Rüştü BOZKURT - Kelkit Havzasında Yatırım Heyecanı


Bu makale 2021-06-03 14:23:33 eklenmiş ve 469 kez görüntülenmiştir.
MİSAFİR KALEM

Bilenleriniz vardır ama bilmeyenler için Erbaa'nın Tokat'ın bir ilçesi olmasının ötesinde neresi olduğunu anlatmak isterim:  Erbaa,  Kelkit  Çayı'nın  Tozanlı  Çayı ile  birleşerek   Yeşilırmak adını aldığı yerin adıdır. Gümüşhane'nin Kelkit  İlçesi'nin  Saylazı Göleti' nden  kaynaklanan derenin,  Koşmaşat, Ovacık, Balahor ve Kındıralık yöresinde oluşan diğer derelerin birleşmesinden  oluşan   Kelkit  Çayı, Şıran, Çamoluk, Suşehri, Koyulhisar, Reşadiye, Niksar'dan geçerek Erbaa'da   Tozanlı Çayı  ile birleşerek  Yeşilırmak olur.

 

Kelkit Oluğu, Gümüştekin Ahmet Gazi'nin önderliğinde  yöreye gelen  öncü  Türk  boylarının Andolu'ya  yerleştiği  merkezdir. Daha önce  Hititler  döneminde   Canik Dağları'ndan   Gümüşhane'deki  Cania Devleti  topraklarına kadar uzanan  alanda yaşayan  Kaşkai  kabilelerinin hasat mevsiminde toplanarak, Amasya ve Çorum'da  “yağma  seferleri”  yaptıkları yerdir.

 

Bu kadim toprakların en batısında yer alan Erbaa'da bugünlerde  tatlı bir heyecan yaşanmaktadır: OmaFil, Aster, Darsa, Park vizyon ve  Libas Tekstil  firmaları  OSB'da  140 hektarlık alanda yeni fabrikalar  kuruyor: OmaFil, 40 hektar alanda  iplik  üretecek. Aster, 40 hektarlık, Darsa 20 hektarlık alanda hazır giyim tesislerini hayata taşıyacak. Parkvizyon  20 hektarlık alanda  çocuk parkları üretecek. Libas tekstil de 20 hektarlık alanda.  Örme kumaş ve  boyama  tesisleriyle  yeni iş ve aş alanları yaratacak. İşler öngörüldüğü gibi gelişirse 5 bin 500  kişi  iş ve aş sahibi olacak.

 

Başarının sırrı ekosistem oluşturma

 

Yarım yüzyılı aşan “yazı insanı” serüvenimi izleyenler tanıktır ki, iyi tasarlanmış bir “ekosistem” oluşturmadan yapılan yatırımları sürdürebilir olmadıklarına inananlardanım.  Tekstilkent' deki ASKON'dan Orhan Aydın heyecanla Erbaa'daki yatırımları anlatırken, kendi firması olan OmaFil'in  400 insan istihdam edeceğini  söylerken gözleri ışıldıyor… Yatırım heyecanının rüzgarıyla kendini  motive  eden nice  girişimci insan tanıdım. Hayatın örsünde kazandığım deneyimler, merak ve heyecanının gerek şart olduğunu, asla yeter şart olamayacağını bana öğretti. O nedenle Orhan Aydın'a, Erbaa'da yatırım yapan insanları hangi somut etkenlerin motive  ettiğini  soruyorum. Orhan Aydın bir çırpıda bir dizi gerekçe sıralıyor…

 

Yatırımcılar “başlangıç noktasına hassas bağlılık” ilkesine uymuş… Önce bütün dünyada erişebildikleri ülkelerde kalkınmanın nasıl evrim geçirdiğini araştırmışlar…  Yığılma değil, sinerjik kümelenmenin  etkili olduğunu  belirlemişler… Sonra,  mekânsal bağımlılık analizi  yaparak, yatırım için uygun  yer  araştırması  yapmışlar…Yatırım yapılacak  yerde insanların  sanayi işçisi  bilincini  sorgulamışlar; vardiya  disiplini, gece çalışan kadınlar için yöre  algısını, özellikle tamir-bakım için yörede gelişmiş zanaat  altyapısını, yan sanayi  potansiyellerini, lojistik erişilebilirlik olanaklarını, OSB'lerin altyapılarını  ve  arazi  maliyetini ve ihtiyaç olursa  büyütme  potansiyellerini, işgücü  arzının yeterliliğinu, mesleki  eğitim altyapısı  sorgulanmışlar…Geleceğe  dönük olarak de başta  üniversite ve yüksek okullar olmak üzere  diğer kamu  altyapılarının yeterliliği analiz edilmiş… 

