GÖĞÜ SELAMLAYAN TOPRAKLAR ŞAVŞAT'TAN NİKSAR'A GÖÇ EDEN BİR AİLENİN DEĞERİ SAKARYA GAZİSİ ÖĞRETMEN OSMAN NURİ SAKARYA (2)


Bu makale 2020-09-09 16:09:30 eklenmiş ve 987 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

İşte O Toprakların Niksar'da Unutulmayan Bir Değeri


Sakarya Gazisi, Cumhuriyet'in İlk Öğretmenlerinden Osman Nuri Sakarya 

 

Halk arasında Muallim Nuri Efendi olarak da bilinen Osman Nuri Sakarya 1895 Niksar Sorhun Köyü doğumlu. Babası Dursun Ağa, annesi Firuze hanımdır. Dursun, on beş yaşında iken Rusların Artvin'i işgali üzerine Şavşat  İmerhav/ Meydancık'a bağlı  Ziyos /Tepebaşı Köyünden yollara düşüyor ailesiyle birlikte.(Gelenlerden bir kısmı da Gidiver Köyü'ne yerleştirilmiştir)Ailesi Şavşat'ta Sarvanidzade (Servan oğulları) olarak bilinmektedir. Yolda hemşerisi Şavşat Çağlayan Köyü'nden Firuze Hanım'la tanışıyor, Sorhun'a yerleştiklerinde de sade bir düğün töreni ile evleniyorlar.

 

 

Dursun, çevresinde çok güvenilir bir delikanlı olarak kısa sürede tanınır. Öyle ki 1902 yılında yirmi beş yaşlarında iken bu güvenirliliğinden Sorhun Köyünün mera olarak ortaklaşa aldığı Niksar Ovasındaki Kömüşlük mevkiinin tapusu onun üzerine yapılır. Nuri, Alişan, Temur ve Osman adını verdikleri üç evladı olur. Dursun Ağa daha sonra eşi Firuze'den için “Yöre yemeklerini fazla bilmiyor, tarla işlerini yetiştiremiyor” bahanesi ile Eskidir kasabasından bir kadınla evlenir. Sabri, Şükrü, Hatice doğar. Firuze'den doğan Osman yaşı gelince askere alınır. Gidişinden kısa bir zaman sonra karalama haberi (şehitlik haberi) gelince Dursun Ağa'ya felç iner.

 

Osman Nuri'nin Okul ve Savaş Yılları

 

Sorhun'da büyük bir koyun sürüsü sahibi olan Dursun Ağa, altı yedi yaşlarında olan oğlu Nuri'yi Niksar'da arkadaşı Tabakçı Hacı Hasan Ağa'nın yanına verir. Hacı Hasan Ağa Dursun Ağa'ya :”Dursun Ağa sende erkek evlat çok bende kız var, Nuri'yi bana ver .” deyince Dursun Ağa da yakın arkadaşını kıramaz Hasan Ağa'nın yanına verir. Hasan Ağa Nuri'yi önce Niksar Taş Mektep'e gönderip okutur. Bu eğitimini Niksar Rüştiyesi ile devam ettirir. Oradan da 1912 yılında Niksar Rüştiyesi'nden aldığı diploma ile İstanbul Fatih Gelenbevi Orta Mektebi'ne  (sonra Sultanisi olmuştur)  gönderir.(İstanbul yolculuğu at ve trenle bir ay sürmüştür). Osman Nuri, okulun 398 numaralı öğrencisi olur. Yaşı küçüktür, ilk defa memleketinin dışına çıktığından İstanbul'a ve okula uyum sağlamada sıkıntılar yaşar. Nihayetinde bu zamanla derslerine yansır.1329-1330 (1913-1915 )öğretim yılındaki imtihanlarda terfi edemeyerek 8.sınıfta ibka edilir. (azledilir) Harb-i Umumi ilanında hizmeti maksureye (kısa dönem askerliğe) tabi tutularak İstanbul İhtiyat Zabit Talimgâhına sevk olunur.

 

1911 yılında öğretime başlayan Gelenbevi Orta Mektebi açıldığı ilk döneminde ve sonrasında çok kaliteli bir eğitim veren kurumdur. Buradan yetişenler arasında Ord. Prof. Dr. Şemsettin Günaltay, Tevfik İleri (Milli Eğitim Bakanı),Muallim Cevdet, Nihat Sami Banarlı, Ord. Prof. Dr. Mükrimin Halil Yinanç, Abdulbaki Gölpınarlı gibi değerli şahsiyetler bulunmaktadır.

 

Öğretmen ve öğrencilerinin bir kısmı Çanakkale Savaşlarına, Birinci Dünya Savaşının değişik cephelerine gönderilen okul, savaş yıllarında öğretime ara vererek hastane görevinde ve cephane üretim merkezi olarak değerlendirilir.

 

Osman Nuri, ikinci sınıfın sonunda Birinci Dünya Savaşı çıkınca (Harb-i Umumi, Seferberlik)  28 Temmuz 1914'de askere alınır. Önce İhtiyat Zabit Talimgâhı'nda görevlendirilir.1 Kasım 1914'te de A sınıfının nakil ile İhtiyat Zabit Talimgâhı'nın  “Acemi İkmal Taburu'nda” acemi muallimi olarak kalır. Altı ay sonra İstanbul Kandilli'de Dördüncü Depo Alayı'na tayin edilir.18 Temmuz 1915'de bu görevde iken zabit vekili olur. 

