GÖRÜNÜŞE ALDANMAK VEYA GÖRÜNÜŞÜYLE ALDATMAK !


Bu makale 2020-03-21 19:30:20 eklenmiş ve 901 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

“Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” demiş Mevlana.

Toplumumuzun en büyük aldanışı görünüşe bakıp kanmaktır.

Daha çok dini figürler, semboller insanları aldatmada niyeti bozukların kullandığı objelerdir. Oysa, amaca ulaşmaya yardımcı aksesuar gibi durur üzerlerinde.

Dini semboller dedik.

Söz konusu semboller dinin kendisi değil elbette.

Sakal, sarık, cübbe, başörtüsü, türban ve hatta yakasız gömlek bile bu manada kullanılabilen sembol veya simgelerdir. Bir de lafla olanı vardır.

Dilinden dini literatür jargonlarını düşürmemek gibi.

Çünkü o sembol veya simgelere inanır, güvenir insanımız.

Dolayısıyla da en kullanışlı aldatma sembolüdür dini argümanlar.

Müslüman, kendinden emin olunan kimsedir.

Ama ne yazık ki içimizdeki bazı insanlar yine içimizden birilerini bu sembollerle kandırıyor!

Keşke aşağıdaki kıssada olduğu gibi, insanları aldatmaya vesile kıldıkları sembolleri sıyırıp atsaydık üzerlerinden.

Çünkü ahlakın bir şekli veya örtüsü yoktur.

“Hz. Süleyman güçlü bir devlete ve orduya sahipti. Adaletle hükmeden bir peygamber ve devlet başkanıydı. Sadece insanlara değil hayvanlara da hükmederdi. Bir gün bir kuş, kanadını bir dervişin kırdığından şikâyet ile Hz. Süleyman'a gelir. Şikâyetçi kuş, derdini anlatır ona. Hz. Süleyman da o kuşun şikâyetçi olduğu dervişi buldurur, huzuruna getirtip sorar:

Bak, bu kuş senden şikâyetçi. Niye kırdın kuşcağızın kanadını?

Derviş, kendini savunur:

Sultanım, Allah bu mahlûkatı âdemoğlunun hizmetine vermiştir. Ben, bu kuşu avlamak istedim. Yine de ona kaçması için fırsat verdim, fakat o bekledi. Adeta; "Gel beni tut, ne istiyorsan yap" dedi. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı. O esnada da kanadını incittim.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner:

Bak, bu adam da haklı... Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Neticede sen uçup kaçabilirdin. Şimdi kolum kanadım

kırıldı diye şikayet ediyorsun.

Kuş itiraz eder:

Efendim, bu kişi bir avcı olsaydı o zaman hemen kaçardım. Ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Bundan bana zarar gelmez diye düşündüm. Derviş olanın ne işi olur böyle şeylerle...

Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kuşu haklı bulur. Kısasın yerine gelmesi için "dervişin kolunun kırılması gerekir" der.

Kuş, dervişe acır:

Efendim, öyle yapmayın!

Ne yapayım?

Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileştikten sonra aynı şeyi yine yapabilir.

Peki, ne yapalım?

Siz bunun üzerindeki derviş kıyafetini çıkarın, derviş libasından sıyırın! Sıyırın ki diğer kuşlar benim gibi aldanmasın!”

Evet keşke böylesine bir gücümüz olsaydı!

Ya da gücü olanlar böyle kullanabilse gücünü!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250