SÖZ UÇAR, YAZI KALIR !


Bu makale 2020-12-30 23:37:45 eklenmiş ve 252 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Bölgemizdeki Maden faaliyetinin etkilerine yönelik önemlerin alınması amacıyla Meclis araştırması açılması bir araştırma Önergesi verilmiş ve partisinin verdiği bu önergeyi , 23 Aralık 2020  Çarşamba günü, TBMM Genel Kurulu'na CHP Tokat milletvekili Sayın Kadim Durmaz sunmuştu.

Daha sonra önergeyi destekleyen ve karşı olan partilerin temsilcileri de birer konuşma yapmıştı. İyi Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun önergeyi destekleyen bir konuşma yaptı. Hatta HDP temsilcisi de önerge üzerine konuştu. Ama ne hikmetse Tokat'tan milletvekili de olmasına rağmen MHP'den kimse konuşmadı ! Tokat'ta bulut da yoktu halbuki hava gayet açıktı ! Belki Cumhur İttifakı içerisinde oldukları için AKP temsilcisinin konuşması yetmiştir onlara ! Ya Tokat onları ilgilendirmiyor ya da önergeye karşı oldukları belli olmasın diye seslerini çıkarmadılar. Bilemiyoruz tabii ne düşündüklerini!

Ama perçemin düşüp, kelin görüleceği, belki 15 dakika sonra oylamaya geçince belli olacaktı! Ve oldu da!

Önerge Cumhur İttifakı'nın oylarıyla reddedildi.

Farklı bir sonuç bekliyor muyduk ? Hayır !

Şaşırmadık. Çünkü, bu zamana kadar hangi konuda olursa olsun muhalefetin verdiği önergeler, teklifler hep reddedilmişti.

Tabii önerge üzerine Kadim Bey sunuş konuşmasını yaptıktan sonra parti temsilcilerinin –MHP hariç- konuştuklarını söyledik. AKP adına konuşan, Tokat Milletvekili Sayın Mustafa Arslan'ın yaptığı konuşmadan bahsetmedik.

Bunun sebebi, O'nun konuşmasını özet geçmek değil tamamını sizlerle paylaşmaktı.

İşte, Sayın Arslan'ın konuşmasının yazıya dökülmüş hali:


“Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 2018 yılında yapılan çalışmayla, Tokat'ımızın Erbaa İlçesinde, önergede adı geçen firmaya altın arama ruhsatı değil, maden arama ruhsatı verilmiştir. Firma,5 (beş) maden zikretmiş, bu konuda talepkar olmuştur. Şu ana kadar, herhangi bir arama faaliyeti yapılmamıştır.

Mevzuatımıza göre, maden arama faaliyeti ayrı, maden arama ruhsatı ayrı, maden işletme ruhsatı ayrıdır.

Henüz arama faaliyeti için izin verilmiştir. Arama bölgesinde maden bulunduğu takdirde, bu alan yeri de Bakanlığımız tarafından, ihaleye çıkarılacaktır. İhalenin gerçekleşmesi halinde de,madenin işletilmesi için Çevresel Etki Değerlendirilmesi anlamında ÇED raporu alınacak, ayrıca İl Özel İdaresi'nden  işletme ruhsatı alınacaktır.

Bu işlemler gerçekleştirilmeden, maden sahasında herhangi bir faaliyette bulunmak mümkün değildir.

Grup önerisinde imzası bulunan hemşerimiz Kadim Bey'in, samimiyetinden ve iyi niyetinden şüphemiz yoktur. 

Firmaya 2000 hektar alan için arama izni verilmişse de, an itibariyle firmanın arama faaliyetleri  için müracaat ettiği alan,2000 metrekare'dir. Biraz önce, Kadim Bey'in, konuşmasında arzettiği gibi geniş bir alanda değil, sadece 2000 metrekare alanda arama faaliyeti yapılacaktır.

Maden arama faaliyetinde de hiçbir zaman siyanür kullanılması söz konusu değildir.

Son 25 yıl içerisinde, ülkemiz 4000 ton altın ithal etmiştir. 2019 yılında da 160 ton altın ithal etmiştir. 

2003 yılında, Merkez Bankası'nın 300 ton iken, bugün Merkez Bankası'nın altın rezervi 583 tona ulaşmıştır.

Biz AKP Milletvekilleri olarak , yakından takip ediyoruz. Arama aşamasında da, maden çıkarma aşamasında da, ormana, çevreye, bitki yapısına, su kaynaklarına, tarım alanlarına, hemşerilerimize ve bölgede yaşayan her türlü canlıya, hiçbir şekilde zarar verilmesine izin vermeyeceğiz ! Eğer böyle bir şey olursa, biz bu mücadelenin önünde hareket edeceğiz.

AKP Milletvekilleri olarak, siyanürle veya başka bir usulle, insanımıza zarar verecek hiçbir çalışmanın içinde olmadık ! Olmayacağız. “


“hemşerilerimize ve bölgede yaşayan her türlü canlıya, hiçbir şekilde zarar verilmesine izin vermeyeceğiz ! ” diyor sayın vekil.

Yani “  biz izini verdik,  firma da zarar vermeyeceklerine dair söz verdi “demek istiyor belli ki !

“ …insanımıza zarar verecek hiçbir çalışmanın içinde olmadık ! Olmayacağız. “” diyor sayın vekil !

Buralarda maden aranmasına, insanların sağlığının tehdit edilmesine, çevre ve doğanın tahrip edilmesine, hatta tahripten öte, zehirlenmesine izin verenin kendileri olduğunu biliyordur elbette.

Klasik bir politik söylem.

Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor! 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250