Danişmend Yurdunda Bir Yiğit Bilge Kişi: YÜZBAŞIOĞLU TALİP AĞA


Bu makale 2021-09-03 15:30:17 eklenmiş ve 417 kez görüntülenmiştir.
HAMİ KARSLI

Yukardaki başlık Emekli Öğretmen Faruk Yücer'in yazdığı ve Ankara'da Panama Yayıncılık tarafından Nisan 2021'de yayımlanan kitabının adıdır. Kitap orta boy, 310 sayfa, karton kapak olup fiyatı 35 liradır.


Kitapta anlatılan öykü Kaşkay Karabulak Köyü'nden Anadolu'ya göç eden bir ailenin öyküsüdür.


Kaşkaylar, İran'ın güneyinde yaşayan bir halktır. Kökenleri hakkında belgelere dayanan kesin bir bilgi olmamasına karşın, Kaşkaylar'ı Doğu Türkeli'ndeki “Kaşkar” ile ilişkilendiren yazarlar, onları Karahıtaylar'ın soyundan sayarak, kuzeydoğudan, Orta Asya'dan İran'a gitme –veya göçürülmeleri- fikrini kabul ederler. (1)


Kitabın yazarı olan Faruk Yücer; -kitaptaki bilgilere göre- Orta Asya'dan, Kafkas eteklerine, oradan Kaşkay'a, oradan Niksar Huruçayırı'na oradan da Kürtler Deresi'ne göç eden ailenin 6. Kuşaktan bir üyesidir. (2)


Kitap, yazarının önsözde belirttiği gibi “klasik tabir ve tarifi içeren bir roman değildir. Esere ad olan kişi ve diğerleri; yer, zaman, olaylar çok büyük ölçüde gerçektir.” 


Aynı zamanda bir Türkçe Öğretmeni olan kitabın yazarının da ifade ettiği gibi bu kitap –özellikle 3. kuşak sonrası anlatılanlarla- bir “biyografik roman” dır. Biyografik romanlar aynı zamanda “anı” romanlarından da izler taşır. Çünkü kitaba konu olan kişinin yaşam öyküsü zaman, yer ve olaylarla bir döneme de ışık tutar.


Daha önce bir arkadaşımın anılarını anlattığı bir kitabı tanıtırken de yazmıştım:


Anı kitapları, edebiyatın ve kültür tarihimizin zengin kaynakları olarak kabul edilir. Özellikle tarihte ün yapmış kişilerin anıları, o dönemleri aydınlatma açısından önem taşır.


Batıda 18. yüzyılda, bizde ise Tanzimat'tan sonra yazılmaya başlayan anı türü, o devirleri çeşitli açılardan araştıranlara da bilgi verici ve yol gösterici olur.


Ziya Paşa'nın Defter-i Amâl'i, Ahmet Rasim'in Falaka'sı, Halit Ziya Uşaklıgil'in Edebi Hatıralar'ı, Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı ve özellikle Çankaya adındaki yapıtları yazın hayatımızda önemli belgeler sayılır.


Yakın dönemde Altan Öymen'in “Bir Dönem Bir Çocuk”, “Öfkeli Yıllar”, “Değişim Yılları” adlı anı kitapları; bir Cumhuriyet Valisi olan Aydemir Ceylan'ın “Bir İhtilal Bir Darbe Arasında 20 Yıl” isimli anıları, Şeref Bakşık'ın “CHP ile Bir Ömür”, Hanefi Avcı'nın halen tartışılan “Haliç'te Yaşayan Simonlar” gibi kitaplar da yazıldıkları döneme ışık tutan kitaplardır.



Anı kitapları, yazıldığı döneme objektif bakılabildiği ölçüde önem taşır. Eğer yazar, tarihsel olayları çarpıtma, kendi dünya görüşünü, duygularını, subjektif bir anlayışı sergilemek eğilimindeyse, bu o dönemin tarihsel olgularıyla çelişeceği için yazılanlar değersizleşir.

*

Yazar kitaba en büyük dedesi olan Ahmet Ata'yı anlatmakla başlıyor. 


Ahmet Ata genç yaşta, Kafkaslar'da Rus karşıtı direnişin önderi olan Şeyh Şamil'in savaşçılarına katılır. Orada 100 kişilik bir grubun komutanlığına yükselir ve bu nedenle kendisine “yüzlükbaşı”, daha sonra da Ahmet Ata'dan gelen sülâleye “Yüzbaşıoğulları” denilir.(3)


Yüzlükbaşı Ahmet Ata ölmeden önce çocuklarını toplar ve onlara soyları, ataları, inançlarıyla ilgili öğütler verir ve sonuçta onlara Anadolu'ya göçmelerini orada yurt tutmalarını öğütler.(4)


Önce eşi Sara Hatun sonra da Ahmet Ata öldükten sonra çocukları babalarının vasiyetini yerine getirerek Ağrı üzerinden Anadolu'ya, Eleşkirt Karayazı üzerinden Erzurum'a gelirler. Orada Osmanlı – Türk vatandaşı oldukları kayıt altına alınır. Yollarına devam ederler. Ahmet Ata'nın küçük oğlu Reşadiye yakınlarındaki Meğdün köyünü, büyük oğul Süleyman Niksar'da Huruçayırı'nı, ortanca oğul Hacı Halil de Turhal'ı yurt tutarlar.


