erotik izle yeni film yeni film antalya escort porno antalya escort

SON SEMERCİLER NİKSAR’DA ATA YADİGÂRI BİR ZANAAT (I)


Bu makale 2014-05-29 12:56:55 eklenmiş ve 923 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

“Hayvan ölür semeri kalır; insan ölür eseri kalır.
Gidenin değil bırakmayanın ardından ağlamalı”
                     ŞEYH EDEBALİ
    Atalarımız ne güzel söylemişler “Zanaat altın bileziktir” diye. Zanaatın önemini ve değerini anlamlandıran başka söylemler de mutlaka vardır ama zanaatkârın ürettiği eserin kalıcılığını sağlayacak olan şey; alın teri, emek ve mesleğine olan saygısıdır. Şeyh Edebali'nin söylediği gibi hayatını yitiren hayvandan geriye sadece semeri kalsa da o semeri yapan usta eller, vefalı semerci ustalarımız yüreğimizde hep yaşayacaklar.
    Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlükte semerin anlamı;  At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç ve ikinci olarak da Hamalların yük taşırken kullandığı deriden sırt yastığı, arkalık olarak verilmektedir. Yine aynı sözlükte semer yapan veya satan kimse semerci,  semercinin işi ise semercilik olarak açıklanmaktadır.
    Meydan Larousse ansiklopedisi semer için: “Semer, at, katır, eşek, deve gibi yük taşıyan hayvanların sırtına konulur. İlk defa Araplar ve İranlılar tarafından kullanıldığı, daha sonra Türklere geçtiği söylenir. Fakat onlardan önce yaşayan Mısır, Mezopotamya ve Anadolu milletlerinin hayvanlarla yük taşımayı bildikleri, bu yüzden hayvanın sırtına yük taşımaya yarayan bir araç yerleştirdikleri, kazılarda çıkan buluntulardan ve duvar kabartmalarından anlaşılıyor” diye bahseder.
    Semer, at, katır, eşek, deve gibi yük taşıyan hayvanların sırtına konulur. Yük bağlamak için hayvanların sırtına yerleştirilen ağaçtan yapılmış araç veya yastık diye tanımlanabilen bir araçtır. En yaygın anlamıyla, yük ve binek hayvanı olarak kullanılan at, eşek ve katır gibi hayvanların taşıyacakları yükün hayvanın sırtına zarar vermemesi için ağaç iskelet üzerine deri ile keçe arası kamış otları ile doldurulup sarılarak dikilen semer çok özen isteyen araçtır. Bu aracı yapmak için uğraşan kişilere semerci, bu sanat dalına da semercilik denir. Semerciler semerleri ağaç, metal, saz, deri, dokuma gibi malzemelerden hazırlamaktadır. Yapılan bu semerleri binek hayvanların üzerine bağlamak, yerleştirmek ve sabitlemek için de kolan, kayış veya kaytan gibi sağlam şeritler kullanılmaktadır.
    Semercilik çok eskiden beridir süregelen bir meslektir. Motorlu araçların çıkması hayvanların yük veya binek olarak artık kullanılmaması semerciliği bitme noktasına getirmiştir. Semercilik de tıpkı tarakçılık, kaşıkçılık gibi unutulmaya yüz tutmuş, artık çırak alamayan meslekler halini almıştır.
http://www.tdk.gov.tr/
http://www.sanatpenceresi.com/osmanli_turk_el_sanatlari/semer-ve-kaybolan-semercilik/
Http://www.sanatpenceresi.com/osmanli_turk_el_sanatlari/semer-ve-kaybolan-semercilik/

