BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI FİLİSTİN CEPHESİNDE ESARETE DÜŞEN TOKATLI BİR TÜRK SÜVARİ ZABİTİ ALİ RAGIP (SAVURAN) (2) “Gidip de dönemeyen aziz şehitlerimize”


Bu makale 2020-05-17 02:36:35 eklenmiş ve 10123 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

Yazımızın başkahramanı Ali Ragıp 1897 yılında Tokat'ta doğmuştur. İlk ve ortaokulu burada okumuş. Tokat İdadi talebesi iken Birinci Dünya Savaşı çıkınca askere alınmış. Askerde kısa süreli kurs mahiyetinde bir eğitimden geçirilerek süvari zabiti unvanı verilmiştir. Ancak gönderildiği Filistin Cephesinde savaşırken birliği ile birlikte İngilizlerin esiri olmuştur.

Esaret sonrası dönüşünde 1920 yılında Pakize adlı Amasyalı bir hanımla evlenmiş ancak ilk evladı olan Osman Nuri'nin 1921 yılında doğumundan üç ay sonra eşini kaybetmiştir.(Nuri Savuran Tokat Müzesi'nde 1940 yılından-1962- vefatına kadar yıllarca mesul memurluk yapan şahsiyettir) Daha sonra 1928 yılında Erzincan Eğin'nden Nazire Hanım ile evlenmiş. Bu evlilikten halen hayatta olan 1929 doğumlu Hasibe,1934 doğumlu Şehsuvar,1937 doğumlu Serter dünyaya gelmiştir.

Evlatlarından Şehsuvar; doktor, Serter ; Orman mühendisi olmuştur. Kızı Hasibe  Sumru Sidemen Aksaray'da,Serter Savuran İzmir'de, Şehsuvar Savuran ise Niksar'da yaşamaktadır.

Nazire Hanım'ın vefatı 1983 yılıdır. Vefat eden bütün aile bireyleri Koşakavak Mezarlığı'na defnedilmiş ancak daha sonraki yıllarda bu mezarlığın yol geçmesi sebebiyle kaldırılması üzerine aile mezarlığı da Tokat Belediyesi'nce Erenler Mezarlığı'na taşınmıştır.

Soyadı Kanununun çıkmasından sonra Savuran soyadını alan Ali Ragıp, savaş sonrası Perviz Sokağı'ndaki Ucu Çıkmaz'da bulunan evlerinde İskenderiye'den kendisine hediye edilen saat tamir takımını ve babasının bıraktığı araçları kullanarak saatçilik yaparak geçimini temine çalışmıştır. Bir süre Tokat Orman İdaresinde çalışmış, Şeyhi Şirvani mevkiine sel felaketini önlemek amacıyla yapılan bendin inşasının muhasebe işini yürütmüştür. Daha sonraki yıllarda bir arkadaşı ile odun kömürü üretim ve satış işine girişmiş ama bu işte muvaffak olamamışlardır.

2.Dünya Savaşı çıkınca Genel Kurmay Başkanlığı'nca ihtiyat olarak Yedek Üsteğmen rütbesiyle Urfa'da görev verilmiştir. Yaklaşık iki yıl ailesiyle birlikte kaldığı Urfa'dan 1946 yılında terhis edilerek bir müddet-iki ay kadar- bir nahiyede müdürlük yapmış ve sonrasında Tokat'a dönmüş ve Bula Köyü'ndeki arazilerinde tarımla uğraşmış,22 Mayıs 1949 yılında vefat etmiştir.

Kısaca Esareti ve Mısır İskenderiye'den Tokat'a Gönderdiği Mektupların İçeriği

Ali Ragıp 1918 yılında Filistin cephesinde İngilizlere esir düşünce İskenderiye'deki esir kampına gönderilmiştir. İskenderiye'den Tokat'taki ailesine ve İstanbul'daki bir komutanına gönderdiği mektuplarda 3120 numara ile kayıtlı olduğu görülmektedir. 

