BEHZAT ÇARŞISI'NIN ÜÇÇEYREĞİ Ve TOKAT SAATHANESİ SAATÇİ ZEKİ VE MEMİŞ EFENDİLER (1)


Bu makale 2020-09-29 12:44:11 eklenmiş ve 147 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

 “Bu yazı, yüz yüze ve telefon marifetiyle yapılan iki yüzü aşkın görüşmenin ürünüdür. Ve şimdiden söyleyeyim, varsa eksikliklerimiz -tamamlanmak üzere- hoş görüle.”


Yaş altmışı geçmiş, hiç farkında değilim. Saathane de hatırlatmadı, üstüne konan kuşları ürküten sevimsiz, kocaman “dan… dan…“ sesiyle uyarmadı demek ki, bizi bu çarçabuk geçen ömür çarkından. Ya da kabahatlisi o değil: Uyanamayan, geçen yılları nedense bir türlü kabullenemeyen, genç olduğumuzu sanan biziz kabahatli.

 

Üç çeyrek dedim, çünkü iki çeyreği zaten ben yaşadım. Üçüncü çeyreği ise o yörede doğup, büyüyen değerli büyüklerimin bana anlattıklarıyla tamamlamaya gayret ettim. Kim mi bu saygın değerler?  Hizmetleriyle ülkemize ve Tokat'ımıza damgasını vurmuş unutulmayan siyasetçilerimizden Eski milletvekili ve bakanlarımızdan Ali Şevki Erek başta olmak üzere  doğup, doydukları bu güzel toprakları nasipleri gereği olsa gerek terk edip İstanbul'da, Ankara'da Bursa'da İzmir'de, Antalya'da hayatlarına devam etmeyi tercih edenlerden, Behzat Çarşısının meşhur Kunduracısı Hayati Başara'nın oğlu Avukat Yahya Başara, Ekmekçi Konyalı Ali (Seyit) Ustanın oğlu, Emekli Selçuk İcra Müdürü Kazım Çıkrıkçı , Horuç Camii'nin tanınmış imamlarından Hacı Ömer Efendi'nin torunu, Behzat Camii Hocası Hacı Mehmet Efendi'nin oğlu, Perviz Sokağı'ndan komşumuz emekli İnşaat Mühendisi Turan Sözen, Meşhur Salepçi Remzi Ağabeyin Antalya'da yaşayan oğlu Oktay Salepçigil.

 

 

Yine yaşları üç çeyreği aşmış, saat kulesinin ilk saatçilerinden Saatçi Memiş Efendi'nin torunu İzmir'de hayatını devam ettiren Emekli Orman Mühendisi Serter Savuran, Atatürk'ün şoförlerinden Ahmet Oğuz'un (Arap Ahmet) kızı, İstanbul'da yaşayan emekli öğretmen Nebahat Oğuz , Niksar'ın meşhur müftülerinden Sait Hoca'nın torunu Ankara'dan Serpil İspanoğlu ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ailesinden yetmişlik delikanlı Emekli öğretmen Burhan Kurddan 

 

Bir de korana virüs riskine rağmen Behzat Çarşısının dükkânlarını tek tek benimle gezip bilgilendirenler: Tokat'ın meşhur dabaklarından Abdullah Yükler'in oğlu, Tokatspor'un yıllarca yöneticiliğini yapan bir dönemin esnaflarından Hüdai Yükler ve şehir eşrafından Behzat'taki Yeşilırmak Kahvehanesinin sahibi Arif Ağa'nın oğlu, eşraftan Mehmet Samur. 

 

Çalışmamıza çok sayıda şahsiyet fotoğraf ve bilgi aktardı. Benim için her biri ayrı ayrı değeri olan o insanlara unuttuklarım da olur endişesiyle yazının sonunda teşekkür etmeyi uygun gördüm. Bu konuda engin hoş görülerine sığınıyorum.

 

Önce asar - ı antika heybemde elli yılda biriktirdiklerimi bir bir ben boşaltayım, bir bakın neler var. Sonra sizlerle birlikte Behzat Çarşısı'nın daracık kaldırımlarında üç çeyreklik bir zaman diliminde adım adım dolaşarak tarihi bir gezi yapalım.