 

29 Ocak 1916'da (29 Kanun-i sani 1332) 3.Fırka 165.Alay, 1.Tabur, 4.Bölük ile Filistin Cephesine hareket ederek bizzat savaşın içinde bulur kendini.19 Nisan 1333 (1917)  tarihinde İkinci Gazze Muharebesine katılır. Bu cephelerde savaşırken birliği ile birlikte İngilizlere esir düşer. İngilizler onu Mısır İskenderiye yakınında bulunan Seydibeşir Esir Kampı'na götürürler.

 

İngilizler dünya kamuoyunda iyi intiba yaratmak için özellikle kamptaki subaylara daha iyi davranırlar. İngiltere Savaş Bakanlığı'nca rütbelerine göre maaş bağlanır, her türlü sosyal imkânlar sağlanır, oyun, müzik, tiyatro, spor gibi. Subaylara pirinç düğmeleri olan mavi ceket pantolon giydirilir, bazen serbest kıyafete izin verilir. Kıyafetler üzerinde onların esir olduğunu belirten beyaz metal plaka üzerine yazılmış esir numaraları bulunurdu. (Nuri Sakarya ailesine aktardığı anılarda kampta fazla sıkıntı çekmediklerini hatta bir miktar para da biriktirdiğini ifade etmiştir.)

 

Osman Nuri, iki yılı aşkın süren esaret sonrası gemilerle önce İstanbul'a sonra memleketi Niksar'a döner. Çiçek düşkünü olduğundan gelirken yanında zakkum çiçeği bile getirip evinde sıcak bir ortamda koruyup büyütür.

 

Nuri Sakarya ile ilgili 1929 yılında düzenlenen Tercüme Hâl Kâğıdında 10787 sicil numaralı ve İhtiyat Zabit-i Mülazım-i Evvel olarak görülmekte ve Birinci Dünya Savaşı'na katılım ve bitim süresi olarak toplam 4 yıl, 2 ay bilgisi bulunmaktadır. 

 

 

Birinci Dünya Savaşı sona erer ama 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerince memleketimiz yabancı devletlerle işgal edilince İstiklal Mücadelesi başlar. Osman Nuri bu kez kendini Mülazim-i  sani  (asteğmen)rütbesi ile İstiklal Savaşının Batı cephelerinde bulur. Önce Kütahya Muhaberatı Yedinci Fırka Hücum Taburuna tayin edildi. Savaşın en yoğun olduğu- 23 Ağustos -13 Eylül 1921 tarihleri arasında cereyan eden Sakarya Savaşı – sırasında cephede 27 Ağustos 1921'de siperde iken şarapnel ile bacağından (kalçasından) yaralanarak Yozgat Hastanesinde ameliyat edilir ve uzun bir müddet yatar. Bu sırada rütbesi Mülazım-i evvelliğe (üsteğmen) yükseltilir. Tedavisi sona erince Niksar'a gönderilir. Buradaki istirahatten sonra tekrar eski birliğine (Yedinci Fırka Hücum Taburu)döner.(Niksar'da iken 20 gün kadar da burada bulunan askeri birliğe iştirak etmiştir)

 

Buradan da Yedinci Depo Alayı'na tayin edilir. Savaşın son dönemlerinde depodaki askerlerle birlikte cepheye hareket ederek, ihtiyat olarak kıtaları takip ederler.

 

Balıkesir'de İkinci Ordu'ya katılıp 14.Fırka,30.Alay. 3.Tabur.12.Bölük'ten Piyade Makineli Tüfek sınıfından 15 Ağustos 1339 (1923 ) tarihinde terhis edilir. İstiklal Savaşı'ndaki toplam askerlik süresi de 2 yıl dört ay, bir gündür.

 

Savaştan sonra Gazi unvanı alarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi olan Osman Nuri Efendi'ye bu durumundan dolayı 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca aileye Niksar Nüfus Memurluğunca “Sakarya” soyadı verilmiştir.

 

(Kendi ifadesine göre: Sakarya Muharebesindeki fedakârlığına mukabil Fevka'l adeden Mülazim-i Evvelliğe terfi ile bir adet Büyük Millet Meclisi Alinin yedinde mahfuz kırmızı kenarlı taltifname almıştır.12 Eylül 1337)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Selam
FATMAGÜL YANMAZ 2020-09-14 13:16:41
Sizlere sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız, bizler için çok değerlisiniz, sizler sayesinde bir çok bilgiyi öğrenmiş bulunuyoruz. Selamlar...
Selam
FATMAGÜL YANMAZ 2020-09-14 13:16:21
Sizlere sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız, bizler için çok değerlisiniz, sizler sayesinde bir çok bilgiyi öğrenmiş bulunuyoruz. Selamlar...
Selam
FATMAGÜL YANMAZ 2020-09-14 13:15:47
Sizlere sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız, bizler için çok değerlisiniz, sizler sayesinde bir çok bilgiyi öğrenmiş bulunuyoruz. Selamlar...
Selam
FATMAGÜL YANMAZ 2020-09-11 09:13:29
Selamlar,
Dedem ve ailesi ile ilgili bu çalışmanızı buradan ve facebook dan okudum.Ellerinize sağlık çok güzel olmuş, yalnız bir tarafının eksik olduğunu düşünüyorum bu çalışmanın; Osman Nuri SAKARYA'nın ilk eşi Hamide anneannem ve çocukları ile ilgili resimler hiç yok, bilgi yok! Teşekkürler... Güzel çalışmalar
Toplam 4 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250