NİKSAR'DA NALBANTOĞULLARINDAN EMEKLİ SAĞLIK MEMURU SALİH DİRİM VE AİLESİ ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME (2)


Bu makale 2020-08-25 12:57:30 eklenmiş ve 866 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

Salih Bey Niksar 1931 Niksar doğumlu, eşi Dürdane Hanım da aynı şehirden 1939'lu.Babası Salih Efendi'nin çocukları yaşamıyormuş. Doğanlar da dokuz on aylıkken vefat ediyorlarmış. Niksar eşrafından Mahir Usta denilen bir mübarek zat çocukların sırtını çizer, dua edermiş. Mahir Usta, Salih doğunca bu da mı ölecek diye çaresiz olan babasına zamanın kanaat önderlerinden, Müderris Hoca Ahmet Niksari'ye götürmelerini söylemiş.

 

Almış annesi Salih'i kundaklayıp Hoca Ahmet Niksari'nin evlerine gitmişler. Vaziyeti anlattıktan sonra Niksarî dua edip, hu hu  diyerek elleriyle sallamış ve: ”Bu çocuğa babanız Salih Efendi'nin adını koyun “demiş. Salih'ten sonra üç kardeşi daha olmuş, Saffet, Sadık ve Servet adını verdikleri ve yaşamışlar. Ve devam ediyor hayat hikâyesine:

 

“İlkokulu Ulucan İlkokulu'nda okudum. Bakıyorlar ki ben emsallerimden oldukça ilerdeyim daha yaşım gelmeden okula alıyorlar. Öğretmenim Memduha Kıvılcım Hanım'dı. Başöğretmen Niksar'da Bozkurt Hoca adıyla bilinen Mustafa Özdeğer idi. Yekta Güngör Özden'in babası Halis Bey (Özden) de aynı okulda öğretmendi.

 

 

Biz ortaokulda iken Niksar Kaymakamı Hami Karslı'nın dedesi Ali Rıza Efendi'nin Karşıbağ'daki Tolas'ın yanında, köşede bahçesinde güzel bir havuzu bulunan iki katlı ahşap bir evde oturuyordu.(Bu ev üç kaymakama lojman vazifesi görmüştür). Biz, Kaymakamın eve geliş gidişlerinde arkadaşlarla ayakta selama dururduk o da gülümseyerek bize selam verirdi.

 

Ortaokulu Niksar'da okudum, şimdiki Hanegah Camiinin yanında idi. Ortaokuldan sonra yatılı olarak Ankara Sağlık Meslek Lisesi'ne gittim. Üç yıl okuyup 1952 yılında mezun olduktan sonara askeri görevimi yedek subay olarak İzmit/Kocaeli 46.Piyade Alayı'nda tamamladım. O yıllarda lise mezunlarının sayısı oldukça azdı.

 

Askerliğim bitince Sağlık Bakanlığı'na bağlı Trahom Teşkilatı Gaziantep'e 19 km uzaklıktaki Burç Nahiyesi'nde Trahom Savaş Köy Tedavi Evi'nde sağlık memuru olarak işe başladım.(Bugün bu yerleşim yeri Şahinbey Belediyesi hudutları içinde bir beldedir)Burada altı yıl kadar çalıştım. Sonra Verem Savaş'a geçtim. Bu arada memuriyetimde Ankara'da yatılı okuduğum için burs parasını da ödedim. Gaziantep'de iken şöyle yazmışım defterimin bir kenarına:

 

Gaziantep Burç Köyü'nde,

Ruhsat verdi Hakk şiirde,

Hey Allah'ım şu Salihi,

Doğru söylet her şiirinde.“ 

 

O yıllarda ülkemiz sıtma, trahom, verem gibi salgın hastalıklarla mücadele etmektedir. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile yaptığı anlaşma sonucunda 1953-1972 yılları arasında 67 ilimizde çalışmalar yürütmekteydi. Özellikle araziler için son donanımlı araçlarla bu salgınların ve ölümlerin önlenmesi için köy ağırlıklı yoğun çalışmalar yapılıyor, BCG gibi verem aşı kampanyaları başarılı bir şekilde yürütülüyordu. Tokat ve çevresinde ise Sıtma ve verem salgınına karşı mücadele ağırlığı vardı. Tokat'ta da Sıtma Mücadele İstasyonları, Verem Savaş Dispanserleri açılmış, buraya eğitimli, ihtisas sahibi doktorlar ve sağlık personeli atanmıştı.

 

“Bu görevimden ayrılarak 1957 yılında Türk Hava Yollarına geçtim.1960 yılında askeri ihtilal olduğunda Erzurum'da idim. Üç gün yasaklardan dolayı dışarı çıkamadık. Oğlum Vahdet ve Vuslat burada doğdu. Bir ara geçici olarak Elazığ'a görev çıktı gidip geldim. Sonrası Trabzon'a tayinimiz çıktı. Taşınma sırasında Zigana'da arabamız kaydı, tipi vardı. Zar zor Trabzon'a ulaştık. Çömlekçi Mahallesinde bir ev e kiracı olduk. Trabzon THY Müdürünü askeri ihtilal açığa alınca bizi de açığa aldılar, işsiz kaldım.  Eşim hastalandı, mezardan çıkmış gibi geldim Niksar'a. Bu arada oğlumuz Nusret de 1963 yılında doğdu.” Araya eşi Dürdane Hanım giriyor:

 

 

“Niksar'da komşumuz olan Sürücüler Ailesi sahip çıktı bize. Eşimi sağ olsunlar eski işine yerleştirdiler. BSC Aşı kampanyasında çalışıyordu. Ben üç çocuk evde bekliyorum eşim para gönderiyor ama biz sıkıntı çekiyoruz onsuz.

 

Bir gelişinde “Sen Beni götürmezsen bir daha peşinden gelmem “dedim.  1965 yılı olacak Ağrı'ya gideceğiz 3 yıllığına sözleşmeli olarak. Sivas'tan trene binip Horasan'da indik. İyi yere gitmiyorsunuz diye orada moralimizi bozdular. Ağrı /Taşlıçay'da göreve başladı. Sağlık teşkilatının, lojmanı da vardı. İşin ilginci kaymakamın bile lojmanı yoktu.

 

Burada süremiz dolunca Diyarbakır'ın Lice İlçesine tayinimiz çıktı. Üç çocuğumuz vardı. Salih ,” Sen üzülme Diyarbakır merkeze yaptırırım tayini “diyordu. Otelde kalıyoruz, Salih tayin için uğraşıyor ama hep nafile.

 

 

Bir gün “Haydi hanım gidiyoruz” diye geldi. Sağlık müdürü de olmak üzere bir pikaba bindik ama güçlükle gidiyoruz yollarda. Nihayetinde araba yoldan çıktı, suya battı. Meğer şoför direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş. Bayan Sağlık müdürü arabayı değiştirtti de Lice'ye ulaştık. Lice'de bir yıl kaldık sözleşme bitince 1968'de Tokat'a geldik.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250