BELLİ COĞRAFYALARDA GÖZYAŞI HASADI !


Bu makale 2020-03-16 19:00:36 eklenmiş ve 279 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

“Coğrafya kaderdir! 

İbn-i Haldun'un ta 14. yüzyılda yaptığı ve asırlardır geçerliliğini koruyan efsanelerin efsanesi tespitidir… Gelin bu sözün anlamına ilk olarak günlük gelişmelerin dar penceresinden değil, asırlara sari bir perspektiften göz atalım.

En baştan belirteyim, coğrafya kaderdir sözündeki kader sözcüğündeki kasıt “Alın yazımız var, kaderimize hiç müdahale edemiyoruz, onun için savaşmanın ne anlamı var ki?” gibi bir saçma düşünce değildir.

Peki sizce bu söz doğru mu? Kader olan kültür mü, aile mi yoksa coğrafyanın ta kendisi mi? 

Aslında bu coğrafyada yüzyıllardır aman aman bir şey değişmemiş. Gelin Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkıldığı zamanlara gidelim.

– İçeride Batıni isyanları ile uğraşırken,

– Aynı zamanda Batı'da Haçlı İstilası gelirken,

– Bu da yetmezmiş gibi Doğu'dan bir de koskoca Moğol işgaline uğraşmışız.

Şimdi bir de bir kaç yüzyıl ileriye, Kurtuluş Savaşı dönemine kadar gidelim:

– İçeride bir çok grubun isyanları ile uğraşırken,

– Aynı zamanda Batı'dan ve Güney'den Batılı devletlerin işgali gelirken,

– Bu da yetmezmiş gibi Doğu'dan Ermeni ve Rus işgaline uğramışız.

Yeter mi yetmez. Gelin bir de günümüze gelelim. Yine durumun aynı olduğunu göreceksiniz  İçeride birbirinden ayrışmış bir toplum var (Hani bir çok isim diyor ya toplumsal kutuplaşma artıyor diye o muhabbet, tabi söz konusu ülke olduğunda can düşmanları bile birleşir orası ayrı)

Güneyimizde Akdeniz, Suriye, Irak zaten cayır cayır yanıyor. Doğu'muzda yine terör başta çeşitli sorunlar var.

Ülke şu an resmen (bölgesel haritayı gözünüzün önünüzde getirin) yanan ateş çemberinin ortasındaki yanmayan bölge gibi…

Kabil, ilk cinayeti işlediğinden beri tüm dünyanın ama özellikle, bu coğrafyanın, yani Orta Doğu'nun toprakları kanla yıkanıyor, tohum diye birbirimizi ekiyoruz toprağa. ekip biçtiğimiz gözyaşı, acı ve ayrılıktan fazlası değil.

Bu arada sanırsam kabil cinayeti de yine bu topraklarda olmuştu.Olayı merak edenler dinler tarihinde Kabil'in kardeşi Habil'i kıskançlıktan ötürü nasıl doğradığını araştırabilirler.

Coğrafya kaderdir ve biz de şu kısır döngüyü yaşayıp duruyoruz. Zor zamanlarda iki Türk bir araya gelse devlet, iki Yahudi bir araya gelse şirket kurar misali devlet kuruyoruz. O devleti büyük liderler vasıtası ile çok iyi noktalara getiriyoruz.

O iyi noktalarda rehavet bize çöktükçe çöküyor, insanlar azıtıyor, dışarıda düşman bitince içeride rahatlayıp zayıf düşüyoruz. Bu zayıf zamanlar sonucunda da kadim devlet acı çeke çeke yıkılıyor ve tekrar en baştan uçuşa geçiyoruz… Nasılsa bir şeyi yıkmadan daha iyisini inşa edemezsiniz değil mi?

Coğrafya kaderdir sözü ile kastedilen bulunulan yerin coğrafi koşullarının orada yaşamakta olan insanların yediği besinden, yaşadığı yere, içtiği içeceğe ve hatta giydiği kıyafete kadar etki etmesi anlatılır. Örnekler vermek gerekirse;

Örnek: Sıcak bir bölgedesiniz diyelim. Gündüz dışarıda çok vakit geçiremiyor oluşunuz, soğuk içecekler arıyor oluşunuz, bölgedeki bitki örtünüz yani kısaca aklınıza ne geliyorsa tek başına coğrafya kaderdir sözü ile açıklanabilir.

Örnek: Denize yakın bir yerdesiniz diyelim. Turizmden güzel gelir sağlıyor oluşunuz da yine coğrafyanın size geçtiği bir kıyak adeta…

Örnek: Hele hele bir de Türkiye gibi adeta dünyanın belki en azından bölgenin kilit noktası denebilecek bir jeopolitik konumda iseniz size verilen önemin artması coğrafyanın kıyağı gibidir. Ama bölgede savaşın düşmanın bitmemesi de bardağın öbür yüzüdür.

Ama bizler, sizlere bu coğrafyaya sadece sorunlu olan taraflarından değil de, bu coğrafyanın altında yatan o eşsiz değeri anlayıp objektif bir bakış açısına sahip olabilmek zorundayız !”


Yukarıdaki satırları,ismini bilmediğim ama Hacettepe Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği okuyan ve MRKaptainTR adlı birinin 19.09.2019 tarihinde kendi internet sayfasında yazdığı yazıdan alıntıladım.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250