porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

UYGARLIK, İNSANA SAYGI DEMEKTİR..


Bu makale 2014-11-15 19:21:31 eklenmiş ve 1387 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

Bugünümüzü doğru biçimde anlayabilmenin yolu geçmişimizi anımsayabilmekten geçiyor. Küresel Neo-Kapitalist anlayışın gelişmemiş toplumlarda yarattığı “Tükettiğin kadar adamsın”, “Paran kadar konuş” gibi dayatmalara en güçlü dayanak ise toplumun geçmişiyle ilgili duyarlılığını yok etmektir.

 

Tarihini karalayan, kötüleyen ve önemsizleştiren toplumlar, onları yönlendiren diğer devletlerin arzusuna uygun yozlaşarak çökmeye mahkûmdur. Geçmişine sırt çevirerek dönemsel de olsa tarihini unutan toplum önce cahilleştirilir sonra da yoksullaşır.  

 

Yeni kapitalizmin öncelikli stratejisi (oyunu) toplumları en kolay yönetilebilir kılmak için cahilleştirme ve yoksullaştırma politikaları üretmektir. Çünkü; cahil, eğitimsiz ve geçim derdine düşmüş, çaresizlik içinde birini kandırmak; iyi eğitim almış, bilgi ve bilimle donanımlı, uygar birini kandırmaktan daha kolaydır. Cahil toplumlar en kolay aldatılabilen toplumlardır. Yönetilmeleri de bir o kadar kolaydır. 

 

Sormayan, sorgulamayan, olumsuzluklar karşısında sesi soluğu çıkmayan insanlardan oluşan toplumların koyun sürüsünden ne farkı olabilir ki? Bu nedenledir ki; gelişmemiş ve gelişmemişlikte direnen toplumlarda terör, barış sorunu, iş kazaları, göçük ve sıradan kaza haberleri, inanç istismarı, etnik kökenle ilgili ötekileştirme, iletişim ve empati eksikliği, insan hakları ihlalleri, basına sansür, faili meçhul ölümler, kaynağı belli cinayetler, akıl almaz yasaklar, zorbalıklar ve düşünce özgürlüğünün kısıtlanması gibi daha birçok uygarlık dışı olumsuzluk yaşanmaktadır.

 

Sömürgeci ve yayılmacı emperyalizmin düzeni böyle işler; böl, parçala ve yönet.. Bir toplum uygarlık ekseninden bir kez çıkmasın, başına gelmeyen kalmaz. Başına gelenler kendi cahilliğinden, aldatılmışlığındandır. İletişim teknolojilerinin ve dünya ekonomisinin gelişmesine paralel olarak toplumlara daha kolay ulaşan, onları istedikleri biçime sokan küresel kapitalistlerin zenginliği çoğu küçük ölçekli devletlerin bütçesine denkse de, nüfusları içinde bulundukları toplumun toplam nüfusuna oranı %1'i geçmez. 

 

Çok düşündürücü, değil mi? Çok küçük bir azınlığın büyük insan yığınlarını parmağına takıp oynatması, acı çektirmesi, ölümlerine neden olması, iç ve dış barışı bozması, devletini ve ülkesini uluslararası ilişkiler açısından itibarsızlaştırması, halkını soyup soğana çevirmesi ne acı.. 


Uygarlık, “İnsana Saygı” demektir.


İnsanın kendine saygı duymasında en önemli etken, köken (geçmiş) bilincinin oluşturulmasıdır. Bu da toplumların uygarlaşma sürecinde ne kadar yol aldıklarına bağlıdır. Uygarlaşma devrimlerini gerçekleştirmiş toplumlar her konuda insanı öncelik alan devletlere sahiptirler. 

 

Göz kapalı harcanan paralar, sıra sıra otomobiller, göklere tırmanan beton yığınları, sayılamayacak kadar tv kanalı, kolay iletişim ağları, lüks sayılabilecek fiyatlarla satılan cep telefonları, tablet bilgisayarlar, borç para veren tefeci bankalar, krediler, faizler ve dahası.. Tüm bunların getirdiği ya da bunlara neden olan tüketim çılgınlığı.. 

 

Varlık ile uygarlığı birbirine karıştırmamak gerekir. Her varlıklı ve rahat yaşayan uygar sayılmaz. Her parasızın yoksul sayılamayacağı gibi. Gerçek yoksulluk ve eksiklik uygarlıktan uzakta ve habersiz olmaktır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400