluğu var orayı gezdik. Biz çok halı gönderiyoruz zannediyorduk ama çok az gönderiyormuşuz. Çünkü ABD’ye daha ziyade İran çok büyük ihracatlar yapıyordu. İran’ın ihracatı yüzde 35 civarında bizimki yüzde 3’lerdeydi. ABC mağazalarını gezerken orada bir sandık gördük, küçük bir sandık. O sandığın üzeri deri kaplıydı, hakiki deriden işlenmişti. Sandığın ölçülerini falan aldık. Onların geyik derisi varsa bizimde kilimimiz var dedik. Çünkü Türkiye'de o zaman o kadar çok eski kilim vardı ki bu kilimleri tamircisi yoktu. Daha doğrusu tamircisi vardı ama tamiri çok pahalıydı. Hiç kimse evdeki kilimleri tamir ettiremezdi. Yeni kilimin değeri 10 lira ise eski kilim tamiri 20 lira 30 lira idi. Bunun içinde kimse tamir ettiremezdi, çok pahalıya mal oluyordu. Tabii Biz Türkiye'ye geldiğimizde hemen o kilimleri küçük sandıklara uyarladık ve küçük sandıkları kilimle kapladık(1995). 

 

 

 

Cevizden yapılan çeyiz sandığı Türkiye'nin birçok yerinde satılırdı. Fakat bunların taklitleri çıktı, eskiden olduğu gibi millet almaz oldu. Eski sandıkçıların birçoğu bu işi bıraktı. Biz hediyelik olarak bu işe başladık, küçük sandıkları kilimle kapladık ve Amerika'ya göndermeye başladık. İlk önce kırk elli tane gönderdik. Çocuklar sandıkları aldıklarının ertesi günü telefon açtılar, bize yüz tane daha sandık gönderin. Ondan sonra biz iki yüz, beş yüz, bin göndermeye başladık. Bu uzun müddet devam etti ancak şimdi o kadar göndermiyoruz. Çünkü nakliyesi çok zor, sıkıntılı oluyor. Yoksa yine talep var. Bugün nasıl yurtiçinde bu sanıklara talep varsa yurtdışında da var. Mesela belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler hediyelik olarak alıyorlar ve misafirlerine veriyorlar. Tabii biz sandık olayına böyle başladık, işi iyice geliştirdik, seri imalata da başladık. Kilim zaten bizim işimiz; nerede yapılır, nasıl yapılır, kaça gider. Uzun müddet kilimli sandık yaptık. Ondan sonra biz koltuk takımlarına başladık. Kilimlerle döşenmiş olan koltuk takımları yaptık, sandalyeler yaptık, işte puflar yaptık. Onları da dışarıya bayağı gönderdik ama bütün bunlar kilimli sandıktan doğdu. Yani kökte bizim kilimli sandık var. Bu işleri azalttık ama yine de devam ediyoruz. Çiniciliğe başlayınca sandık işini tabi haliyle biraz azalttık şimdi çini üzerinde yoğunlaştık. 

 

Şimdi kilimli sandığa dönelim. Biz bu sandıkların kasasını yaparken özellikle bölgemizde bulunan ceviz ağaçlarından faydalanıyoruz. Bu sandıklarda ceviz ağacının ince dalları da kullanılabiliyor. Tabii cevizin ana kerestesine göre ucuz olduğu için bizim de işimize geliyor. Çeyiz sandığı, kilimli sandıktan önce de Niksar da vardı. Hammadde yani ceviz ağacı bol olduğu için Niksar çeyiz sandığı Türkiye'deki pazarın büyük bir bölümünü karşılıyordu. Tabii şimdi artık onlar da durdu eski satışlar yok. Ustaların sayısı da azaldı. Bu işlerde yavaş yavaş ölmeye başladı. Bizim başlattığımız kilimli sandık, sandık olayına yeni bir hava verdi, ilgi uyandırdı. Büyükleri evlerde çeyiz sandığı olarak, küçükleri ise hediyelik olarak piyasayı tekrar canlandırdı. Tabii burada ceviz ağacının kullanılıyor olması, kilimlerimizde Türk motiflerinin (Türk damgalarının –MNG-) olması, kök boyanın kullanılması, dalgalarının olması sandıklarımıza ayrı bir kalite ve hava verdi.

 

 

Biz sandıkları yapıp boyadığımızda hiçbir zaman parlak cila boya kullanmadık daha mat renkler, pastel renkler kullandık. Daha doğal görünsün diye hakiki renkleri vermeye çalıştık ve kilimlerde onlara uydurmaya çalıştık. Üstteki desenle alttaki desen genelde uyumlu olmuştur. Mesela bazı arkadaşlar maliyeti düşürmek için sandığın kasasını kavaktan yapmaya çalıştılar ama kesinlikle olmadı ve hemen değiştirip tekrar cevize döndüler. Biz hiçbir zaman kalitemizi bozmadık dolayısıyla herkes tabii ki bize yöneliyor. Çünkü kalite var, biz Amerika'ya gönderiyoruz. Millet bunu biliyor ve özellikle bizden talep ediyor. Ben kesinlikle bir kavaktan sandık yapmam, kaliteyi düşürmem. Yarın erimeye başlar kavrulur.  Çok zordur, o kaliteyi korumak lazım. Neden ceviz çünkü ceviz ağacı kesildiğinde tahtanın yüzeyinde çok güzel desenler oluşur ve bunu boyadığımızda harika bir görüntü ortaya çıkar. İşte bu desenler sandığı gösterir. Kilim motiflerinin uyumu ile de harika bir bütünlük sağlar. İşte biz kilimli sandıkta bu uyumu yakaladıktan sonra sürekli ihracata başladık. İşte 25 sene önce 25-30 sandıkla başladığımız ihracat binlerceye çıktı ve hala devam ediyor. Biz çalışıyor, koşturuyor ve imal edip ihraç ediyoruz. Bazı arkadaşlar değişiklik yapmak, kilim yerine deri kullanmak istediler. Tabii orjinal deri pahalı olduğu için suni deri kullandılar fakat olmadı tutmadı. İlk başta belki cazip geldi ama kısa süre sonra vazgeçilmek zorunda kaldılar. Olmadı yani olmuyor, şu kilimin sıcaklığını vermiyor. 

 

KAYNAKLAR:

1.http://sozluk.gov.tr/

2.Yard. Doç. Dr. S. Selhan YALÇIN USAL, Türklerde Çeyiz Sandığının Kullanımı Ve Geleneksel Süslemeleri, 

https://www.altayli.net/turklerde-ceyiz-sandiginin-kullanimi-ve-geleneksel-suslemeleri.html

3.https://www.academia.edu/10795564/Antalya_-_Gazipa%C5%9Fa_%C3%87eyiz_Sand%C4%B1%C4%9F%C4%B1_Gelene%C4%9Fi

KAYNAK KİŞİLER:

1. Hacı Arif TUZEN, NİKSAR-1935

2. Atalay ATİLA, NİKSAR-1942

3.Mahmut ARPACI, AYBASTI-1947

4. Mehmet YALÇIN, TERME-1952

5. Kemal ERİKLİ,  AYBASTI-1954

6. Kemal İBİŞ,  AYBASTI-1956

7. Cevat ERİKLİ,  AYBASTI-1957

8. Şevki İBİŞ,  NİKSAR-1964

9. Turgut KAPLAN,  NİKSAR-1973

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250