 

Çocukluluğumuzda büyüklerin ağzından hiç kule sözünü duymadım. Herkes saathane/satane diyordu. Evimiz Perviz Sokağı'nda ve saathaneye sadece 250-300 metre uzaklıkta olduğu için her yarım saat ve saat başı vuran çan sesiyle günlük hayatımızın bir parçasıydı bu tarihi yapı. O yıllarda kollarımızda çoğunluğumuzun saati olmadığı için zamanımız, saathaneye ve hemen bitişiğindeki Behzat Camii'nden gelecek ezan sesine bağlıydı. Her ne kadar gündüzlere gürültü hâkim olsa da gecelerin sahibi zamanı dört yana eleyen bu saathane idi.

 

İlkokul ve ortaokul yıllarında bünyem çok zayıf olduğu için sık sık hastalanırdım. Öyle ki bazı geceler uyuyamazdım. İşte o zaman saathane benim arkadaşım olurdu sanki. Onun saat başı çalacak çan sesini dinleyerek, karın ağrısıyla kıvranarak sabahı beklerdim. Bu yetmiyormuş gibi Bey Sokağı'ndaki  Eyüpoğulları'nın bahçesinde bulunan büyük ceviz ağaçlarına konan bir baykuşun ruhumu alt üst eden o uğursuz ötüşüyle irkilir dururdum.

 

Yaşımız altmışı geçtiğine göre elli yıl öncesini çok iyi tasvir edebiliyorum. Öyle olunca, sizler de yarım asırlık tarih oluyorsunuz, derlerdi büyüklerimiz. 

 

 

Adını, içinde bulunan camiden alan Behzat çarşısı yakın dönemlere kadar şehrin üç büyük çarşısından biriydi. Mahkemeönü çarşısı (Sulusokak tarafı) ve meydan çarşısı daha çok köylerden gelen halkın kaynaştığı merkezlerdi. Ancak Behzat çarşısının diğerlerinden farklı ve üstün yönleri vardı. Çünkü Hükümet binası, Adliye, Jandarma Komutanlığı, Özel İdare, Mevlevihane (uzun yıllar, kadınlar hapishanesi, erkek ve kız Kur'an kursu olarak kullanılan bu eser şimdi müze olarak hizmete devam ediyor),bitişiğindeki Mevlâna Hamamı, Kör Aziz'in seteni, köşede Vehbi'nin kahvehanesi, Behzat Polis Karakolu, İbn-i Kemal İlkokulu, Cumhuriyet İlkokulu, bir iki eski han, yeni açılan Atlamataş Caddesinin hemen karşısında Behzat'ı yüksekten kuşbakışı seyreden Devlet (Memleket) Hastanesi, Verem Hastanesi o merkezi sahanın içinde idi.

 

Şehrin eşrafının yoğunlaştığı Bey Sokağı, Bey Hamam Sokağı, Perviz Sokağı ve yine nüfus bakımından kalabalık bir mahalle olan Çay'ın ve Tokat'ın, merkeze ve Yıldızeli'ne bağlı bazı köylerin yolları buradan geçiyordu. Tokat'ı Artova'ya, Çamlıbel'e (daha önce ilçe merkezi), Sivas'a bağlayan yol da zamanına göre Behzat'a değer katan uluslararası yol gibiydi. Tabi yine halk arasında şaraphane olarak bilinen ve Tokat ekonomisinde büyük bir yeri olan Vasfi Diren'in Diren Şarap Fabrikası'nın (Sonra DİMES Gıda Sanayii) yolu da bu çarşıya bağlıydı. (Devam edecek)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Selam
FATMAGÜL YANMAZ 2020-09-30 11:12:40
Selam,
Hasan hocam hep güzelliklere imza atıyorsunuz, ben yaşanmış hayatların hikayesini okumayı çok seviyorum. Bu okuduklarımla adeta nostalji yaşıyorum. Tokat'ın çocukluğumdan önceki zamanlarını bilmiyorum, Niksarda yaşadığım için, ancak yazılarınızla o zamanları yaşamaya çalışıyorum. İyi ki varsınız. İyi ki benim eniştemsiniz. İyi ki hemşerimsiniz.(Şavşat-Niksar) Yeni yazılarınızı okumayı dört gözle bekliyorum. Teşekkürler... İyi Çalışmalar...
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250