DiŞ GÜÇLER! İÇ YALANLAR!


Bu makale 2020-05-11 19:07:07 eklenmiş ve 366 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

En baştan kandırıldığımızı söyleyelim.

Bazıları itiraf eder, bir daha kandırılmayacağına inanması için insanların.

Aslında bu da bir kandırma yöntemidir.

Etrafını yalanlarla süslenir ki insanlar (yiyenler) yutarken zorlanmasın.

Dış güçler de bu yalanlardan biridir.

Halkın tabiriyle söyleyim.

Gavur gavurluğunu yapacaktır elbette.

Önemli olan bizim ne yaptığımızdır.

 Ekonomimizin dünyada ilk 10'a girdiği yalanına inanmak işimize gelir!

Ama Anadolu Ajansı -resmi ajans- dolar'daki büyük yükselişin Londra merkezli finans kurumlarının oyunları sonucu gerçekleştiği haberini servis eder. Yandaş kanal ve gazeteleri bunu; bize “dış güçler” diye servis eder.

Tamam gavur gavurluğunu yapmıştır.

Da?

Damadın uçurduğu ekonomimiz bunlara tedbir alamamış mı?

Hani ekonomimiz uçmuştu ya!

Aynı gavurlar, yani şu ekonomiye puan veren  S&P, Fitch falan !

Yüksek puan verirse “Gavur bile anladı ama bizim muhalefet anlamadı “ diyeceksin !

Düşük puan verirse dış güçlere, lobilere falan bağlayacaksın!

Nasıl olsa millette aleste hazır bir gavur antipatisi var!

Lakin gavurun bu tuzaklarını sezip tedbir almayan kendine hiç pay çıkarmayacaksın !

Irak'ın parçalanışının bir “kimyasal silah yalanı” ile başladığını bilmekte fayda var.

Suriye'de plan başka yalan üzerine kurulu! 

Neyse uzatmayayım yazıyı.

Akbaba ile çaylak, güneşli bir yaz günü, beraberce uçuşa çıkmışlar. Hava berrak, her taraf   yeşilliklerle kaplı. Etrafı seyrede seyrede yükselmişler. Yükseldikçe içlerindeki uçma isteği artıyormuş.

Artık bir hayli yüksekteymişler. Akbaba  çaylağa demiş ki:

“Uzağı benden daha fazla gören bir kuş veya bir insan olduğunu zannetmiyorum”

Çaylak, akbabanın bu sözlerinde biraz övünme kokusu almış.

“Bu bir iddiadır. İddiayı ortaya atmak kolaydır. Fakat ispatı gerekir. Haydi bakalım, şu ovanın etrafında neler görüyorsun? Bana söyle.”

Akbaba, çaylağın inanmamış görünmesine biraz içerlemiş: 

“Ona gördüklerimden öyle bir şey söyleyeyim ki, benim gözlerimin ne keskin olduğunu anlasın.” diye düşünmüş. Akbaba:

“Eğer sözüme inanırsan, ovanın şu tarafındaki ağaçların yanında bir tanecik buğday görüyorum” demiş.

Bunu söyledikten sonra gururla çaylağa bakmış. Akbabanın bu sözüne çaylak şaşırmış. Fakat soğukkanlılığını elden bırakmamış:

“Pekala! Haydi öyleyse, inelim bakalım! Sözün doğru mudur? Gerçekten orada bir buğday tanesi var mıdır?”

Birlikte, hızla aşağıya doğru süzülmüşler. Akbaba gördüğü buğday tanesinden gözünü ayırmıyor, ona yaklaştıkça heyecanlanıyormuş. Çaylak, hemen o yakınlardaki ağaca konmuş. Akbaba, buğday tanesine doğru uçmuş. Fakat ne yazık ki o bir tuzağın buğdayıymış. Akbaba, buğdayı alayım derken tuzağa yakalanmış. Zavallı akbaba, bir buğday tanesi için tuzağa esir olacağını bilememiş. Düşünmemiş ki her sedef, içinde inci taşımaz. Tuzağa esir olacağını bilememiş. Akbabanın tuzağa tutulduğunu gören çaylak ona seslenerek:

“Arkadaş, tuzağı göremedikten sonra, taneyi görmüşsün bundan ne çıkar ?”…. demiş.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250