GÖĞÜ SELAMLAYAN TOPRAKLAR ŞAVŞAT'TAN NİKSAR'A GÖÇ EDEN BİR AİLENİN DEĞERİ SAKARYA GAZİSİ ÖĞRETMEN OSMAN NURİ SAKARYA (1)


Bu makale 2020-09-09 15:15:04 eklenmiş ve 90 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

1979 yılında Erzurum Tortum'da başladığım öğretmenliğimin üçüncü yılında devlet bizi Artvin'e gönderdi. 1980 öncesi meydana gelen terör ve siyasi sıkıntılardan dolayı Artvin il ve ilçelerinde bulunan görevli, özellikle de yerli öğretmenleri Milli Eğitim Bakanlığı, Sıkıyönetim Komutanlığı önerisiyle 1980 Askeri İhtilali sonrası başka illere tayin etmiş yerine de apar topar bizleri göndermişti. Yürekleri memleket sevgisi ile dolu Artvinliler o dönemde terör örgütlerin baskısı ile sindirilmiş, büyük acılar yaşamıştı maalesef.1981 Aralık ayında Arhavi Lisesi'nde başladığım görevime daha sonra Şavşat'ta devam ettim. Bir valizimiz vardı, nereye derlerse gidecek azim ve yaştaydık. Memleket bizimdi, milli ve manevi değerlere bağlı yetişmiştik kısacası.

 

 

Erzurum'dan sonra Artvin'de üç yılı aşkın görev yaptım ve güzel hatıralarla Tokat/Niksar'a döndüm. Veda zordur, nasip bitmişti o topraklarda yapacak bir şey yoktu. Gözümüz ve gönlümüz yaşlı ayrıldık tabiatla ve hayatla mücadele veren çilekeş insanların yaşadığı; yeşilin çeşidinin ve tonlarının tanımın yapılamayacağı o güzel memleketten.

 

Kırk yıl geçti aradan ama neredeyse bütün öğrencilerimle görüşüyorum desem abartmış olmam herhalde. Hatta Şavşat Çoraklı (Garkilop) Köyü'nün İstanbul'daki derneklerinin de üyesiyim. Üç yıl evvel de derneklerinin düzenledikleri geceye Mehmet Akif ERSOY'un torunu Selma Argon Hanımefendi ile birlikte davet edilme ve katılmanın onurunu yaşadım. Cilveli oyu, Atabarını, çift jandarmayı, Coşkun Çoruh'u yine beraber oynadık o gece öğrencilerimle el ele…

 

 

1985 yılında eş durumundan Niksar'a tayin olunca görev yaptığım Şavşat'tan daha önce Niksar'a yerleşmiş ailelere –rahmetli Çilehane İmamı Sait Yılmaz ve Yusuf Ayverdi'ye-mektup bile getirdim. Kaderin güzel bir cilvesidir ki “ Göğe bakan topraklardan Şavşat'tan göğü selamlayan topraklara Niksar'a” gelmiş ve orada yuva kurmuştum.

 

Memleketimin Efkâr Tepesi'nin o efkârlı insanlarını, Bilbilan yaylasının, Sahara'nın, Arsiyan'ın, Çağlayan'ın, Çoraklı'nın ,Atalar'ın, Şenköy'ün, Şalcı'nın  o tertemiz çiçekleri öğrencilerimi çok sevdim, ışık olmaya çalıştım. Karda, tipide onlarla savruldu bedenim ve onlarla ısınıp sevgi doldu yüreğim. İnşallah o sevgi ömrüm bitinceye dek daim olacak. Artvin'in, Şavşat'ın uzantısını 1985 sonlarında geldiğim Niksar'da görmek bu şehirle ilgili bende apayrı duygu oluşturmuştu.

 

 

1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrası Şavşat'tan Niksar'a göç eden vatandaşlarımızın yaşadığı köyleri Sorhun'dan ,Gidiver'e, Muhtardüzü'ne tek tek gezdim ve o anlar kendimi Artvin'de hissettim. Ve anladım ki tabiat yapısı bakımından Şavşat'tan fazla farkı olmayan Niksar'a Osmanlı Devleti bu savaş ve göç mağdurlarını özellikle yerleştirmişti.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250