porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

NİKSAR'DA SON SARAÇ (ATA YADİGÂRI BİR ZANAAT) MUSTAFA ÖZŞEN ( II )


Bu makale 2014-12-02 19:00:23 eklenmiş ve 1011 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

ÇATALLI SOKAK

 

Biz o zaman 15 yaşında yoktuk. Biz ne ayakkabı gördük, ne pantolon. Çarık giyerdik, çarık. Çatallı sokağına kadar çarık giyerdik, orda çarıkları çıkarıyoruz çantamıza koyuyoruz, eskimesin diye tabi. Yine şalvarı da çıkarıyorduk eskimesin diye. Pantolonumuz zaten yoktu ki.  Yoktu o zaman, yokluk çok fazlaydı. Yalınayak, ayağımızda bir donla mal güderdik biz. Akşam üzeri Karayolları'nın altından Çatallı Sokağa geldiğimizde artık Niksar'a gireceğimiz için elimizi ayağımızı yıkadıktan sonra çantamızı açar, çarığımızı ve kıyafetlerimizi çıkarır ve giyerdik.

 

Yokluk yoksulluk çok fazlaydı o zamanlar. O kadar çok anılarımız var ki, anılarımızın dili olsa da konuşsa.  Haydarbey Çiftliği'nden, Tepedibi'nden saman getiriyorduk  öküz arabasıyla, ta Derebağ'ın  başına. Havuz vardı, o havuza kadar götürüyorduk, oraya kadar çıkarıyorduk öküz arabalarını. Haydarbey'den al, oraya götür hem de çetenlerle. 2,5 lira'ya para be, para bolluğu, çok çokluğu. Yoklukta tabi iyi para o zaman.  

 

Benim yapmadığım iş kalmadı be kardeşim. Kaçakçılık yaptık. Sigara kağıdı satardık eniştemle beraber. Sertağa eniştem vardı Hilmi Suvacı.  Burdan vururduk, köyleri gezerek yayladan ağrım o yandan aşağı iner, kağıt satardık. Köylerde tütün var ama o tütün için kağıt lazım değil mi. Tütün kağıdı işinden de iyi para kazanmıştık.  

 

YUMURTANIN TANESİ 10 PARA İDİ

 

Yumurtacılık yaptım. Köylerden yumurta topluyorduk. Eskiden şeker sandıkları vardı. şeker çuvalla filan gelmezdi, tahta sandıklarla geliyordu şekerler. Biz o boşalan şeker sandıklarını alır, eşeklere yükler, köy köy gezerdik. Artık 50 o köyden,100 bu köyden toplardık. Şahanlı'dan (Şahinli) girerdik sabah yumurta toplamaya, Yağan'da sandıklar yarı olurdu. Mahmudiye'de sandıklarımız yumurta ile dolar biz de Niksar'a dönerdik. Bu üç köyde doldururduk, sadece sandıklar değil bir de fırın kadar yumurta sepetimiz vardı. Onu da sandıkların ortasına, semerin üstüne koyardık.  Tabii her seferinde başka bir bölgeye giderdik. Bir de hafta günleri mesela Erbaa tarafındaki köylerin yolunu Deliktepe'nin orada keserdik. Birer sepet birer sandık neyse yumurtaları toplardık, yani hafta günleri köylere gitmemize gerek kalmazdı. Yumurtanın en bol olduğu zamanlar tanesini 40 paraya, normal zamanlarda 100 paraya, en az olduğu dönemde ise 5 kuruşa alıyorduk. 40 para 1 kuruştu ve kenarları kırtışlıydı. 100 para ise delikli para idi. Bu dediklerim ben askere gitmeden yani 1945-1952 arasında idi.  

 

Niksar'da yumurtaları toplayıp İstanbul'a satan, gönderen tüccarlar vardı. Biz bu tüccarlardan Gazalapalı Şükrü'ye getirirdik topladığımız yumurtaları. Baba adamdı O, fakir babasıydı. Dükkanı Belediye İşhanı'nın altında Arasta girişinin karşısında, Lastikçi Enver'in (Taşkıran) şimdi durduğu yerde idi. Biz yumurtaları götürdüğümüzde hemen diziciler gelir, sandıkları alır yumurtaları sayar, sonra da onları boy boy kasalara tekrar yeni kasalarına dizerler ve İstanbul'a gönderilmeye hazır hale getirirlerdi. Demin söyledim, eli açık adamdı, baba adamdı Gazalapalı Şükrü. Biz onun dükkanına geldiğimizde etler hazırlanmış olurdu. Birer paket sigaramızı verirdi. Yenilir içilirdi. 