Süleyman ve eşi Begüm Ana'nın üç oğlundan en büyüğü İsmail Modikliler'den Şerife Hanımla evlenir ve Huruçayırı'ndan sonra Kürtler Deresi'ne yerleşir. Ortanca oğul Ziya ve küçük oğul Mehmet ise Niksar'ın Maduru Mahallesi'nde ev alarak kente yerleşirler.(5)


Kürtler Deresi'ne yerleşen İsmail &Şerife çiftinin dördü kız, üçü erkek yedi evlâdı vardır. Bunlardan en büyüğü olan Hacı Ahmet, Sarıkamış'ta şehit düşer.(6) 


Üç erkekten geriye kalan ikisi Talip ve Süleyman adlı ikizlerdir. Farklı yapıda olan ikizlerden Süleyman Niksar'da kendini dini eğitime verir ve Derviş diye anılır. Diğer ikiz Talip Ağa ise zeki, girişken, gözünü budaktan çekinmeyen, mücadeleci, köy hayatını seven, ailesine çok bağlı birisidir. Bu özellikleriyle Niksar'da ve çevre köylerde çok iyi ilişkiler kurmuştur.(7)


Babası İsmail Ağa öldükten sonra artık Talip Ağa, Yüzbaşıoğulları'nın tartışılmaz lideri durumundadır.

*    

Kitabın yazarı –Yüzbaşıoğlu Talip Ağa'nın torunu- Faruk Yücer, kitabın yaklaşık üçte birini ailesinin kökenini anlatmaya, kalan üçte ikisini de dedesinin 1988'de ölümüne kadar, O'na ait duyduğu veya bizzat gözlemlediği anılara ayırmış. Bu arada kendi yaşamından –özellikle öğretiminden- bazı kesitlere de yer vermiş.(8)


Bunların içinde neler yok ki!..


Talip Ağa'nın Ermeni ve Rum çetelerle olan mücadelesi; 


Niksar Redd-i İlhak Cemiyeti'nin 1919 yılında yaptığı miting te, Hacı Mahir Efendi'nin yanında görev alması;


 1923 yılında Niksar'ın Belediye Başkanı seçilen eniştesi Hafız İsmail Hakkı Efendi'nin seçim kampanyasında O'na yardım etmesi (9);


Düşkünlere, yoksullara yardım etmesi; köyüne okul ve cami yaptırması; Niksar'daki entelektüel kesimle olan konuşmaları, şakaları, v.b…

*

Kitap akıcı bir biçemle (üslupla)  yazılmış. Yazarın, bu kitap dışında sanal ortamda paylaştığı yazılarından da, Türk Dili'ni iyi kullandığını biliyoruz. O'nun, en büyük dedesinin dil konusunda çocuklarına verdiği öğüdü çok önemsediğini de biliyoruz. Ancak buna karşın yine de kitapta “mezcetmek”, “menzil”, “vesile”, “eza cefa”, “menkul, gayri menkul”, “uhde”, “personel”, “müsemma” gibi yabancı sözcüklerin kullanıldığını görüyoruz.


Yazar, romanının kahramanlarını, yaşadıkları yörenin ağzı (şivesi) ile konuşturmuş. Buna da iyi etmiş. Çünkü konuşmalar, o kişiliği daha iyi tanıtmada önemli rol oynuyor.

*

Ben bu kitabın yazarından 12 yaş büyük, O'nun dedesi olan kitabın kahramanı Talip Ağa'dan 39 yaş küçüğüm. Kitapta adı geçen kişileri ve yerleri büyük ölçüde biliyorum. Niksar'ın sosyal tarihine olan ilgim nedeniyle kitabı bir çırpıda ve beğeni ile okudum. Ancak yazarın dedesinin satın aldığı “Kürtlerderesi” köyünün adını “Kurtlarderesi” şeklinde değiştirme ve “Kürt demek kurt demek, kurt demek de Türk demektir” (sayfa:102) şeklindeki zorlama bir ifadeyi de doğrusu yadırgadım. Onun yerine o köye resmen “Yüzbaşıoğulları Köyü” dense idi kesinlikle yadırgamazdım.(10)

*

Yukarda da belirttim, bir kente ait anı kitapları, o kentte yaşamış kişilere ait biyografik kitaplar o kent için çok büyük önem taşır. Bu eserler o kentin sosyal tarihine ışık tutarlar. Bir kentin sosyal tarihinin yazılmasında en büyük görev o kenti yöneten belediyelere düşer. Belediyelerin bu tür kitap yazanları teşvik etmesi, hatta bu kitapları satın alarak, o kente ilgi duyanlara dağıtması gerekir diye düşünüyorum. Ama bunun için de, kentteki tüm insanları siyasal görüşlerine bakmaksızın kucaklayan bir belediye yönetiminin de gerekli olduğunu biliyorum.


