porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

Dinler Arası Diyalog


Bu makale 2013-05-11 11:40:40 eklenmiş ve 1598 kez görüntülenmiştir.
Kemal YILMAZ

Dinler, Hak Din, muharref dinler ve batıl dinler olmak üzere üç kısma ayrılırlar. Allah tarafından Peygamberleri aracılığıyla bildirilen ve hiç bir değişikliğe uğramadan ve asılları bozulmadan günümüze kadar gelen dine Hak Din denir ki, bu İslamdır. Allah tarafından peygamberler aracılığıyla gönderildiği halde, sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve asılları kaybolan dinlere ise muharref (bozulmuş) dinler denir. Bunlarda Yahudilik ve Hristiyanlıktır. Batıl dinlere gelince, tamamen insanlar tarafından uydurulmuş dinlerdir. Bu türden olanlara din dahi demek doğru değildir. Diyalog kavramı içerdiği mana itibarıyle hoş ve güzel bir kavram olduğu halde, nerede, nasıl ve niçin kullanıldığına bakılarak, doğru ve düzgün bir amaca hizmet edip etmeyeceği anlaşılır. Bu itibarla Hristiyanlık ve Yahudilikle, son din olan İslamiyyet arasında herhangi bir diyalog söz konusu yapılamaz. Aralarında ne inanç konularında, nede ibadetlerde hiç bir benzerlik ve yakınlık yoktur. İslam tevhidi esas alırken, diğerleri tevhidi reddederler. İbadet hayatı tamamen farklıdır ve bakış açıları bir değildir. İslam, dünya hayatını, insan için bir imtihan yurdu olarak ele alır, hristiyanlıkta ise, her şey dünyadan ibarettir. İslamda ruhbanlık yoktur vede bu anlayış kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Diğerlerinde Papazlar ve hahamlar herşeydirler. İslam, akl-ı selimi, ilmi ve bilimi en önemli değer olarak gösterir. Diğerlerinde din, akıl ve bilim ile bağdaşmaz. İslama göre insan, en şerefli varlıktır ve günahsız olarak dünyaya gelir. Diğerlerinde, insan doğarken günahkardır. İslam, tüm insanlığa gönderilmiş ve kıyamete kadar koruyucusu Allah (cc) olmuştur. Kuran-ı Kerim Allahtan geldiği gibi korunmuş, hiç bir değişikliğe uğramamış ve hem yazılı, hemde sözlü olarak tevatür yoluyla günümüze kadar gelmiştir ve yüce Allah-ın insanlık alemine son mesajıdır. İslam, kendisine ait olan şu özelliklerinin, müslümanlar tarafından, hiç bir şekilde tartışılmasına izin vermez. 1-Allah katında geçerli din yalnızca İslamdır, 2-Son dindir ve başka bir din gelmeyecektir, 3-Hükmü kıyamete kadar geçerlidir ve bakidir, 4-Kendisinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır, 5-Ve ebedi mucizedir. Görüldüğü gibi, diyaloğ dinler arasında değil, dindarlar ve din mensupları arasında olmalıdır. İnsanlar biribirlerini tanımalı, görüşüp konuşmalı, arkadaşlık, komşuluk, siyasi ve ekonomik ilişkileri kurabilmelidirler. Elbette kendi aralarında dinlerini müzakere ve münakaşa da edeceklerdir.. Ancak bunu yaparken dinleri birleştirme, ortak bir paydada buluşturma gibi anlamsız davranışlardan titizlikle sakınılmalıdır. Dinin ayarlarıyla asla oynanamaz. Bir takım asılsız ve hatalı düşüncelere dayandırılarak yapılacak çalışmalar diyaloğ değil, çarpıtma ve tahrip etme anlamına gelir ki, bu durum İslama ve insanlığa yöneltilmiş en büyük fitne ve fesad hareketi olmaktan öteye geçemez. İbrahimi dinler söylemi gerçeği yansıtmaz. Peygamber efendimizle, Hz. Musa (as) ve Hz.İsa (as) ın İbrahimin soyundan geliyor olmaları, getirdikleri dinin akıbetinin ne olduğu gerçeğini değiştirmez. Hz.Peygamber (sav) bi zatihi kendisinin, muhatapları olan hristiyan ve yahudi heyetlerle yaptığı bir çok görüşmelerdeki sonuçlar, ayan beyan ortadadır. Cennete girebilmenin yegane şartı, iyi bir mümin ve müslüman olmaktır. Bizlerin yapması gereken şey, yaşayarak tebliğ ve davet yöntemiyle ki bu, ( Peygamber sünnetidir ) İslamı insanlığa sunmak olmalıdır. Aksi halde hem müslüman, hem hristiyan ve hemde yahudi olunabileceğini zanneden tiplemeler ortaya çıkacak, böylece insanlık büyük bir fesadın içerisine düşerek dünya ve ahiretini kaybedecektir. Kendi toplumları tarafından terk edilmiş, hiç bir cazibesi kalmamış dinleri, İslamla eşitleyerek onun üzerinden yeniden diriltmeye çalışmak papalık kurumunun arzu ettiği bir iştir. Anadoluyu yeniden hristiyanlaştırmak, dünya müslümanlarını iğdiş edip, emperyalist batı medeniyetini pekiştirmekten başka bir gaye taşımaz. Diyaloğ çalışmalarının toplumu getirdiği sonuçlara bakarak nasıl birşey olduğunu anlamak zor değildir. Ben hristiyan bir müslümanım, müslüman bir kadın, gayri müslim bir erkekle evlenebilir, kelime-i şehadetten peygambere iman cümlesini çıkarabiliriz, yalnızca Allaha inanması yeterlidir, dindar bir hristiyan veya yahudi olan bir kimse de cennete girebilir vs. türünden sözler duymak artık normal karşılanabilecek düşünceler arasına girmiş durumdadır. Bu sözler Kuran ve Sünnete göre sahibini küfre düşürecek kadar sapkınlığı içeren düşüncelerdir. Aynı zamanda insanlığın önündeki hidayet kapılarını tümden kapatmak anlamınada gelir ki bunun vebalinin nekadar ağır olbileceğini görmemek basiretsizlik olur.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
katılmıyorum
kadri 2013-06-12 18:39:38
Sn yazar,
Hristiyanlar da cennete gideceklerine inanıyor,onların da kendilerine göre faziletleri erdemleri var,nasıl olacak bu?
Çok çeşitli kültürel yapıların dinlerin yüzyıllardan beri bir arada yaşamalarının ürünü karşılıklı saygı ve hoşgörü ortamını Ülkemizde yaşıyoruz. Anadolu hoşgörü kültürünü yaşam tarzı haline getirmiş ve bu ortamda devamlılığını sağlayabilen tek örnektir. Yani kısaca hoşgörünün başkentidir..Bunun yolu da Dinler arası Diyalogdan geçmektedir.Aksini düşünmek yunusu,mevlanayı,hacıbetaşı veliyi yok saymaktır..
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400