İNSAN TEK CÜMLE Mİ?


Bu makale 2020-03-28 01:45:05 eklenmiş ve 542 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Alex Kanevsky ,  “Kaybedilenler” de şöyle demişti günümüz bazı insanını tarif eder gibi:

Bir gün insan “virgül”ü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleler basitleşince düşünceler de basitleşti.

Sonra “ünlem” işaretini kaybetti. Alçak bir sesle, ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey ondan en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra “soru işareti”ni kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu: Ne evren ne dünya ne de kendi apartmanı umurundaydı.

Birkaç yıl sonra “iki nokta” işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde sadece “tırnak işareti” kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

Düşünmeyi de unutunca son “nokta”ya ulaşmıştı…”


İnsan bir cümleye benzer. Bazen cümlenin içindeki noktalama işaretleri insanı işaret eder. Bazen kurallı.

Bazen devrik.

Bazen basit.

Bazen birleşik.

Bazen yüklemi olur cümlenin bazen öznesi.

Bazen açık olur bazen gizli.

Tümleci de olur bazen. Dolaylı ya da dolaysız.

Evet bir cümleye benzetirim insanı.

Bazen öznesini arayan bazen yüklemini arayan!

Bazen de işinden etkilenen nesne veya tümleci arayan.

Bazen tamamlanamamış bir cümle gibidir.

Bazen eksiklerini tamamlamaya çalışır gibi, devamı gelecekmiş gibi, cümle sonunda konan üç noktaya benzetirim.

Bazı insanlar hep sorudur. Bazıları ise hep ünlem.

Bazıları, ”küçük dağları kendisi yaratmışçasına” gurur ve kibir abidesi misali, cümle sonuna konan nokta gibidirler. Her şeye son noktayı kendileri koymuşçasına.

Dediğim gibi bazı insanlar hep sorudur.

Tedirgin edicidir.

Bilinmez.

Bir olay karşısında , ne yapacağını, nasıl tepki vereceğini kestiremezsiniz.

Tehlikeli olup olmadıkları da soru olarak durur karşımızda.

Bir başkası da kendine ait bir düşüncesi olmayan, hayatı hep alıntılayan tırnak içindeki insanlardır.

Elbette alıntı olacak insanın hayatında. Hatta başkasının düşüncesi olduğunu belirtmek de bir erdemdir aslında.

Hakkı teslimdir bir nevi.

Lakin gönül, onların da tırnak içinde ifade edilebilecek cümlelerini görmek  istiyor.

Kendilerini ifade etmelerini istiyor.

Düşüncelerini paylaşmasını istiyor.

Yani kendine ait bir cümlesi olsun isteniyor tırnak içi insanlardan!

Yanlışımızı açıklamak zorunda kaldığımızda kullanırız iki noktayı üstüste.

Sadece yanlışı mı?

Elbette değil.

Her yaptığını iki nokta koyup üstüste açıklamalı mı insan?

Bence değil.

Özellikle de doğru kurulmuş bir cümleyi izah etmek için üstüste iki nokta koyarak izaha çalışmak zorunda kalmamalı insan.

Çevresindekilerin izan ve idrakini sorgular gibi!

Kimseyi cümle ve noktalama açısından sorgulamadım.

Lakin ben de hepsinden bir parça var gibi.

Ama kendimi kurallı bir cümle gibi görürüm. Öznesi, yüklemi, tümleci ve hatta düz veya dolaylı tümleci yerinde olan.

Baktığınızda görürsünüz. Gördüğünüz gibidir. Yaptığımın ve dediğimin arkasında dururum. Gizli öznesi olamam herhangi bir cümlenin.

Evet ben kendimi değerlendirdim.

Sıra sizde!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250