O DA ÖĞRETMEN OLACAKTI (2) “Ülkücü Şehit Ertuğrul Dursun Önkuzu Anısına”


Bu makale 2020-12-02 13:11:00 eklenmiş ve 1806 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Em. Uzmanı 1950 Zile Doğumlu Arkadaşı Bekir Yeğnidemir'in Anlattıkları

Aziz şehidimiz, hemşehrim Ertuğrul Dursun Önkuzu 1948 yılında Zile'de doğdu. Babası Hacı Abdullah Efendi, annesi Yeter Hanımdı.

Evleri Zincirli Kuyu Camii'nin hemen yakınında, caminin karşısı sayılacak bir mesafede idi. Teyzemlerin evi de aynı sokaktaydı. Genelde hemen bütün şehitlerimizde olduğu gibi ahşap ve yılların yorgunluğunu üzerinde taşıyan bir evdi. Alt katındaki dükkânda babası Abdullah Efendi sobacılık/tenekecilik yapardı.

Annesi Yeter Hanım Zile'mizde parmakla gösterilecek saygıdeğer bir hanımefendiydi. Aileyi, teyzemle ilkokula gittiğim yıllarda (50'li yılların sonuna doğru) evlerine bir bayram ziyaretine gittiğimizde tanımıştım. 

Ertuğrul Dursun Önkuzu evlerine en yakın Sakarya İlkokulu'nda okudu. Evimize çok uzak olmasına rağmen ağabeyim Hüseyin ve ben de aynı ilkokulda okuduk. Herhalde gönül bağımız çocukluk yıllarımızda aynı havayı teneffüs edişimizle o yıllarda oluştu.

Zile Ortaokulu'nu bitiren Önkuzu aynı yıl Zile Sanat Enstitüsü Tesviye bölümüne yazıldı ve 1967 yılında mezun oldu.

Ben ise ilkokulu bitirdiğim yıl annemin de vefat etmesi üzerine ortaokula yazılamadım. İki yıl çırak olarak çalışmak zorunda kaldım. Böylece o kuşakla eğitimde fark açılmış oldu. Ancak iki sene sonra Tokat İmam Hatip Lisesi parasız yatılı sınavını kazanarak Tokat'a geldim. Dursun Önkuzu, Zile Sanat Enstitüsü'ne devam ederken aynı zamanda Kur'an-ı Kerim kursuna da devam etti. Zile'mizin sevilen müftüsü Arif Efendi'den millî ve manevi terbiye aldı. Ertuğrul Dursun Önkuzu sanat okulundan mezun olduktan sonra üniversite sınavını kazanarak İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi makine bölümüne kaydoldu. Ancak o dönemde bu okula komünist düşüncede olan anarşistler hâkimdi. Burada ancak bir ay kalabilen Önkuzu tehditler sonucu ayrılmak zorunda kalmıştı. Bir süre sonra da Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulu'na kaydolarak eğitimine burada devam etmeye başladı.

Aynı yıllarda biz de Zile'mizde Ülkü Ocağını kurma düşüncesindeydik. Tokat Türk Ocağı'ndan kuruluşun resmileştirilmesi için gerekli belgeleri temin ederek Zile'ye getirdim ve amcamın oğlu Dursun Yeğnidemir'e teslim ettim. O da Ertuğrul Dursun Önkuzu ve onun gibi millî düşüncedeki ülkücü kardeşlerimizle irtibata geçti, Zile İstasyon Caddesi'nde kiralanan eski küçük bir evde Ülkü Ocağımız kurulmuş oldu. 

Ertuğrul Dursun Önkuzu ile Zile'de son Cuma namazımız ve vedamız;

Ben tatillerde o günlerde Önkuzu'ların evine yakın Tahta Minareli Cami'nin karşısında oturan ablamlarda kalıyordum. O tatil günlerinin sonuna denk gelen Cuma günü Zincirli Kuyu Camii'ne Cuma namazı için gittim. Namaz için kalktığımızda önümdeki safta Ertuğrul Dursun Önkuzu'yu gördüm. Bir kez daha hayran olmuştum. Çünkü o devirde üst tarafı dar, paçası oldukça geniş “İspanyol Paça” modaydı. Ama Dursun kardeşim tam bir Türk İslâm genci olarak gayet düzgün ve bolca –dün gibi hatırlıyorum- kendinden desenli bej bir takım elbise giyinmişti. Vakur bir halde önümdeki saftaydı.

