GEÇMİŞİNİ ARAYAN, GELECEĞİNİ KURTARMAYA ÇALIŞAN ŞEHİR: NİKSAR


Bu makale 2020-12-30 23:42:22 eklenmiş ve 1798 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE

Niksar güzeldir.

Köyleri güzeldir.

Toprakları verimlidir.

Kıraç yerleri bile, üstünde barınanları doyurur bir şekilde.

 


Göç verme problemi Anadolu'nun bir gerçeğidir. O sebeple büyük şehirlerde, illerin adlarıyla anılan mahalleler, semtler oluşmuştur.

Köylerin de göç vermesi bugün başlamamıştır elbet.

Bu, nüfus göçünü yaşayan şehirlerden biridir Niksar.

Bir zamanlar, bölgenin cazibe merkezi olup, zirveyi görmüşken, bugün 30 binlerdedir nüfusu.

Yani, tarih ve kültür başkenti Niksar, sahip olduğu mirası iyi değerlendirememiş ve göç alan bir cazibe merkezi olmaktan uzaklaşmış ve bugün dışarıya göç veren bir küçük ilçe haline gelmiştir.

Sebepleri sıralayıp, geçmişe veryansın etmenin, bugüne bir faydası yoktur.

Türkiye'nin sosyal yarası işsizlik Niksar'da da vardır.

Devletin, son yıllardaki tarım politikalarındaki bir takım yanlışlar, Niksar'ın tarım potansiyelini olumsuz  etkilediği gibi,  ikinci Çukurova diyebileceğimiz Niksar Ovası'nı da etkilemiş, toprak sahipleri de bu verimli topraklara kavak dikerek adeta tüy dikmişlerdir üstüne.

Bütün bu problemleri varken,  bir başka ve çok önemli bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı Niksar.

Niksar Ovası ve Kelkit Çayı'na en uzağı 8 km olan, 11-12 köyümüzün, kiminin yanında, kiminin kıyısında, neredeyse hepsinin ortasında, geniş bir alanda, özel bir şirkete maden arama ruhsatı verilmiş. 

Tabii izni veren hükümet. Yani devlet. Yani bir parti ! Parti iki de olabilir !

Türkiye'de bir bölgede maden arama ruhsatı alan özel şirketlerin o coğrafyayı nasıl katlettiklerini örnekleriyle gördük. Görüyoruz.

Sadece doğayı tahrip etmekle kalmıyorlar.

Ayrıştırmada zehirli kimyasallar kullanıyorlar.

İşlerken ,milyonlarca metreküp su kullanıp, bölgenin su kaynakları harap ediyorlar.

Tonlarca patlayıcı kullanıyorlar. “Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın üzerindesiniz. Deprem kuşağındasınız ! “ diye bir çok yatırımın bu bölgeden uzaklaştırılıp, başka bölgelere kaydırıldığı malumdur.

O patlatmaların şiddetinin bu fayları tetikleyebileceği bir ihtimaldir ama gerçekleşmesi muhtemeldir.

Toprağın, sadece üstünü kazımayacaklar. Canlı canlı derisini yüzecekler.

Sonra oluşturacakları havuzlarla, açık havada adeta bir kimya labaratuvarı kurulmuş olacak. Tabii zehirli kimkiyasallar !

Toprağa sızan kimyasallar sadece sızdığı yerde kalmayacak.

Yeraltı sularımıza karışacak.

Gerek içme sularımızla, gerekse tarımda kullandığımız sulama sularımızla zehirli kimyasallar bir şekilde buluşacak.

Bunlar daha önce maden aranan yerlerde yaşanan durumlar.

Tabii kısa vadede böyle etkilerin ortaya çıkmaması, maden arayan şirketlerin ve de onların bir sebeple  yerel sözcülüğüne soyunanların propaganda gücü oluyor !

İşsizlikten canı yanmış insanlara; “İş imkanı açıyoruz !” diyorlar.

Devlet yatırımı neredeyse yapılmayan Niksar'a “Devlet yatırımı getiriyoruz !” diyorlar.

Gelişmeden bahsediyorlar.

Bu vahşi madenciliğin, insan sağlığına vereceği zararı, toprağın, suyun zehirlenmesini ve doğanın vahşice katledilmesini perdelemek için,

Doğaya duyarlı, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakmak için çırpınan, yaşadığı şehrin tarihi ve kültürel mirasını korumaya çalışan, ve sırf bu sebeple sırf kar amaçlı olan şirketlerin yapacağı maden aramasına karşı çıkan insanları,

Devlet yatırımına karşı çıkıyormuş gibi,

Niksar'ın yaşadığı başka problemlere kayıtsız kalıyormuş gibi göstermek,

İzansızlıktır. İdraksizliktir.

Duyarlı insanları itham etmeyi bırakıp, kendinizin ne istediğini açık açık söyleyin!

Deyin ki “Tamam madeni şirket arayacak ama izini devlet vermiş! O yüzden biz Niksar'da bu şirketin maden aramasını istiyoruz !”

Biz de bilelim ! İnsanların sağlığı kimin umurunda?

Niksar'ın zehirlenecek toprağı, suyu kimin umurunda ?

Yemyeşil doğasının tahrip edilip, ağaçlarının kesilmesi kimini umurunda?

Ve birkaç kişinin madende işe girmesi ,ya da bölgedeki bazı araçların taşıma işinde kullanılması, veya maden sahalarında birilerinin arazisini madene kiralaması, Niksar'ın geleceğini kurtarmaya yetecek mi ?

Bu aslında, insan hayatına malolan bir öğrenme şeklidir.

Hani, Temel idam cezası almış. Darağacı kurulmuş. Temel'e sormuşlar :

Son sözün ne?” diye.

“Bu bana ders olsun !” demiş.

Yazık etmeyin Niksar'a ve Niksar'ın geleceğine.

Partinizi falan savunacaksanız bu konuda , Niksar da umurunuzda değil demektir !.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250