25 MART 2009-DEVLETİN BUZ TUTTUĞU TARİH !


Bu makale 2020-03-25 19:43:25 eklenmiş ve 309 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Bir röportajında:

“Dünyada geçerli bir yöntemdir. En ucuz, en garantili, hiç bir riski olmayan, en az riskli, suikast yöntemi kazadır.” demişti Muhsin Yazıcıoğlu.

Tam da işaret ettiği gibi bir suikast ile şehit edildi.

Bugün 25 Mart 2020.Yani 11 yıl olmuş.

Vıdı vıdıyla geçirilen 11 yıl.

Gücü yetenlerin, çözmek için çaba sarfetmediği, çaba sarfedenlerin ise gücünün yetmediği koskoca 11 yıl.

Kurucusu olduğu partisinin başına, hala suikast diyemeyenlerin üşüştüğü 11 yıl.

Başkan şehadetinden bir hafta önce 18 Mart 2009'da Karaman'da yaptığı konuşmada :

“Şimdi bakın! Yoldan geliyoruz. Şimdi yine yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok... Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok.

Ruh, bir saniyeliktir.

«Püf» dedi mi bir solukluktur. Bununda nereden geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil.

Bir saniyenize bile hâkim değilsiniz. Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, fırıldak olmanın anlamı yoktur.

Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah'ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim. Bundan sonra da böyle gideceğiz.” demişti.

Şimdi partisinin başına, kendi siyasi ikbali için saraylarda pazarlık edenler üşüştü !

Memleket fırıldakların rağbet gördüğü bir memleket oldu.

Ben, bazıları sevse de sevmese de senin büyük bir dava adamı olduğuna inanıyorum.

Evet ,belki dediklerin, düşündüklerin, yaptıkların kimine göre yanlış olabilir, tartışılabilir ama ben senin ömrün boyunca kendi ifadenle “fırıldaklık” etmediğine şahidim. Ve bu millet de oy olarak değerlendirmese dahi senin adam olduğuna inanmıştır.

Şehadetin, bazılarının içindeki , 70'li,80'li yıllardan kalma nefreti hala taşıdıklarını ortaya koydu. Sonrasında 90'lı yıllardan kalma nefretini sessiz kalarak gizleyenler olduğu gibi! Yaşarken en çetin rakip olarak gördükleri birinin yoldan çekilmesinden duydukları sevinci, biraz gözyaşına sarmalayıp üzülmüş gibi davrananlar olduğu gibi !

Bunlar, kararmış vicdanlarını paylaşarak ,ölümünün ardından timsah gözyaşları döken,

yaşasaydı Muhsin Yazıcıoğlu'yla fikir düşmanlığı yapamayacak kadar korkak tipler.

***

Ve “Ben Muhsin Yazıcıoğlu'nun yakın arkadaşıyım” diyen  Kadir Tosun diyor ki:

“Ülküdaşı, can yoldaşı, sağdıcıyım. O MHP'den ayrılınca yollarımız da ayrıldı.

Ama arkadaşlığımız ölene kadar sürdü. Hayatımda onun kadar mütevazı birisini hiç tanımadım. O büyüklerini sayar, küçüklerini severdi. Kendisinden bir yaş büyüklere bile ağabey derdi. Gurur, kibir nedir bilmezdi. Hiç büyüklenmezdi. Kimse hakkında kötü söz söylemezdi. Kimsenin arkasından konuşmazdı. O herkesle tek tek ve özel olarak ilgilenirdi. Bence onun sırrı buydu.

Onunla iki yıl aynı evde kaldık. O tam bir Anadolu çocuğuydu. İçimizden biriydi.

Anadolu'nun çorak topraklarını bile çok severdi. "Bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmış, bu toprakların altı evliya dolu." derdi. Çiçekleri, böcekleri, kuşları, insanları, hayvanları, yaratılan her şeyi çok severdi. Ama en çok çocukları severdi. Çocuklara bayılırdı. Onlarla saatlerce oynamak isterdi. Önce onlarla kapışır, sonra her dediklerini yapardı. Onların her nazına oynardı. Hepsinin vatan millet sevgisiyle yetişmesini isterdi. Onun çok üstün vasıfları vardı. O çok merhametliydi. Ondaki sabrı, metaneti, tevekkülü hiç kimsede görmedim. Başkalarının acizlik zannettiği bu duyguların ne büyük erdemler olduğunu onun cenaze töreninde gördüm. O çok mertti. Çok cesurdu. Mangal gibi bir yüreği vardı. Her zaman en öndeydi. Haksızlığa dayanamazdı. İnandığı davaya hayatını koyardı. Kimseyi yüz üstü bırakmazdı. Yenilgiyi asla kabul etmezdi. Sabrı, direnci, dayanma gücü fevkaladeydi. Mertliği, yiğitliği doğuştandı. Doğaldı. Allah vergisiydi. Zorlama değildi. O anadan doğma bir kahramandı. Büyük bir idealistti. O bu dünyanın tatlarına, zevklerine önem vermezdi. O sanki bu dünyaya, bu zamana ait değildi. Çok farklıydı. Başka biriydi. Ona ruh veren, güç veren, onun ateş aldığı en büyük kaynak Ülkü Ocaklarıydı. Türk Ocaklarıydı. O hem Türkçü Turancı, hem de inanmış hakiki bir Müslüman'dı. Gerçek bir mümindi. Daha öğrenciyken bile abdestsiz dolaşmazdı.  Onun bazı İslamcı söylemlerine katılmazdım. Ama samimi olduğunu bilirdim. O bir dava adamıydı. Gönül adamıydı. Onun gibisi az bulunur. Zor yetişir. Yüz yılda bir gelir. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Orada da Hz. Muhammed'e komşu olsun.”

Sene-i devriyesinin 11.yılında bu yiğit insana ve beraberinde şehit olan 5 kişiye ve tüm şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyorum.

Mekanları cennet olsun.

Katil veya katillerinin bulunup ruhlarının şad olmasını diliyorum.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 3 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250