Cumhuriyet'e Kastedenler..


Bu makale 2013-05-10 19:37:52 eklenmiş ve 762 kez görüntülenmiştir.
Selahaddin GÜMÜŞAY

               İstiklâl Savaşı kazanılmış, İstilacı Devletler Türk Toprakları'ndan atılmış, dış güçlerin teşviki ile çıkarılan isyanlar bastırılmış failleri gerektiği şekilde cezalandırılmıştır.
Sevr  Antlaşması ile  Osmanlı Devleti'nin  elinden  alınan  siyasi ve hukuki  değerler  geri  alınmış  ve  24/ Temmuz/1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Temsilcileri ile Fransa, İngiltere, İtalya, Yunanistan, Japonya, S.S.C.B., Portekiz, Romanya, Yugoslavya ve Belçika Temsilcileri arasında  imzalanan  Lozan Antlaşması ile Türk  Milleti'nin kayıtsız -şartsız  egemenliği uluslararası arenada  tescil  ettirilmiştir. 29/Ekim/1923 tarihinde Cumhuriyet'in ilânı ile yönetim şekli de değiştirilmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında zarar gören millî birliğin sağlanması, Ekonominin iyileştirilmesi, modern ve güçlü bir devlet olabilmek için projeler üretilerek hayata geçirilmesi çalışmalarına başlanmıştır. Ancak şer güçler yine sahnededir.
              Birinci  Dünya  Savaşında   Osmanlı Ordularına  karşı Ruslarla  işbirliği  yapan  Nasturiler  1924  yılında    İngiliz'lerin  silâhlandırması ile  Hakkari  Bölgesinde  ayaklanarak  bölgede  huzuru  bozmuş ,  maddi  manevi  kayıplar   verdirmiştir.
1937 Dersim İsyanı'na kadar devam eden süreçte çıkan isyanları iki kategori de değerlendirmek gerekir;
1-  İç Mihraklar  ve  beklentileri;
    a) İngilizlerin,  zaman -zaman  da  Fransızların  kışkırtma  ve  desteği   ile  bölgede  bağımsız  bir  Kürt  Devleti  kurmak,
    b) Halifeliği  tekrar  ihdas  etmek,
    c) Cumhuriyet  Hükümeti'nin  getireceği  hizmetleri  engelleyip,  halkın  bilinçlenmesini  önleyerek  Ağalık,  Şeyhlik,  Mirlik  gibi  unvan  sahibi  olan  kişilerin  hükümranlığının  devam etmesini  sağlamak,
    d) Vergi  vermemek,
    e) Askerlik  yapmamak,
2-  Dış Mihraklar  ve  beklentileri;

yozgat escort manisa escort balıkesir escort kuşadası escort gaziantep escort konya escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort çorum escort izmir escort bayanantalya escort bayandenizli escort bayan

