YARIN SORARLARSA “BURASI NERE? ” DİYE!


Bu makale 2020-11-26 10:39:06 eklenmiş ve 1234 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Hikayeyi Düzce'nin Sesi Gazetesi'nde İlhami Atasever yazmış.

“Öğretmen bir gün denizin ortasında batmak üzere olan bir geminin hikayesini sınıfta paylaşır.

Gemi, denizin ortasında aniden batmaya başlar. Gemideki bir çift, cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görür. O an adam, karısını geride bırakır ve bota atlar. Batmak üzere olan gemideki kadın eşine bakar ve son cümlesi şu olur.

Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, “Sizce kadın, kocasına ne demiş olabilir?” diye sorar.

Öğrencilerinin çoğu: “Senden nefret ediyorum. Nankör herif!” demiştir diye cevap verir.

Öğretmen, köşede sessizce oturan bir öğrenciye aynı soruyu sorar. Çocuk, “Öğretmenim bence 'Çocuğumuza iyi bak demiştir'” diye cevap verir.

Öğretmen şaşırarak  “Sen, daha önce bu hikayeyi duymuş muydun?” diye sorar. Çocuk kafasını sallar ve “Hayır ama annem vefat etmeden önce babama aynı şeyi söylemişti.” der.

Öğretmen yüzünde üzgün ama takdir edici bir ifadeyle, “Cevabın doğru” der ve hikayenin devamını anlatır. Gemiyle birlikte anne sulara gömülür, adam evine döner ve kızını tek başına yetiştirir.

Yıllar sonra kız vefat eden babasının günlüğünü bulur. Bir çırpıda okur. İşin aslını öğrenir. Karı-koca gemi seyahatine çıktıklarında kadına ölümcül hastalık teşhisi konmuştur. O kritik anda, baba kızını düşünerek ölmek üzere olan eşi yerine kendisini bota atmıştır.

Baba günlüğünde, “Denizin dibine beraber batmayı o kadar isterdim ki… Ama çocuğumuz için, tek başına denize batmanı izlemek zorunda kaldım.” yazmış.

Hikaye biter ve sınıf sus pus olur.

Öğretmen, çocukların hikayeden gereken dersi çıkardıklarını düşünür. İyiyle kötüyü ayırmanın, aralarındaki ince çizginin ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu anladıklarını düşünür. Bu nedenle, olaylara yüzeysel olarak bakmamalı ve ön yargılarda bulunmamalıyız.

*Hesap geldiğinde hesabı ödeyen bir arkadaş, zorunlu hissettiği için değil, arkadaşlığa paradan daha çok önem verdiği için bunu yapar.

*İş hayatında sürekli insiyatif alanlar bunu aptal oldukları için değil, sorumluluğun ne demek olduğunu bildiklerinden yaparlar.

*Tartışma sonrasında ilk özür dileyen kişi bunu suçlu olduğu için değil, etrafındakilere değer verdiği için yapar.

*Size sürekli mesaj atan birisi, yapacak başka bir şeyi olmadığından değil, size önem verdiğinden bunu yapar.”

Bir gün hepimiz sevdiklerimizden bir şekilde ayrılacağız. Sohbetlerimizi ve beraber kurduğumuz hayalleri özleyeceğiz. Yaşadığımız yerleri yani memleket dediğimiz yerleri de öyle.

Bir gün çocuklarımız eskilerden fotoğraflar göstererek soracaklar.

“Bunlar kim?” 

“Burası neresi ?”diye soracaklar. 

O günleri yaşayıp bu sorulara muhatap olanların yüreğini burkup, içini sızlatmamak için, bugün yaşadığımız memleketin de ,dost ve arkadaşlarımızın da kıymetini bilelim.

Yani sevdiklerimizin bugünden değerini bilelim. Değer verdiğimiz güzelliklerin birilerinin menfaati için kaybolmasına ya da bozulmasına fırsat vermeyelim.

Kişi sevdiğine sahip çıkmalı!

Hele de memleket ise söz konusu olan.

Sevmiyorsa başka tabii!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250