NİKSAR'DAKİ SEMERCİLER

    1840 yılına ait Temettüat Tahrirleri incelendiğinde Niksar'da dokuz semercinin varlığını öğreniyoruz. Bunlar; Bengiler mahallesi'nden Siblioğlu Salih (Ödediği yıllık vergi: 220 Kuruş, Toplam serveti: 1990 Kuruş), Hüsamettin mahallesi'nden Çamuroğlu Salihağa (Ödediği yıllık vergi: 120 Kuruş, Toplam serveti: 2790 Kuruş), Cedid mahallesi'nden Karaalioğlu Hasan (Ödediği yıllık vergi: 150 Kuruş, Toplam serveti: 3080 Kuruş), Şeremet mahallesi'nden Kefetoğlu Mehmet (Toplam serveti: 1550 Kuruş), Araphüseyin mahallesi'nden Giritoğlu Mustafa Ağa (Ödediği yıllık vergi: 125 Kuruş, Toplam serveti: 1720 Kuruş), Taşra mahallesi'nden Beylioğlu Durmuş (Ödediği yıllık vergi: 100 Kuruş, Toplam serveti: 2405 Kuruş), Bennak mahallesi'nden Evliyaoğlu Derviş Mehmet (Ödediği yıllık vergi: 65 Kuruş, Toplam serveti: 2150 Kuruş), Hazarlar mahallesi'nden Tonbuloğlu Mehmet (Ödediği yıllık vergi: 90 Kuruş, Toplam serveti: 4023 Kuruş), Camii Kebir mahallesi'nden Delisalihoğlu Salih (Ödediği yıllık vergi: 150 Kuruş, Toplam serveti: 3215 Kuruş)'tur.

Cumhuriyet Dönemine ait tespit edebildiğimiz isimler ise şöyle sıralanıyor:
1.Davutoğlu Basri (SERTEL), Ayvazönü Mahallesi'nden
2.Dadanların Duran (ÖKTEM), Kuz Mahalle'den
3.Hekimoğlu Hamdi (HEKİMOĞLU), Ayvazönü Mahallesi'nden
4.Zileli Zühtü (ERDOĞAN), Maduru Mahallesi'nden
5.Zileli Basri (AKINCI), Çon Mahallesi'nden
6.Çamuroğlu Mustafa (AKMAN), Karşıbağ Mahallesi'nden
7.Kekeç Salih (DALLI), Kuz Mahalle'den
8.Ahmet (DALLI), Kuz Mahalle'den
9.Tepebaşıların Rıfat (Tepebaşı), Karşıbağ Mahallesi'nden
10.Muharrem (KARAARSLAN), Çilhane Mahallesi'nden
11.Kazım (KARAARSLAN), Çilhane Mahallesi'nden
12.Cüroğ Bahattin (ÖZOKTAY), Ayvazönü Mahallesi'nden
13.Kösoğlu Cemalettin (ERİŞ), Karşıbağ Mahallesi'nden
14.Haşaroğlu Duran (ÇAĞHAN), Ayvazönü Mahallesi'nden
15.Emin (TAŞDELEN), Derebağ Mahallesi'nden
16.Tepe'den Fazlı, Cedit Mahallesi'nden
17.Turan (BOYNUDELİK), Ayvazönü Mahallesi'nden
18.Kaya (ÖDEN), Kazancı Mahallesi'nden
19.Hasanbaşoğlu Mustafa (BAŞSOY), Karşıbağ Mahallesi'nden
20.Pınaroğlu Salih (KAPAN), Karşıbağ Mahallesi'nden
21.Karşıbağ'dan Zihni (ÖN), Karşıbağ Mahallesi'nden
22.Koç Fehmi (BUHAN), Kaleiçi Mahallesi'nden
23.Palazoğlu İbrahim, Dereçay Mahallesi'nden
24.Keşliklioğlu Durmuş (BUYRUK), Hanegâh Mahallesi'nden
25.Basrioğlu Sami (AKINCI), Çon Mahallesi'nden
26.Basrioğlu Mustafa (AKINCI), Çon Mahallesi'nden
27.Davutoğlu Ali (SERTEL), Ayvazönü Mahallesi'nden
28.Derviş Usta, Çon Mahallesi'nden.
 *ÇAKIR, Coşkun; 19. Yüzyılda Bir Anadolu Şehri Niksar, Alfa Yay.,  İstanbul, 2001

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400