Yazıyı sonlandırırken Sayın Faruk Yücer'i böyle bir kitap yazdığı için kutluyor, çalışmalarının devamını diliyorum.


Dip Notlar:


(1)Bu bilgi, Türk Tarihi Ve Kültür Araştırmaları Sitesi olan “Altaylı.net” sitesinden alınmıştır.


(2)1. Kuşak Yüzlükbaşı Ahmet Ata, 2. Kuşak Yüzbaşıoğlu Süleyman, 3.Kuşak Yüzbaşıoğlu İsmail, 4. Kuşak Yüzbaşıoğlu Talip, 5. Kuşak Yüzbaşıoğlu Hamza, 6. Kuşak Yüzbaşıoğlu Faruk Yücer (D.1951)


(3)Kuzey Kafkasya Halklarının siyasi ve dinî önderi olan Şeyh Şamil Dağıstan'da 1797 yılında doğmuş, 1859 yılında 70 bin kişilik Rus Ordusu'na karşı yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar savaştıktan sonra silah bırakmış 1871'de de ölmüştür. Tahminime göre Ahmet Ata, Şeyh Şamil'den 16-17 yaş küçüktür. Bu duruma göre Ahmet Ata'nın doğum tarihi 3 aşağı5 yukarı 1814'tür. Yani Sayın Faruk Yücer bu kitapla ailesinin 207 yıllık tarihini kaleme almıştır, diyebiliriz.


(4)Ahmet Ata çocuklarına özetle: “Türk'ün töresi neyi gerektiriyorsa onu yapın! Dilinizi kaybetmeyin. Dilini kaybeden ilini kaybeder. Birlik ve dirliğinizi koruyun. İnsanları sevin. Kalbinizdeki sevgi çiçeklerinin solmasına katiyen izin vermeyin. Aldatmayın! Unutmayın ki aldatan daima aldanır. Aşınıza, eşinize, işinize, sahip olun.” der.


(5)Yazar, bu Maduru Mahallesindeki ev alımında “Softalı Hacı Ahmet yardımcı olur” der. Burada sözünü ettiği kişi Softaoğlu Hacı Ahmet'tir. Softaoğulları da Niksar'da geniş bir ailedir. Bu aileye “softalı” denilince, sanki bir yer isminden bahsediliyor da aile oralıymış anlamı çıkıyor. Halbuki aile lâkapları “softa” sözcüğünden gelmektedir.(H.K.)


(6)Rumi takvime göre 1293, Miladî takvime göre 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı


(7)Yüzbaşıoğulları ailesinin büyüyüp genişlemesinde Modikoğulları Ailesinin katkısı yadsınamaz. Çünkü Talip Ağa'nın annesi Şerife Hanım ve dayısı Çakır Mustafa'nın çakır gözlü kızı olan eşi  Pembe Hanım Modiklilerdendir.  Daha sonraları aralarında kız alıp vermelerle adeta Modikoğulları ile Yüzbaşıoğulları tek bir aile haline gelmişlerdir. 1780 yılına kadar olan soyağacı bilinen Modikoğulları Niksar'ın eski ve büyük ailelerinden biridir. Bu aile Tepebaşı, Velibeyoğlları, Özden, Celepoğlu, Yaramış, Ahıska gibi Niksar'daki birçok aile ile akrabalıkları olan bir ailedir. Modiklilerin karşı tarafında bizim (Karslıoğullarının) büyük üzüm bağları ve tarlaları vardı. Çocukluğumda oraya çok sık giderdim. Bu aileden birçok arkadaşım da vardı.(H.K.)


(8)Faruk Yücer, Yüzbaşıoğlu Ailesinde yüksek tahsil yapan ilk isimdir. O, yağmurlu bir gecede ovaya yayılan koyun sürüsünü, babası Hamza Çavuş'la toplamaya çalışırken çok ıslanır, üşür ve yorulur. O gece ağlayarak: “Ben okuyacağım. Köyde kalmayacağım. Çoban da, çiftçi de olmayacağım. Bunu dedeme ve herkese göstereceğim” diye kendine söz verir.(sayfa,205) 


(9)Tahmisçioğlu Hafız İsmail Hakkı Efendi (D. 1879 – Ö.23 Mart. 1962) Niksar'da 20 yılı aşkın bir süre belediye başkanlığı yapan Hakkı Efendi 4 kez evlenmiştir. İlk eşi Yüzbaşıoğlu Naciye Hanımdır. 2. Eşi Mürüslü Nuriye Hanım, 3. Eşi Karşıbağdan Ayşe Hanım, 4. Eşi ise Edaviye Hanımdır. (Edaviye Hanım Ermeni kökenlidir. Asıl adı “gökteki parlak yıldız” anlamına gelen Arşıluyus (Arşolos) tur.


(10)Geçtiğimiz ay içerisinde bir gün Karameşeli bir arkadaş beni köyüne götürdü. Dönüşte, Ehen'den aşağı inerken alt taraftaki köyü göstererek “Kürtlerderesi'ne de uğrayalım mı” dedi. Bir köyün adı öyle kolay kolay zorlama ile değişmiyor.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250