BİR TOHUM, BİR NİKSAR VE İHTİYAÇ DUYULAN ADAM !


Bu makale 2020-07-02 11:10:48 eklenmiş ve 3929 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Hasbi Şahin Hocam mesajdan bir yazı gönderdi. Okudum. Ve beğendim.

Sonra, benim bu yazıya niye hiç denk gelmediğim sorusu aklıma takıldı.

Hani internette 1990 yılından beri dolaşan biri olarak ! 

Molla Google'a sordum. Bir de ne göreyim?

45 saniyede tam 1.180.000 sonuç hemen hemen aynı başlıkla veya içeriğinde bu hikayenin yer aldığı tam birmilyonyüzseksenbin Google paylaşımı. bulundu.

Hikayede geçen, imparator, başbakan, hazinedar kimdir bilemem.

Ama her beldede sıfatları ve ünvanları değişik de olsa bunlardan vardır.

Bizim memlekette de vardır elbet!

Yazının sonunda hikayenin bir parçası mı yoksa mesajı bana yollayan arkadaşımın notu bilemedim ama şöyle iki cümle vardı. Cümle derken iki soru cümlesi yani!

“Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz?

Okumayı, hele hele uzun yazıları okumayı pek sevmeyen bir toplumuz, okuyan nokta ya da herhangi bir ifade simgesi koyabilir mi?

Bilemem ama o tohumun hala dikilemediği ve elden ele dolaştığını varsayıyorum.

Kimbilir belki de kamunun elinde bu tohumları dikecek arsa veya arazi kalmadığındandır!

Ama hala  bitmedi demek ki. Hala satışlar devam ettiğine göre.

“Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı..

Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız imparatoru görünce ona şöyle dedi;

"Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak..”

İmparator dudak büker; "Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?”

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;

"Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz..”

İmparator kahkaha atarak; "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." dedi.

Yoksul adam; "Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.. Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz..”

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle; "Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi..

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde imparatora dönüp itiraz etti.

"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin.."

Hazinedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.

Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve; "Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi.

Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.

Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi..

Sonra da gülerek; "Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter.." dedi. Basıp gider mi ?

Yoksa muhafızlarca gönderilir mi?

Bilmiyorum ama bu da hikaye nasıl olsa! 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250