NİKSAR'DA NALBANTOĞULLARINDAN EMEKLİ SAĞLIK MEMURU SALİH DİRİM VE AİLESİ ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME (1)


Bu makale 2020-08-21 10:00:27 eklenmiş ve 1439 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

“BAZEN BİZ KONUŞURUZ, BAZEN FOTOĞRAFLAR, BAZEN DE HATIRALAR KONUŞUR”

 

Dirim Ailesi ile ilgili bu ikinci yazımız. Daha önce Tokat Gazetesi ve Niksar Danişmend Gazetelerinde 26 Nisan 2016 tarihinde “Yolunu Bilen At ve Niksar'da Bir Orman Muhafaza Memuru Safvet Dirim “ başlıklı bir makalemiz yayınlanmıştı.

 

Derler ya zaman durmuyor, su gibi akıp gidiyor. Tarih 13 Nisan 2013. Bundan yedi yıl evvel aldığımız randevu üzerine araştırma ekibimizden M. Necati Güneş, Ömer Bostancı ve komşuları Mehmet Demirel'le Nalbantoğullarından Emekli Sağlık Memuru Salih Dirim'in evindeyiz. Biz emekli sağlık memuru dedik ama o aynı zamanda şiir kitabı da olan tasavvufi yönü güçlü bir şair.

 

Gönül isterdi ki bu yazıyı sağlığında ona okuyalım, onurlandıralım ama yetişmiyor bazen dağarcığımızda birikenleri yazıya dökebilmek. Bir yıl evvel Salih Dirim Ağabeyimizi kaybettik maalesef. Ne kadar üzülsem de yazma işini de nasibe bağlayıp kendimizi rahatlatmaya çalışalım çaresiz. Allah rahmet eylesin mekânı cennet olsun, seksen sekiz yaşında aramızdan ayrılan –Ankara'da olduğum için cenazesine de katılamadığım-o değerli insanın.

 

Niksar'da çalıştığım yıllarda gazete yazılarından takip etmiş olacak ki bir gün nöbetçi öğrenci:

 

-Hocam, sizinle görüşmek isteyen bir bey var. Dedi. Buyur ettim idarecilik yaptığım odama, tanıştık, sohbet ettik, kültürden, sanattan Niksar'dan bahsettik. Şiirleri de olduğunu söyleyince okuması için ricamı kırmadı birkaç tasavvufi şiiri hikâyesiyle birlikte sundu. Şiirlerinin evlatları tarafından yakın zamanda bastırılacağını da belirterek müsaade isteyip, görüşebilmek arzusuyla ayrıldı.

 

 

Ondan sonra da hiç kopmadık birbirimizden uygun zamanlarda o yaşına rağmen ziyaretini eksik etmedi. Ben de mümkün mertebe Melik Gazi Mahallesi'ndeki evine giderek eşi Dürdane Hanım'a hazırlattığı çay ve pasta ziyafeti içinde görüşmeleri sürdürmeye gayret ettim.

 

Memleketimizin değişik şehirlerinde memuriyet hayatını dönemin zor şartlarında sürdürmüş, alçak gönüllü, güngörmüş, devletine, milletine bağlı ve doğduğu toprakları, Niksar'ı çok seven, bu sevgisini de Niksar için yazdığı şiirlerle yansıtan derviş misali bir beyefendi ile karşılaşmıştım.

 

Son görüşüm ise Tokat'ta ikamet eden büyük oğlu Vahdet Dirim'in oğlu Cihan Yusuf'un 2016 Eylül'ündeki düğün töreninde oldu. Artık bir hayli ihtiyarlamıştı ve biraz da rahatsızdı,  aileye hazırlanan masada eşi Dürdane Hanım ile sessizce oturuyordu. İzdihama rağmen yanlarına gidip hal ve hatırını sordum.

 

Röportaj da biz sorduk o cevapladı. M. Necati Güneş Hocam görüntü kaydı da aldı ama ne yazık ki harddiskin sonradan arızalanması yüzünden artık o görüntüler elimizde değil. İşte ilk anlatımı:

 

 

“Bize Nalbantoğulları diyorlar ama nalbant olarak aileden bu mesleği icra eden kimseyi görmedim. Ben çocukluğumda çırak olarak bir müddet bir nalbandın yanında çalıştım hepsi o kadar,dolayısıyla sülalemizin adını verdikleri Nalbantoğullarını bilmiyorum, Salih oğlu Salih'im ben .

 

Babam Hacı Salih Efendi (1901-1952),annem Feride  Hanım (1905-1992) dır. Dedem Hacı Osman Efendi (1844-1921), ninem Teslime Hanım'dır.(1869-1932) Niksar Hızarlar Mahallesi nüfusuna kayıtlıyız.  Annem Kafkasya kökenli –Çerkez-bir ailenin kızı idi.Babasına Kafkasyalı Mustafa Efendi derlermiş.Medrese hocalığı da yapan bu zat Mısır'da okumuş.

 

Babamın mesleği o dönemlerde revaçta olan saraçlıktı. Ama çiftçiliği de vardı, tarımla haşır neşirdi. Hayvanlara kaltakların üzerine (kaltak:eğerin üzeri meşin,halı gibi şeylerle kaplanan tahta ,ağaç bölüm) gerekli malzemeyi dikerdi.”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250