 

Ayıraca, İstanbul'un en çok göç aldığı 10 kent saptamış… Sırasıyla Sivas, Kastamonu, Ordu, Giresun, Tokat, Erzurum, Samsun, Malatya, Trabzon ve Sinop belirlenmiş… Bir “tersine göç süreci” yaratılabilirse, metropolde  taşınabilecek birikimler de  sorgulanmış…

 

Erbaa seçilirken orada bulanan çorap üretim tesislerinin 20 yıllık birikimi dikkate  alınmış…Çorap üretiminde Çorumlu, İç Giyim'de Sivaslı, kumaşta Sivas ve Malatyalı girişimcilerin ağırlık olması göz önüne alınmış….

 

Teşvik Sistemi kapsamında Tokat'ın 5. Bölge olması, OSB'lerin 6. Bölge olanaklarının bir kısmından yararlanması da karar parametreleri arasında yerini almış… Bütün bu analizler yapılırken   “Çin faktörü”  başta olmak üzeri  “Vietnam”, “Bangladeş”,  “ Hindistan” gibi ülkelerde  tekstil ve hazır giyim üretiminde  rekabette  olası  gelişmeler de  hesaba  katılmış.

 

Ekosistemin bir ayağı eksik

 

Orhan Aydın'a, “Bütün bu analizler, alışkanlıkla iş yapmayı analizle iş yapmaya taşıdığınızı” gösteren olumlu adımlar…Sektör ekosisteminin   bağımlı ve bağımsız, iç ve dış değişkenlerini hesaba katmışsınız… Yine de  “ekosistemde eksik kaldığını” düşündüğün etken nedir?

 

Daha önce çok sorguladıkları, anında verdiği yanıtından belli: “Bizim Erbaa gibi yörelerde küresel rekabet gücümüzü artırmamız, pekiştirmemiz ve sürdürebilir kılmamız için 6.Bölge olanaklarının tümünden yararlanmamız gerek…Tersine göç yaratma ve nüfusun belli bölgelerde yığılmasını önlemek istiyorsak, Teşvik Sistemi'ni   haksız rekabete karşı direnç yaratan hatta firmalarımızı bir adım öne geçiren bir anlayışla yeniden ele almamız gerekir.”

 

Orhan Aydın bir ekleme daha yapıyor: “Çin'in ABD'ye yaptığı satışlardın yüzde 1'ini yapabilsek, bugünkü üretim kapasitemizi iki katına çıkarmamız gerekir. O nedenle girişimci, bürokrasi, siyasi irade ve ilgisi olan bütün aktörler bir araya gelerek AB ile yapılan Gümrük Birliği anlaşmasını yeniden düzenlemek gerekiyor…Yetmez, hammadde bağımlılıklarımızı azaltan, tekstil ve tekstil makineleri üretimini küresel rekabete hazırlayan bir 'ulusal strateji” kurgulanması olmazsa olmazımız…

 

Ne yapalım?

 

Ne yapalım? Yapılacak iş çok yalın: Siyasi irade, bürokrasi, sektör ilgileri ve STK'ları, medya ve diğer aktörler bir araya gelerek, girişimcilerin taleplerini sorgulayalım. Akla ve mantığa, hesaba ve kitaba dayanan, ülkenin geleceğine “değer kattığına” inandığımız hususları   yedi maddeyi geçmeyecek olan çözüm önerilerine odaklayalım… Bir “izleme” komitesi ile bir “iletişim birimi” oluşturalım…En geç 3 ay içinde bu ülkenin   girişimcisi, iş insanı, siyasetçisi, bürokratı ve medya mensupları olarak   “sorun çözme kapasitemizi”    test edelim…

 

Bir sorunu analiz ederken “olması gerekeni” saptamak kadar “olmazları” saptamak da maddi ve kültürel zenginlik yaratmanın çok önemli araçlarıdır. Erbaa'da yükselen yatırım heyecanının ateşininin sönmemesi için eteklerimizdeki taşları dökelim… Var mısınız böylesine bir “ yüzleşme özgüveni” sergilemeye…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250