Ailesinin muhafaza ettiği tercümesi yapılan bu mektupların ilki 2 Şubat 1918 tarihini taşımaktadır. Çizgili mektup kâğıtlarına mürekkepli kalemle yazılan mektupların bazı bölümleri parçalanmış vaziyettedir. Gönderilen mektupların İngilizce ve Almanca patent yazılı zarflarının ön yüzünde  “Nicht Hier schreiben-buraya yazmayınız “,diğer taraflarında Osmanlıca “ Mısır İskenderiye'den Osmanlı Usare Zabıta Birinci Karargâhı 3120 numaralı Süvari Zabıt Vekili Ali Ragıp” ibareleri bulunmaktadır. İlk mektubundaki “Pek çıplak teslim oldum. Burada verilen maaş ihtiyaçlarımı karşılamamaktadır. Bana Hilal-i Ahmer aracılığıyla para gönderin”  ifadeleri içinde bulunduğu zor şartları aydınlatması bakımından düşündürücüdür. Son mektup ise 20 Ağustos 1919 tarihli olup İstanbul'da bulunan Süvari Livası Kumandanı Kaymakam Cemil Bey'e gönderilmiştir. İçeriğinde kurtuluşa doğru zamanın yaklaştığını, memlekete dönüşün uzak olmadığını vurgulayarak dua istemektedir. Kampta Tokatlı arkadaşlarının  hatta komşularının da  bulunduğu, bunlardan daha önce kamptan ayrılan Tahsildar Ömer Efendi'nin oğlu Tahsin'in Tokat'a dönüşünden kendisiyle ilgili haberler getireceğini belirtmektedir.

Süvari Zabiti Ali Ragıp'ı Özgürlüğüne Kavuşturan Saat

Kampta saat tamir işleriyle meşgul olan Ali Ragıp'a bir gün Kamp komutanının saatinin bozulduğunu kimsenin bir türlü tamir edemediğini söylemişler. Babasından çocukluğundan itibaren sık sık yanına giderek öğrendiği saatçiliği orada da sürdürerek vakit geçiren Ali Ragıp'ı arkadaşları kamp komutanına önermişler.

 

 

Kimsenin bir türlü kapağını bile açamayıp tamir edemediği saati Ali Ragıp titizlikle tamir ederek, çalıştırmış, yağlayarak kamp komutanına teslim etmiştir. Daha önce kamp komutanının bir vaadi varmış:”Benim çok değerli bu saatimi kim tamir edebilirse söz veriyorum onu serbest bırakacağım “diye. Arkadaşlarının bu vaadi komutana hatırlatması üzerine kamp komutanı sapasağlam askeri nasıl bırakırım diye düşünmeye başlamış. Komutan, Ali Ragıp'a yüz ve vücut rengini sapsarı eden bir ilaç göndererek içmesini sağlamış. Askeri doktorların muayenesinden iyileşemez hasta durumu çıkınca vapurla İskenderiye'den İstanbul'a göndermiş.

İngiliz Kamp komutanı bir jest daha yaparak Ali Ragıp'ı serbest bıraktığı günde yanına yardımcı olması bakımından bir rehber hemşire vermiş. İskenderiye Çarşısında vapura binmeden önce gezerken bir saatçi dükkânın önünde durarak saat bakım takımını görmüş. Onun bu bakışı hemşirenin dikkatini çekmiş ve sormuş:

-Bu saat tamir aletlerine neden bu kadar baktın? Demiş. O da:

-Babamım Tokat'ta bir saatçi dükkânı var. Şeklinde cevap verince ona bu saat takımını alarak hediye etmiş. O da bu saat takımını Tokat'a getirmiş. Kendisi saat tamir işlerini dükkân açmadan evinde yürütmüştür.

Topal Osman Çetesinin ıslahına Görev

1919'un son aylarında esaretten kurtularak vapurla İstanbul 'a oradan da Tokat'a dönen Ali Ragıp'ın Ankara Hükümeti tarafından İstiklal Savaşı'nda ve isyanların bastırılmasında büyük yararlıkları görülen Kuva-i Milliye reislerinden Topal Osman'ın (1883-1923) kurduğu çetenin maiyetine ıslahçı olarak da görevlendirildiğini ailesinden öğreniyoruz.

Ruhu şâd olsun.

Gün yüzüne çıkarma gayretinde olduğumuz bu belgesel nitelikteki yazı için bizlere Osmanlıca Mektupları gönderen, gerekli bilgileri veren Ali Ragıp Savuran'ın oğlu Emekli Orman Mühendisi Serter Savuran'a, fotoğrafları tedarik eden oğlu Dr. Şehsuvar Savuran ve kızı Selda Savuran'a, Kızı Hasibe Sumru Sidemen ve oğlu Yeni Aksaray Gazetesi sahibi Ali Ragıp Sidemen'e ve Osmanlıca belgelerin –mektupların-tercümesinde yardımlarını esirgemeyen Tokat Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Demir'e teşekkürlerimi sunarım.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250