    a)Yeni  kurulmuş olan  Türkiye  Cumhuriyeti  Hükûmeti' ni  isyanlarla  uğraştırarak  güçlenmesini  engellemek,
    b) Ekonomik  yönden  zayıflatarak  halka  hizmet  götürmesini  engellemek,
    c) Millî Birliğin  oluşmasını engellemek,
    d) İsyan  için  kıvılcım  bekleyen  ortamı canlı tutmak,
    e) Birinci  Dünya  Savaşı ve   Kurtuluş Savaşında   oyunlarını bozan  Mustafa  Kemal  Atatürk  ve  arkadaşlarına  şirin görünerek  gafil  avlamak,
    f) Sahte  Din  Adamları ( misyonerler)  vasıtası ile  Cumhuriyet  Hükümeti'nin   İslâmiyet   düşmanı  olduğu  fikrini yayarak  halkın  inanmasını sağlamaktır.
İlginç olan; Osmanlı Devleti  dönemi,  Birinci  Dünya   Savaşı ve  Kurtuluş Savaşı yıllarında  tahrikçilerin  oyunlarına  kanan  ,bölge  halkına  büyük  acılar  çektiren  Ağalar ,  Şeyhler  isyanlarda  ısrarcıdırlar.
1925  yılında  Şeyh  Sait.  1930 yılında  Ağrı,  1930  yılında  Menemen  Olayları bu   düşüncenin  tezahürüdür.
DERSİM  İSYANLARI
                   Günümüzde  de  gerçekler  saptırılarak  ( Cumhuriyeti  karalamak  adına  olsa gerek )  gündeme  getirildiği  için  daha  objektif   bir  değerlendirmeye  ihtiyaç vardır. Bölge  Coğrafi  Konum  ve  tabiat  şartları itibari ile  çok  haşin  bir  yapıya  sahiptir.  İdare  şekli  Cumhuriyet  Dönemine  kadar  Feodalizmdir,  topraklar ve  halk  Aşiretler  arasında  paylaşılmış  olup , her  konuda  söz  sahibi  Aşiret  Ağalarıdır.
Cumhuriyet' in  ilânından  sonra  Tarihteki  olaylar  da  değerlendirilerek ; bölgede  Devlet  otoritesini   sağlayabilmek  için;  Ulaşım,  Eğitim,  Ekonomi  ve  Güvenlik  konularında   yenilikler  yapmaya  ihtiyaç  duyulmuş,  hatta  Tunceli  Islah  Kanunu   çıkarılmıştır. Hükümetin aldığı bu kararlardan rahatsız olan Abasan Aşireti Reisi Seyit Rıza önderliğinde bir gurup  tarafından  20/21  mart / 1937  gecesi  stratejik  önemi  olan  Harcik  Köprüsü yıkılmış,  Telefon  Hatları kesilmiş  ve  bölgedeki   Askeri  Birliğe  düzenlenen  saldırı ile  karakoldaki  bütün  askerler  öldürülmüş ve  isyan  başlamıştır.  Altı ay gibi  uzun  bir  süre  devam  eden  isyanda  komşu  yerleşim  merkezlerinden   Eğin  (Kemaliye), İliç ve  Kemah  halkı da  zarar  görmüş;  çatışmalarda  12.000  Jandarma  hayatını kaybetmiştir (Kaynak Cemil Boran).
Rivayet  edilir  ki; (  Bu  isyanda  isyancılar  merhamet   duygularına   kapılıp  insaflı davranmamak  için  önce ;  Ticari  ilişkileri  olan  ve  evlerine   misafir  oldukları  kişileri  katletmişlerdir.)
6  Ay  gibi  uzun  bir  süre  devam  eden  isyan  Eylül  1937  de  bastırılmış,  Seyit  Rıza  ve  arkadaşları idam  edilmiştir.  Ancak  olaylar  son  bulmamış, intikam  peşinde  olan  Kureyşan   Aşireti  2.  Dersim  İsyanını başlatmıştır.
1938 Eylül  Ayına  kadar  süren  bu  ikinci  isyan  da  bastırılmış,  kırsal  kesimde   devam  eden   ferdi   hareketler dışında  bölgede  Devlet  Otoritesi  sağlanmıştır. Günümüzde  bizzat  Hükümet   Yetkilileri  tarafından  hangi  amaçla  olduğu  bilinmez,  sanki  sebepsiz  yere  Devlet  Güçlerince  bölgede  katliam  yapmış gibi  bir  imaj  yaratılarak  olaylara  meşruiyet  kazandırılmaya    çalışılmış,  1.  ve  2.  Dersim  İsyanlarında  öldürülen   12.000  Jandarmanın   katillerinin  kim  olduğu  veya   bu  hareketin  Erzincan, Sivas, Elazığ,Erzurum  veya  Malatya  değil de  Dersim (Tunceli’de) yapıldığını, Hükümetin  özür  dileme   sebebini   soran  bir  muhalefet  yetkilisi  de   yoktur. Bu  suskunluğun   sebebi:
    a) Bilgi  sahibi  olmamak  mı?
    b) Konuyu  kayda  değer  görmemek  mi ?
    c)Hükümeti   gücendirmemek  için mi?
    d) Cumhuriyet'e  yapılan  karalamayı hafife  almak mı?
    e)Bilmediğimiz  başka  bir  sebepten mi? 
anlamak  mümkün  değildir. Dersim  Olayları hakkında  gerçekçi   bir  bilgi  sahibi  olmak  için;  Barbaros  Baykara'nın   "Dersim  1937"  ve " Nefret  Köprüsü Şırzı "  adlı eserlerini   okumak  gerekir. Dersim Olayları'nda dış güçlerin rol almadığı iddia edilse de Rusya ve Ermenilerin yaptığı silâh ve maddi yardımlarla Ermeni Mezalimi  “Nefret  Köprüsü Şırzı "da   detaylı olarak  açıklanmaktadır.
               İsyanların bastırılmasından sonra; Tunceli'nin Islahı Kanununa ( bugünkü kalkınmada öncelikli iller kanunu gibi)  işlev kazandırılmış;  Ulaşım,  Eğitim ve Kültür,  Güvenlik hizmetleri götürülerek hayat seviyesinin yükseltilmesine çalışılmış,  bölge halkının bir kısmı da değişik bölgelerde iskâna tabi  tutularak huzurlu  bir  ortam  sağlanmasına  çalışılmıştır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250