ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ MEDYANIN ÖNEMİ


Bu makale 2020-01-26 02:11:38 eklenmiş ve 567 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Yandaş medya!

Oluşturmak için neler yapılmadı ki?

Adım adım uygulandı medyaya operasyonlar.

“Alo Fatih !” leri yaşadı memleket.

Yandaş patronların gazetelerindeki azıcık muhalifler bile kapı önüne konuldu topluca.

Sonra, yandaşlar medya patronu oldu sorunsuz kredilerle!

Ve o televizyonlardan önce bulandırıldı halkın zihni!

Sonra iktidar lehine algı operasyonları yapıldı durmaksızın.

Yalanlar ve iftiralara atıldı. Sürekli tekrarlandı.

Adeta  Goebbels'in propaganda tekniklerinin uygulama sahasıydı medya!

Ne öneriyordu bu, Hitler'in Propaganda Bakanı :

“Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. olmazsa, yalana devam edin”

 “Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar”

 “Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur”

 “Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır”

 “Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin”

 “Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır”

 “Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin”

 “Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin”

 “Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın”

 “Asla kabahat ve suç üstlenmeyin”

 “Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın”

 “Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır”

 “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım”

 “Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun”

 “Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır”

“Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. çünkü onları kandırmak çok kolay”

Şimdi bir daha bakınız topluma ve medyaya!

Yukarda yer alan Goebbels kriterleri, ne kadar da tanıdık geliyor değil mi?

Efendisinin ne düşündüğünü merak eden, onunla ters düşmemeye özen gösteren,

Eğer durum değişirse,

"Ortada kalmamak için çok akıllı davranmalıyım" diye düşünen,

Yandaşlıktan kaynaklanan ilgiyi, itibar zanneden,

Adamlar haklı değil mi?

Susturmak, korkutmak, satın almak, değiştirmek, "yandaşlaştırmak" için tonla çaba ve para harcandı.

Eh, boşuna değildi herhalde!

Yandaşların bile hizaya getirildiği bir süreç yaşadık. Yaşıyoruz.

Yine de yeteri kadar toplumu etkileyemiyor!

Kimisi gerçekten inandığı için, kimisi çaktırmadan, kimisi durumu idare etmek için çırpınan medya mensuplarına şahit olduk.

Eski yandaşlar bile beğenilmez olup yeni dedikleri Türkiye'ye, yani kendilerine ayak uyduranların önü açılıyordu bir şekilde.

Dedik ya bazıları gerçekten inanıyorlardı!

Bunu, Yeni Şafak'ta Ali Nur Kutlu'nun (Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün takma adı olduğu iddia ediliyor!) ”Bu davanın çocukları" başlıklı yazısında şöyle açıklanıyordu:

"Hepimiz fakirken ve rutubetli bodrum katı evlerde yaşarken bu davaya adamıştık kendimizi. Biz fakirken çektik çilesini bu davanın, fakirken aşık olduk bu davaya, fakirken dayak yedik nezarethanelerde. Çocuklarımızı fakirken doğurduk.

Sonraları çetin imtihanlardan geçtik. Keşke işkenceyle, dayakla, açlıkla imtihan olsaydık. Hiç bilmediğimiz yerden hesaba çekildik, parada, makamdan, mevkiden...

Bu davanın çocukları imtihanları kaybetti, günahlara battı, gaflete daldı..."

Aynı isimle (@alinurkutlu) Twitter'den atılan şu mesaj da yazıyı tamamlar nitelikte:

"Biz bu davaya fakirken adadık kendimizi. Yine fakirliğe döneriz ama aramıza sızmış sahtekarlara ve açgözlülere eyvallah etmeyeceğiz."

Bu yolla zenginleşenler olmuş mudur? Elbette.

Bunun için hangi fedakarlıklara katlandıklarını bilmiyoruz!

Ama bir kısmının vicdanını ve meslek onurunu hiçe saydığını görebiliyoruz.

Böyle davranarak bu imkanlara sahip olan medya mensuplarının kaç tanesi bir kalemde sahip olduğu avantajları elinin tersiyle iter? Bilemem.

Gerçekleri söyleyen ve yazan birer gazeteci olmak o kadar mı zor ?

Yani gazetecilik mesleğini ahlak ve vicdan ile sürdürmek çok mu zor geliyor bu yandaşlara?

Devletin tüm kurumlarının, parlamentonun, yargının, medyanın ele geçirilmesi karşısında söz söylemeyip, yazı yazamadıkları gibi köşelerinde ve ekranlarda bu durumu normalleştirmeye çalışıyorlar. İktidarın kendine ve yandaşlarına daha fazla kazandırmak amacıyla doğayı talan etmesine, ihalelere el koymasına, ekonominin çarklarına hukuk dışı müdahalelerine karşı çıkma dürüstlüğünü göstermedikleri gibi, yüzlerce meslektaşları, işsiz, baskı altında, bir bölümü hapiste iken onların haklarını bile savunamayacak durumdalar.

Yandaşlığın keyfini sürmekteler!

O kadar ki “Ne haber ?” diye sorsan “A Haber!” diyecek kadar!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250