ŞEHR'ÜL EMİN Mİ ACABA ?


Bu makale 2020-12-17 17:53:33 eklenmiş ve 1373 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Eskiden büyüklerimiz belediye başkanı demezlermiş. ”Şehr'ül-Emin” derlermiş.

Ne demekmiş Şehr'ül Emin?

Kendisine güvenilerek emanet edilen o şehri temsil etmeleri istendiği için.

Tabii o zamanlarda bu Şehr'ül Emin'ler herkesin belediye başkanı olurlarmış

Yani o şehrin en güvenilir idarecisi olmak zorundaymışlar.

Normali de bu değil mi zaten?

Şehr'ül Emin, yani Belediye Başkanı, o şehrin, imarından, turizminden, çöpünden,

çevresinden, bünyesinde bulunan şirketlerden ve o yerleşim yerinde yaşayanların refahından v.b şeylerden sorumlu kişi imiş.

Emin kişi mi?

Bunu önce Hak sonra ise halk bilir.

Şehr'ül-Emin, yaptığı işin hesabını önce vicdanına, sonra Allah'a sonra şehre ve insanına verirmiş.

Şehr'ül Emin olabilmesi için seçilmek yeterli değilmiş tabii.

Layık olmak önemliymiş. Hakkını vermek önemliymiş.

“Makamlar insanlara değil, insanlar makamlara değer kazandırır.” denilmiş.

Son yıllarda moda oldu.

Şehr'ül Emin'ler, şehrin değil de adeta partilerinin emini oldular. Öyle davrandılar.

Onlara güvenenler, bütün şehir değil, bir fazla da olsa kendisine oy verenler oldu!

Gerçi sonradan verdiği oydan pişman olanlar olmuştur ama, bu, durumu değiştirmemiştir.

Ve Niksar!

Taşına, toprağına, dağına, ovasına, yeşiline, havasına, suyuna kurban olduğum şehrim. 

Sevdiğim, sevdam şehir.

Başında sıkıntıları var.

Dağlarını, bağlarını, delik deşik edecekler. Maden arayacaklar.

Daha önceleri maden aranan yerlerdeki sıkıntıları cümle alem biliyor.

Niksar, bir mücadele veriyor, bu doğa kıyımına karşı:

Ama yürekler toplu vurmuyor Niksar'da!

Çünkü, Niksar'ın Şehr'ül Emin'i yok sanki bu mücadelede!

Hatta yanlarında olmadığı gibi Niksar'ın bu haklı mücadelesinde, açık ve net duruş sergilemeyerek, adeta karşılarında duruyormuş gibi..

Yani işin siyaset tarafında, memleket değil!

Maden şirketinin yatırım yapacağını, sosyal bir yara olan işsizliğe çare olacağını iddia etmek de bir nevi memleketi düşünmek diye düşünüyor olabilir.

Meseleyi, iktidarın bir tasarrufuna karşı çıkmak olarak görüyorlar belli ki !

O yüzden AKP teşkilatı da, Belediye Başkanı da bu maden arama işinde top çeviriyorlar gibi geldi bana.

Yoksa şimdiye kadar, Niksar'a iktidar partisinin vekilleri gelip, mücadeleye destek vermezler miydi?

Hem de biri Niksarlı iken, biri de seçimlerde “Niksar'ın vekili olacağım” demişken! 

Haa, geldiler de benim haberim olmadıysa özür dilemeye hazırım. Bunu da belirteyim.

Bundan sonra da gelirlerse yine makbulümdür.

Benim bildiğim Niksar, en son il olma talebiyle bir bütün olarak bir araya gelmişti! Tabii o zaman da AKP yoktu!

Niksar, iktidar partisinin temsilcileri ve partinin değil Niksar'ın temsilcisi konumundaki Belediye Başkanı tarafından bu mücadelede sanki yalnız bırakılmış gibi.

Mücadeleyi Kent Konseyi ve STK'lara havale eden Belediye Başkanı, kendisi AKP İlçe Başkanı'nı da yanına alıp gözden uzak bir yerde, maden sahası bölgesi köylerinin muhtarlarını alel acele toplantıya niye çağırmıştır?

Ve onlara, bu işlerden uzak durmalarını, yani maden karşıtı mücadeleye destek vermemelerini söylediği iddia edilmektedir.

Hani, mücadele falan diyorum ya, kanunların izin verdiği, yasal şekilde yapılacak mücadeleden söz ediyorum.

Birileri “Aha mücadele dedi bak !” diye başka anlamlar yüklemesin kelimeye.

Şehr'ül Emin denilmiş ya !

Şehir, hala güveniyor mu? Yeni şehrinin emini olarak görüyor mu?  Bilemem elbette.

Ama benim emin olduğum bir şey var. Başkan'a güvenmiyorum.

Zira attığı her adımı siyasi getirisi-götürüsü üzerine yapıyor.

Hesapsız bir memleket davası yok!

Ama lafa bakarsan çok ! 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250