Namazdan sonra camiden çıktım ve kaldırımda yürürken Dursun Önkuzu arkamdan “Bekir!” diye seslendi. Döndüm, yanıma geldi. Hal hatır sorduktan sonra “Ben yarın Ankara'ya dönüyorum. Ağabeyine/Hüseyin'e bir şey diyor musun?” diye sordu. Ben; çok selâm söyle. Sana hayırlı yolculuklar. Ben de Pazar günü Tokat'a döneceğim dedim. Ve kucaklaşıp ayrıldık.

Bir gün okulda sınıfta ders çalışıyordum ki ismini hatırlayamadığım bir arkadaş telaşla içeri girdi. “Bekir! Duydun mu? Dursun'u vurmuşlar” dedi. Hangi Dursun? –“Hemşehrin Dursun Önkuzu'yu komünistler camdan atarak öldürmüşler.” Dedi. Bir türlü inanamıyordum. O olamazdı. Öylesine beyefendi, hiç kimseyi, hatta karıncayı dahi incitmeyecek Dursun nasıl, niçin öldürülebilirdi ki? İşte o an zaman durdu.

Keşke tekrar tekrar sarılsaydım. Gitmesini engelleyebilseydim. Ama mümkün mü? Toprak çağırıyordu şehidini. Ecelin önüne kim geçebilmişti ki?

Büyük engelleme ve güçlüklere rağmen na'şı Zile'ye getirildi. Al bayrağımız gibi kırmızı beyaz kanlı kefeni ile istirahatgâhına tevdi edildi. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

1950 Zile Doğumlu Arkadaşı Araştırmacı –Yazar Ahmet Divriklioğlu'nun Anlattıkları

Zile Ortaokulu'nda 1.ve 2.sınıfta aynı sınıfta idik. Sessiz, sakin ama başarılı bir arkadaşımızdı. Zincirlikuyu Mahallesi'nde oturuyorlardı. Kuzu imamlar Ailesinden olan babası kendi iş gücü ile ailesini geçindiren ve soba imal eden bir esnaftı. O zamanlar ilkbaharda kır gezileri yapılırdı okullarca. Bir keresinde İsmail Dede Çayırlığı'na götürmüştü öğretmenlerimiz bizim sınıfı. O günde çekindiğimiz bir hatıra fotoğrafını hâlâ özenle saklarım. Kule yapmıştık, ben küçük boylu olduğum için en üste çıkardılar. Dursun da aşağıda elleri cebinde duruyor bizi seyrediyordu.

Dursun, Prof. Dr. Münir Atalar'ın babası Ulu Camii İmamı Hafız Kadir Amca'dan da ders alıyordu. Sonra Boyacı Hasan Ağa Camii bitişiğindeki Kur'an-ı Kerim kurslarına yaz tatillerinde beraber gittik. Ortaokuldan sonra ben Zile Lisesi'ne devam ettim O da Zile Sanat Okulu'na gitti. Ara sıra görüşüyorduk.1970 yılının Eylül ayında Zile'ye gelmişti. Ulu Cami'ye yakın bir yerde karşılaştık. Mustafa Yeşiltan da olmak üzere üçümüz ayaküstü sohbet ettik. Ankara'daki okulun sıkıntılarından ve aşırı, bölücü sol grubun gittikçe artan baskılarından bahsetti.

Kasım ayının sonlarına doğru Ankara'ya gittiğini biliyorum ve sonrası acı haber geldi. Ben Yozgat Kadışehri Kıyılı Köyünde öğretmenlik yapıyordum. Köye haftada bir ancak kamyonla gidilebiliyordu. Çok arzu etmeme rağmen arkadaşımın cenaze törenine katılamadım. Allah rahmet eylesin, ruhu şâd olsun.

Memleket Şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Dursun Önkuzu'yu” Önkuzu  Şiiri'nde destanlaştırdı. Yazar Emine Işınsu Dursun Önkuzu'yu Sancı Romanında dünyaya tanıttı. Yazar, Lütfi Şehsuvaroğlu Kafes adlı eserinde rahmetliyi dile getirdi, Kafes Filmi'nde bazı sahnelerde yer verildi. Sanatçı Mustafa Yıldızdoğan repertuarına Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun yazdığı “ Önkuzu Şiiri” ni aldı.

Evet, yazımızı “ÖNKUZU ŞİİRİ”nden bir bölümle bitirelim:

“Önkuzu hey!...Önkuzu! …

Önde gider Önkuzu,

Anası ' Dursun' demiş,

Durmaz…gider Önkuzu”

Aziz şehidimizi vefatının ellinci yılında, ÖĞRETMENLER GÜNÜ'nde rahmetle anıyoruz. Ruhu şâd olsun.

Ne kadar hak etmeden önde gitmek isteyenler varsa da günümüzde SEN yine öndesin ÖNKUZU.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250