 

BEN SARAÇLIĞI ASKERDE ÖĞRENDİM

 

Tabii devir devran döndü dolaştı bizim askerlik zamanı geldi. 1952'de gittim, 1954'te askerlik bitti Niksar'a döndüm. Asker Ocağı çocuğu genci adam eder derler, ben sadece adam olmadım aynı zamanda mesleğimi de orada öğrendim. Yani askerde meslek sahibi oldum, saraç oldum. Alayda iken komutanım beni Ankara'da açılan Saraciye kursuna gönderdi ve ben o kursu ikincilikle bitirdim. Sonra da alayıma geldim ve bu işi yaptım. Ustam da Ankara Nallıhan'lıydı. Daha çok atların kayışı dikerdik, palaska yapardık, hayvan takımı yapardık. Her şeyi yapardık biz potin tamir ederdik.  Çuval işi potin geliyor bize eski potinlerden,  potinlerin tamirini yapıyorduk askerde iken. 

 

Tabii askerlik bitti ben Niksar'a geldim. Bu arada Pazarcılık yapıyoruz. İşte Akkuş pazarına sebze götürüyoruz, satıyoruz. Oradan bir şeyler alıp Niksar'a getirip satıyoruz. Derken bir gün muhtar babamı görüş ve beni askeriyeden Ankara'ya çağırdıklarını, askeriyede işe gireceğimi söylemiş. Akşam babam bana bunu söyledi ama Nuh diyor peygamber demiyor. Annemle beraber olmaz diyorlar, seni göndermeyiz diyorlar. Beni çok seviyorlardı. Yani anne babam istemediği içi onları kıramadım ve askeriyeye giremedim. 

 

58 YILDIR SARAÇLIK YAPIYORUM

 

Ben saraç Mustafa  ÖZŞEN, sene 1956'dan beri bu işle uğraşıyorum. İlk dükkanım Dicle Otel'in yanındaki şimdiki Denizbank'ın olduğu yer idi. 18 yıl çalıştım o dükkanda. 18 sene. O dükkandayken günde 4 tane kaltak dikiyordum.  40 lira para alıyordum valla o zaman. 4. kaltağı dikmeden işi bırakıyordum. Çekiyordum öte berileri içeriye. Çocuklar geliyordu, ben gidiyordum  doğru eve. Annemi bir görüyüm, geri geleceğim. Hemen annemi görürdüm,  bir  isteği var mı yok mu diye. Oğlum bana işkembe çorbasıyla mercimek çorbası varsa getir derdi. İşkembe çorbasını çok severdi.  Tamam şimdi geliyorum anne derdim. İşkembe  çorbasına ekmeği de doğrardım, bir güzel yerdi. Ne isterse onu getiriyordum,  onun gönlünü hoş ediyordum. Daha sonra dükkana döner işime devam ederdim. İkinci dükkanım Hacı Ömer Kihtir'in evinin altında idi ama orada çok durmadık. Daha sonra Kuz Santral Caddesinde Gavur Alilerin Serdal'ın evinin altına taşındık. Şimdiki Yüncü Ahmet'in dükkanının  üst yanındaydı  o dükkan. Dördüncü ve son yerimizde Bengiler de şimdi bulunduğumuz dükkan. 

 

Tabii eskiden bizim işler çok daha rağbet görüyordu. İş yetiştiremiyorduk. Çünkü o zaman herkesin hayvanı vardı ve bizim işe muhtaçtılar. Sadece Niksar'dan değil çevre il ve ilçelerden de çok müşterimiz vardı. Özellikle Ordu tarafından çok müşterimiz vardı. Akkuş, Ünye, Fatsa, Aybastı, Terme, Şebinkarahisar, hele de Mesudiye. Mesudiye'den çok gelirlerdi. Ne bileyim o kadar çok yerden gelirlerdi ki. Taa Erzurum'a mal gönderiyorduk. Bize şipariş verirlerdi, biz de malı hazırlar, gönderirdik. O zamanlar satışlarımız çok iyiydi, mal yetiştiremezdik. Ordu taraflarında hayvan ve de özellikle at çoktu, hep koşum takımları yapardık Karadeniz'e.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400