İNSAN, ÇEVRESİYLE YAŞAR !


Bu makale 2020-12-02 13:10:21 eklenmiş ve 141 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

“Çevre” ve “Doğa” kavramı, mitolojik çağlarda “gök” ve “yer” efsaneleriyle canlandırılırmış. İlkel uygarlıklarda doğa, kendisine tapanları ödüllendiren, karşı çıkanları ise lanetlendirip cezalandıran, yok eden bir tanrısal varlık olarak düşünülmüş ve algılanmış. Bundan olsa gerek; insanlık bilincine, doğal çevre ve kaynaklarını kötü kullanan toplumların, deprem, sel baskınları, kasırga, toprak kaymaları, çığ ve kuraklık gibi doğal afetlerle cezalandırıldıkları veya cezalandırılacaklarına inanılmış.(ekoloji.org)

İçinde yaşadığımız 21. yüzyılda ise, gittikçe artan çevre kirlenmeleri, nükleer ve kimyasal silahların yarattığı tehdit ve tehlikeler, iklimsel değişiklikler, ozon tabakasındaki delinme sonucu iklimlerin dengesinde oluşan bozulma, küresel ısınma, yeni çıkan bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme, açlık ve ayrıca toplumsal yapılarda oluşan sosyal tehditler olan uyuşturucu, şiddet, fuhuş gibi bozulmalarla birlikte küresel boyutlara ulaşmış durumdaki felaket ve tehditler vs…oldukça bol.

İlkel ve feodal toplum dönemlerinde insanların doğa ile ilişkisi günümüzden çok daha farklı bir anlam ve nitelik taşıyormuş. Daha çok bir saygıyı da içeren korkunun yanında, anlamlı bir sevgi de yatıyormuş bu insan-doğa ilişkisinde. 

Ancak teknolojinin gelişimiyle birlikte, insanoğlunun doğaya karşı verdiği egemenlik mücadelesi başladığında, teknolojideki müthiş gelişimin hızı zaman zaman insanoğlunun başını da döndürmüş ve sonuçta “Ben doğanın hakimiyim” yanılgısına düşmüş insanoğlu. Bu noktadan sonra da, doğaya karşı zafer kazanma hırsı, giderek insanları doğayı tahrip edecek şekilde korkunç çevre katliamları yaratmalarına neden olmuş durumda. Oysa insan doğanın hakimi değil, onun sadece bir parçası olması gerekirdi.

Yıl 1854. Zamanın ABD Başkanı Franklin Pierce, Kızılderililerin sahip oldukları toprakları satın almak için reisleri Seattle’e bir mektup yazar. Reis Seattle’in karşılık olarak ABD Başkanı’na cevabi bir mektup yazar.

 Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan kızılderili reisi Seattle şöyle diyor mektubunda: 

“Washington’daki Büyük Reis, topraklarımızı satın almak istediğini bildirdi. Teklifini düşüneceğiz. Çünkü satmazsak, beyaz adamın belki de silahla gelip toprağımızı elimizden zorla alacağını biliyoruz.” 

Reis Seattle toprağın satılmasını anlayamamıştır! Ve şöyle devam eder mektubuna:

“Gökyüzü nasıl alınır ya da satılır? Ya toprağın sıcaklığı? Bunu biz düşünemeyiz bile. Havanın tazeliğine, suyun parıltısına biz sahip değiliz ki, siz satın alasınız. Toprağın her parçası bizim için kutsaldır. Parıldayan her çam iğnesi, her kumlu kıyı, karanlık ormanlardaki sis, ağaçsız köşe, vızıldayan böcek, halkımızın düşüncesinde ve yaşayışında kutsaldır. Biz toprağın bir parçasıyız ve o da bizim bir parçamızdır. Kokulu çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyikler, at, büyük kartal da erkek kardeşlerimiz… Yüksek kayalıklar, yumuşak çayırlar, midillinin ve insanın vücut harareti, hep aynı aileye aittir. Her şey birbirine bağlıdır. Toprağa ne olursa, toprağın doğurduklarına da aynısı olur. Toprak, anamızdır. İnsan toprağa tükürürse, kendi suratına tükürmüş olur…”

Mektubun tamamı bu kadar değil,uzun.

İlkel ya da vahşi öyle mi?

Tabiatla ilişkiyi böylesine şiirsel bir dille hangimiz anlatabiliriz?

Günümüz insanının doğayla (tabiat) ilişkisinin sağlıklı olduğu pek söylenemez.

Oysa, çevreyle ilgilenen herkesin aradığı ve istediği şey; daha güzel, daha temiz, daha sağlıklı bir çevre için, günümüzdeki insan-doğa ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi. Böylece hem insanoğlu,  hem de doğa ve doğadaki tüm diğer canlılar herhangi bir tehdit veya tehlikeyle karşı karşıya kalmadan nesillerini devam ettirebilirler.

İnsan ve doğa birbirine bağlı. Mutluluğumuz da.

Doğal güzellikleri pörsümüş, kirlenmiş ve canlı türlerinin yok olduğu veya yok olacağı bir dünyada, insan, bütün dünyaya da sahip olsa bile, mutlu olabilir mi?

Doğadaki yaşamın devamı için bir şeyler yapmak da, insanlığın gelecek için yapmış olacağı en onurlu ve erdemli davranışlardan biri olacaktır…

Doğayı yeni mi farkettin diyenleriniz olacaktır.

Bu konuda, çevreye zarar vermeyen her eleştiri kabulümdür.

Ve haklısınız ! 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250