erotik izle yeni film yeni film silifke escort sexs

TOKATLI ŞEYHULİSLÂMLAR (II)


Bu makale 2014-06-03 19:40:27 eklenmiş ve 612 kez görüntülenmiştir.
A. Turan ERDOĞAN

    ŞEYH'UL İSLÂMLARIN DEVLET PROTOKOLÜNDEKİ YERİ
    Osmanlı devlet idaresinde iktidar Padişah, Sadrazam ve Şeyh'ul İslam üçlüsü tarafından temsil edilmekte idi. Sadrazam'ı olduğu gibi, Şeyhülislam'ı da padişah tayin ederdi. Sadrazam, Vükela Heyeti'nin, şeyhülislam da “Ulemanın, yâni kadıların, müftülerin ve müderrislerin başı idi.
Sonuç olarak: Osmanlı idaresinde Sadrazam olmak için yüksek tahsil aranmadığı halde Şeyhülislam olmak için medreselerin en yükseğini bitirmiş olmanın şart sayıldığı görülmektedir ki, Osmanlıların, Şeyhülislamlık makamına verdikleri değeri belirtmesi bakımından çok önemlidir.
    MOLLA HUSREV
    Fatih Sultan Mehmed devri şeyhülislamlarındandır. Fatih'in babası II. Murad devrinden itibaren fazilet ve kemali ile kendisini belli etmiş müstesna bir âlimdir. Bazı kaynaklarda Sivas doğumlu olduğu gösterilmekte ise de, Varsak adlı bir Türkmen kabilesine mensup olup Sivas  Tokat arasında ve şimdiki Tokat il sınırları içerisinde bulunan Kargın köyünde dünyaya gelmiştir.  Doğum tarihi kesin bilinmemekle beraber, 1480 tarihinde vefat ettiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Genç yaşta Edirne'ye gelmiş, devrin ilim otoritesi sayılan Haydar Herevi'nin derslerine katılmış, yüksek tahsilini burada tamamlamış, ayrı yerde müderris olmuş, Edirne kadılığına getirilmiş, Kadıasker tayin edilmiş, Fetihten sonra Hızır Bey'i takiben ikinci İstanbul Kadısı olmuştur.
           II. Murad devrinde olduğu gibi, Fatih devrinde de itibarı devam eden Molla Hüsrev, Fatihin yetişmesinde aktif görev almış, Şehzadeliği sırasında birlikte Manisa'ya gelmiş, yine birlikte Edirne'ye dönmüş, saltanatı süresince Sultanın yanından ve yardımından hiç ayrılmamıştır.
    Fatihin yetiştirilmesine yarış halinde katılan birçok âlim arasında Akşemseddin'in, Molla Güranî'nin ve Molla Hüsrev'in yeri müstesnadır. Âlimlere son derece saygılı olan Fatih, Molla Güranî'yi her gördüğü yerde elini öper Molla Hüsrev'i görünce -Camide bile olsa- ayağa kalkardı.
    Osmanlı ilim ve irfan hayatına nice âlim ve eser bırakan Molla Hüsrev'in bu yüce makamdaki hizmet süresi 20 senedir. Devrin Mantık ve Matematik otoritesi olan Nasırüddin-i Tusî'nin bu ilimlerdeki farsça yazılı kaynak eserlerini Fatihin emri ile Türkçeye çevirip, Fatih medreselerinde bizzat tedris etmiştir.
    İsminin anıldığı yerde ve bahse konu olunca, Fatih'in onun için “Devrinin Ebû Hanife'sidir” demesi her şeyi ifade için yeter sanırım.

    İBNİ KEMAL PAŞA
        Osmanlı Türklerinin yetiştirdiği en büyük âlimlerden birisi olan İbni Kemal Paşa 1468 yılında Tokat'ta doğdu. Bazı kaynaklar Edirne'de doğduğundan bahsetmekte ise de, babasının Edirne'de memuriyeti dolayısı ile çocuk1uğunun önemli bir kısmını orada geçirmesi, Edirne'de doğmuş olacağı kanaatini yaymıştır.
           Önce askerlik mesleğini seçen, sonra âlimlerin daha itibarlı olduğunu görünce ilmiye'ye intisap eden İbni Kemal Paşa, kısa zamanda ilmiye'de şöhret olup kendisini göstermiştir.
Önce Edirne medreselerinde, daha sonra: İstanbul medreselerinde müderris olup talebeler yetiştirmiş, muhtelif konularda birbirinden değerli 300 kadar eser vermiştir. Zembilli Ali efendinin vefatı üzerine 1526 tarihinde Şeyh'ul İslam olan Ahmed Şemseddin Efendi, vefatına kadar, sekiz sene bu yüksek makamda kalmıştır.
    İbni Kemal Paşa'yı Şeyh'ul İslam olmanın yanında, her hususta Yavuz Sultan Selim ile beraber ve onun sadık bir danışmanı olarak görmekteyiz. Daha sonra hizmetinde bulunduğu KANUNÎ devrinde de idareye ağırlığını koymuş ve bilhassa Kanuni'nin İran'a yapacağı sefere rehberlik etmiş, İran Şahı Tahmasb'a yazılan mektupları bizzat kaleme almıştır. Yaşadığı devirde bütün âlimlerin seviyelerini aştığı, hepsinin üzerinde bilgi yüceliğine eriştiği, gerek ilmî, gerek dinî ve gerekse askeri konularda kendisine götürülen her müşkülü hallettiği ve fetvaları ile herkesi memnun bıraktığı için kendisine 'insan ve cinnîlerin müftisi manasına gelen Müftissakaleyn unvanı verilmiştir. Bu unvanın kendisinden sonra birde Ebüssuud efendiye verildiğini görmekteyiz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400